İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinde, ödenmeyen imalat ve tedarik hizmetleri alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası.
Özet: Davacı şirket, davalıya sağladığı ticari imalat ve tedarik hizmetlerinden doğan alacaklarını tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmektedir; davacı, davalının sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal ederek ödemeleri yapmadığını, takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerken, davalı şirket ise borcun mevcut olmadığını, davacının ispat yükünü yerine getirmediğini, alacağın zamanaşımına uğradığını ve faiz oranının fahiş olduğunu savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/402 Esas
KARAR NO :2026/211
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:12/06/2025
KARAR TARİHİ:31/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından ... Teknoloji Hizmetleri ve Tic. A.Ş.'ye imalat ve tedarik hizmeti verdiğini, müvekkili ... için çeşitli ürünlerin üretim ve tedarikini üstlenmiş; edimlerini sözleşmesel ilişkiye uygun, zamanında ve eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, ancak ... firması, sözleşmesel yükümlülüklerini defaatle ve sistematik olarak ihlal etmiş; gerek teslim alma yükümlülüğünü zamanında yerine getirmemesi, gerekse yapılan teslimatlara karşılık hakediş ödemelerini süresinde ve eksiksiz yapmaması nedeniyle iş ilişkisi müvekkili açısından sürdürülemez hale geldiğini, bu durumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesi kapsamında tacirlere yüklenen "basiretli davranma yükümlülüğü"nün açıkça ihlali niteliğinde olduğunu, söz konusu ihlaller nedeniyle müvekkili şirket 10.07.2024 tarihine kadar verilmiş siparişleri üretmeyi taahhüt etmiş olmakla birlikte, bu tarihten sonraki siparişlerin üretimini durdurmuş ve karşı tarafa ihtarname ve e posta yoluyla bu hizmet ilişkisinin feshedildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca, ticari nitelikteki alacak ve tazminat taleplerine ilişkin davalarda, dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından alacakların tahsili amacıyla 22.01.2025 tarihinde ...Arabuluculuk Bürosu’na 2025/... numarası ile başvuru yapılmış; taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde herhangi bir anlaşmaya varılamadığını, Arabuluculuk süreci anlaşmazlıkla sonuçlandığından, müvekkil şirket yasal zorunluluk gereği dava yoluna başvurmak durumunda kaldığını, müvekkili şirket tarafından ... firmasına yapılan her bir ürün teslimatı sonrasında düzenlenen faturalar ile sözleşmeden kaynaklı parasal alacaklar doğduğunu, Müvekkili sözleşme kapsamında üretim ve sevkiyat yükümlülüklerini eksiksiz ve zamanında ifa etmiş, bu işlemlere ilişkin düzenlenen faturalar ve alacak ekstresi dosya kapsamında sunulduğunu, buna karşın ... firması sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal etmiş; teslimi yapılan ürünleri zamanında teslim almamak suretiyle müvekkilin depo alanlarında yoğunluk yaratmış, üretim planlamasını sekteye uğradığını, buna ek olarak ... firması müşterilerden kaynaklı ürün iade taleplerinde müvekkili sorumlu tutmuş, ancak bu sürecin gerek lojistik gerekse finansal yönlerini üstlenmediğini, özellikle özem üretim niteliğindeki ürünlerin iade edilmesi müvekkili nezdinde ciddi zararlar doğurduğunu, söz konusu süre zarfında davalıya teslim edilen ürünlere ilişkin toplam alacağın tahsili için .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyası üzerinden yasal takip başlatılmış; ancak davalı, herhangi bir hukuki ve maddi gerekçeye dayanmaksızın takibe itiraz ederek süreci durdurduğunu, davalının bu itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zira dosya kapsamında sunulan cari hesap ekstresi, düzenlenen faturalar ve tarafların ticari defter kayıtları birlikte incelendiğinde, borcun mevcut olduğu ve ödeme yapılmadığı açıkça görüleceğini, bu yönüyle itirazın sadece borcun ödenmesini geciktirmeye yönelik kötü niyetli bir girişim olduğunu, bu nedenle alacağın %20’sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, takibe konu alacak likit olduğundan, davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğramış olması sebebi ile de reddini, müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, yasaların emredici hükmü gereği davacı dava dilekçesindeki iddia ve beyanlarını ispat ile mükellef olup delillerini sunması gerektiği halde, dava dilekçesi içinde, davaya konu somut olayı ve taleplerini ispatlayan yeterli belge veya evrakların sunulmadığını, davacı tarafın diğer taleplerini kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirketin dava dilekçesinin içeriğinde ve ödeme emrinde belirtildiği şeklide ve miktarda borçlarının bulunmadığını, takibe konu alacağa ilişkin sunulan faturaların içeriğinden dayanağından dolayı müvekkilinin takip talebinde alacaklı gözüken davacı tarafa borcunun bulunmadığını, taraflarınca işleyecek ve işlemiş faize ve faiz oranına da itirazda bulunulduğunu, davacı tarafın talep ettiği faizin fahiştir, ayrıca ispat yükü davacı tarafta olup konu edilen cari hesaptan vs. dolayı alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, öte yandan müvekkili şirketin ve diğer müvekkillerinin takibe konu edilen alacağa ilişkin cari ilişkiden vs. Dolayı herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın alacağının ispat etmek zorunda olduğunu, taraflar arasında komisyonculuk ilişkisi bulunmadığı gibi prim esasına dayalı herhangi bir ticari ilişki de bulunmadığını, davacı yanca ispatlanamayan davanın reddinin gerektiğini, tüm bu açıklanan nedenler ile davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmaması sebebiyle davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi, ekleri ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.
.... İcra Müdürlüğü' nün 2025/... esas sayılı dosyası celp edilerek incelenmiştir.
GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık konusunun, .... İcra Müdürlüğü' nün 2025/... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;
Dava konusu bakımından dosyanın bilirkişi yönünden inceleme yapılması için 11/11/2025 ön inceleme zaptıyla davacı tarafa kesin süre verilmiş olup, kesin sürenin ihtaratı yapılmıştır. Yapılan ihtarata rağmen diğer celseye kadar bilirkişi ücreti yatırılmadığından mevcut deliller yönünden dava devam edilmiş olup, ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen gerekçeler uyarınca;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan, Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 18.056,83 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 17.324,83 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 179.078,02-TL nisbi vekalet ücretinin Davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin Davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin Davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
6-Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara İADESİNE,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/03/2026
Katip ..
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır