İnşaat işçisinin iş kazası sonucu düşerek yaralanmasıyla ortaya çıkan maddi ve manevi tazminat talebinde, istinaf sonrası tazminat miktarının usuli engellerle azaltılmasının temyizi.
Özet: İnşaatta meydana gelen iş kazası sonucu yaralanan işçinin maddi ve manevi tazminat talepli davasında, ilk derece mahkemesi güncel verilerle hesaplanan yüksek bir maddi tazminata hükmetmiş, ancak bölge adliye mahkemesi, işçinin önceki karara istinaf etmeyerek kesinleşen daha düşük bir maddi tazminat miktarının esas alınması gerektiği gerekçesiyle bu tutarı önemli ölçüde indirmiştir. İşçi vekili, bu kararın haksız olduğunu, kaldırılan bir karar sonrasında yapılan yeni hesaplamaların dikkate alınması gerektiğini ve usuli bir engelin işçinin hak ettiği tazminata ulaşmasına mani olmaması gerektiğini belirterek temyiz başvurusu yapmıştır.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1659 E., 2025/83 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 11. İş MahkemesiSAYISI : 2022/387 E., 2024/260 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işverene ait inşaat iş yerinde sıva yaparken düşerek yaralandığını beyan ederek 5.000,00-TL maddi tazminat ile 35.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınmasını talep etmiş; yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin talebini 05.03.2020 tarihli dilekçe ile 128.773,60 TL olarak arttırmış, 06.06.2024 tarihli dilekçe ile 690.768,89 TL olarak ıslah etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilli şirketin gereken tüm güvenlik önlemlerini aldığını, her türlü malzeme, araç ve gerecin sağlanması, işyerinde bulundurulması ve işçilere kullandırılması noktasında kedisine düşen yükümlülükleri eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, kazanın davacının kusurlu hareketleri sonucu meydana geldiğini belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1- Davanın kısmen kabulü ile 690.768,89-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 30.06.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2- 20.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.06.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davaya konu iş kazasının, davacının davalıya ait iş yerinde sıva ustası olarak çalışmakta iken olay günü olan 30.06.2014 tarihinde iskele üzerinde bastığı kalasın kırılması veya yan dönmesi ile dengesini kaybederek yaklaşık 2.20 metre yükseklikten beton zemine düşerek yaralanması şeklinde gerçekleştiği, 26.07.2018 tarihli kök rapor ile 17.01.2024 tarihli ek heyet bilirkişi raporunun tarafların iddia ve savunmaları ile itirazlarına ve dosya kapsamına uygun olup, gerekçeli ve hukuka uygun bulunduğundan olayın meydana gelmesinde işverenin %75, davacı işçinin %25 oranında kusurlu olduğu yönündeki Mahkeme kabulünün yerinde olduğu, SGK Sağlık Kurulunca davacının davaya konu iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının %28 olarak belirlendiği, hükmedilen manevi tazminatın makul ve hakkaniyete uygun olduğu, davalının bu yönleri amaçlayan istinaf itirazlarının reddi gerektiği; ancak, Mahkemece ilk olarak verilen ve Bölge Adliye Mahkemesinin 21.09.2022 tarihli ve 2021/380 Esas - 2022/1941 Karar sayılı kaldırma/gönderme kararına konu 09.12.2020 tarih, 2016/380 Esas - 2020/410 Karar sayılı kararında davacı lehine 128.773,60 TL maddi tazminata karar verildiği ve bu karara karşı sadece davalı yanın istinaf itirazında bulunduğu dikkate alındığında Mahkemece istinaf talebinde bulunmayan davacı yönünden kesinleşen hususlar göz önünde bulundurulmaksızın 690.768,89 TL maddi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, "Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile 128.773,60 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 30.06.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.06.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine" karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; Mahkemenin ilk hükmüne karşı istinaf başvurusunda bulunma sebebi görmediğinden karara itiraz edilmediği, kararın kaldırılması sonrası yeniden yapılan yargılamada asgari ücret artışı gözetilerek hesap bilirkişi raporu alındığı, ikinci defa yerel mahkeme tarafından verilmiş kararın somut olay adaletine, ekonomik veriler ile enflasyon oranlarına, hakkaniyete göre adalet sağlamaya yönelik olduğu, oysa istinaf ilamı içeriğinde herhangi bir gerekçe ileri sürülmeksizin usuli engel ile malul olmuş işçinin hakkına kavuşmasına mani olunduğunu, istinafa başvurmamış olması nedeniyle cezalandırılması/hakkına kavuşmasına engel olunması yönündeki kararın usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğu, davacının sıva ustası olup aylık kazancının işverence Kuruma bildirilen veya Esnaf Odası tarafından bildirilen ücretin üzerinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.