Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde görülen, işçinin 2005-2013 yılları arasındaki sigortasız hizmet tespiti davasında işveren ve SGKnın itirazları.
Özet: Okuma yazması olmayan bir işçinin, bir şirkette 2005-2013 yılları arasında yaklaşık sekiz yıl boyunca sigortasız çalıştığı ve sigortalılığının tespiti yönündeki iddiasına karşılık, davalı işveren bu iddiaları reddederek işçinin depremzede olması nedeniyle kendisine yalnızca insani yardımda bulunulduğunu ve işçi olarak çalışmadığını savunmuş, feri müdahil kurum ise ilgili dönemde sigorta kaydı bulunmadığını ve husumet yöneltilemeyeceğini belirterek uyuşmazlığın, somut ve inandırıcı kanıtlarla çalışma olgusunun yöntemince tespiti gerekliliğine işaret etmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/8419 E.  ,  2025/14184 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/594 E., 2025/734 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/66 E., 2024/243 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davacının, davalı şirketin kuruluş tarihinden itibaren paketleme, sayım işinde meydancı olarak işçi sıfatı ile çalıştığını, ancak davacının bu tarihler arasında sigorta kayıtlarının gözükmediğini, davacının bu çalışması esnasında işveren tarafından sigortasının yapılmadığını, Kuruma herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, primlerinin ödenmediğini, bu dönem boyunca davacının sigorta primlerinin yatırılmadığını bilmeksizin işine devam ettiğini, davacının okuma yazması olmayan bir kişi olduğunu, davalı şirket tarafından kandırıldığını ve haberi olmadan sigorta primlerinin yatırılmadığını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile davacının davalılara ait iş yerlerinde şirketin kuruluş tarihinden itibaren yaklaşık 8 yıllık süre içinde 10.07.2005-16.04.2013 tarihleri arasında bir fiil çalıştığının ve sigortalılığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, reddinin gerektiğini, davalı işyerinin bünyesinde 17 tane sigortalı işçi çalıştırdığını ve 9 senedir alanında faaliyet gösterdiğini, davacının iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacının 10.07.2005 tarihinden itibaren çalıştığını iddia ettiğini ancak şirketin kuruluş tarihinin ticaret sicil kayıtlarından da görülebileceğini ve 21.11.2005 tarihi olduğunu, kaldı ki şirketin kurucusu ...'ün başka bir iş yeri bünyesinde sigortalı olarak çalıştığını, hiçbir işçisiyle hukuki ihtilaf yaşamadığını, davacının 1950 doğumlu olduğunu, 64 yaşında olduğunu, davalı iş yerine durumunun iyi olmadığını söyleyerek yardım istemeye geldiğini, iş yeri sahibi ...'ünde deprem mağduru olduğunu yardımlaşmaya önem verdiğini, ara ara davacıya gel yardım edeyim dediğini, davacıya yardım almaya geldiği zamanlarda bende işin ucundan tutayım diye işçilere yardım etmeye çalıştığını, ancak işçi statüsünde fiili çalışmasının olmadığını, 2013 yılında davacının işyerine ziyaretlerini sıklaştırdığını, bunu kötü niyetli olarak yaptığını, amacının SGK denetmenleri geldiğinde iş yerinde olmak olduğunu, açıklanan nedenlerle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava tarihinin 29.09.2014 olduğunu, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun ile 5521 sayılı İş Mah. Kanunu 7. maddesine eklenen fıkra gereğince Kuruma hizmet tespiti davalarında husumet yöneltilemeyeceğini, Kurum hakkında hüküm kurulamayacağını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı davalıya ait iş yerinde 10.07.2005 -16.04.2013 tarihleri arasında 8 yıl çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ettiğini, Kurumun davada verilen hükmü uygulayacak olan idari merci olması sebebiyle davalı taraf yanında fer'i müdahil olarak katılma taleplerinin kabulünü, davacının sicil dosyasının incelenmesi halinde, 12.05.2004 tarihinde “ ...” sicil numaralı ... Tekstil adlı işyerinde 16.04.2013 tarihinde “ ...” sicil numaralı davalı işverenlikte, 03.06.2014 tarihinde de “ ....” sicil numaralı ...'na ait iş yerinde çalışmaya başladığının görüldüğünü,davacının 4/1-a kapsamında 222 gün hizmetinin bulunduğunu, davacının tespitini talep ettiği 10.07.2005-16.04.2013 tarihleri arasındaki dönemde hizmetlerinin görünmediğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.06.19 99... /527, 30.06.19 99... /555, 05.02.2003 gün ve 35/34, 15.10.2003 gün ve 634/572, 24.11.2004 gün ve 538/621, 01.12.2004 gün ve 629/641 sayılı Kararlarında, bildirgenin Kuruma intikal ettiği, intikal ediş tarihine göre beş yıllık hak düşürücü sürenin geçirilip geçirilmediği, bildirgedeki kimlik bilgilerinin, yaptırılacak grafolojik inceleme sonucuna göre bildirgedeki imza ve varsa fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı, bildirge Kuruma teslim edildiğinde davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu ve bu numaranın sigortalının daha sonraki yıllarda gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığı belirlenmeli, bulunabildiği takdirde sigortalı ile birlikte çalışan kişiler ile aynı çevrede iş yeri olan işveren veya bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler yöntemince saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde yöntemince araştırılarak, elde edilen bilgi ve belgelerin tanık anlatımlarında belirtilen olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini iddia ederek; husumet itirazının kabulünü, Kurumun fer'i müdahil olarak kabulünü, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kısmen kabulü ile
Davacı ... ...’un davalıya ait iş yerinde 23.11.2005-31.03.2013 tarihleri arasında 2005/11 döneminde 2 gün, diğer dönemlerde ayda 4 gün hizmet akdiyle bağlı olarak çalışmış olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı mirasçılar vekili, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı mirasçılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin işletmenin 23.11.2005 tarihinde kanun kapsamına alındığına ilişkin yetersiz gerekçesi ile müvekkilin 10.07.2005 tarihinde işe başladığı iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, somut olayda davalı SGK kayıtlarına göre ticari işletmeyi açmamış gibi görünmesine rağmen tacir gibi ticari işletmesini işletmeye başladığını, tanık beyanlarının bu hususu doğruladığını, esas davanın açılmasından ve dava konusu uyuşmazlığın üzerinden uzun yıllar geçmesinin ardından alınan tanık anlatımları bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının çalışmasının tam zamanlı ve kesintisiz olduğunu, Mahkemece tanık beyanlarının hatalı değerlendirildiğini, davacının okuma yazma bilmemesinin işverence kötü niyetli olarak kullanıldığını, davacının çalıştığı dönem boyunca sigorta bildiriminin yapılmadığı ve primlerinin ödenmediğinin sonradan farkedildiğini, davalı tanıklarının halen iş yerinde çalışıyor olmaları nedeniyle tarafsız şekilde yorum yapmalarının beklenemeyeceğini, davalı taraf tanık beyanlarına itibar edilmeyerek davanın kabülü yönünde karar verilmesi için ilgili kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş yerinin 21.11.2005 tarihinde kurulduğunu, Mahkemenin 2005/11 döneminde davacı müteveffanın 2 günlük çalışmasının bulunduğu yönündeki değerlendirmesinin bu anlamda kabul edilebilir olmadığını,davacının hiçbir suretle müvekkil şirket bünyesinde çalışması olmadığını, maddi yardım istemek nedeniyle zaman zaman ziyaretleri olduğunu, şirket yetkilisinin kendisinden herhangi bir talebi olmamasına rağmen kendi isteği ile kendisine yapılan yardımın altında kalmak istemediğini söyleyerek geldiği dönemlerde çalışanlara yardım ettiğini, davacının 2013 yılında birden bire artış gösterdiğini, davacı şirket bünyesinde sigortasız olarak çalıştırıldığından bahisle SGK’ya şikayette bulunup denetime gelinmesi halinde iş yerinde olabilmek adına ziyaretlerini artırdığını, davacının iddiasını ispat edemediğini, bu nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, Kuruma başvuru şartının gerçekleşmediğini, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Kurum kayıtları karşısında davacının iddialarını ancak yazılı deliller ile kanıtlayabileceğini, ancak Mahkemece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulduğunu, beyanların kendi içinde tutarsız ve çelişkili olduğu Mahkemenin bu beyanlara dayanarak karar verdiği dikkate alınarak kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal Haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
Tanıklık, üçüncü kişilerin dava ile ilgili bir vakıa hakkında dava dışında bizzat edindikleri bilgiyi Mahkemeye bildirmelerinden ibarettir. Burada amaç tarafların iddialarına esas bir vakıanın doğruluğu, olayların nasıl geliştiğinin ortaya konması olup tanık takdiri bir delildir. Bu nedenle Mahkeme tanıkların ifadelerini serbestçe takdir eder, yani tanık beyanları ile bağlı değildir. Ancak hâkim vicdani kanaatinin yanında gerekçeli kararında tanığın ifadesini neden kabul ettiğini ya da etmediğini gerekçeleriyle açıklamak zorundadır. Tanıklardan birinin beyanının bir başka tanığın beyanı ile çelişmesi mümkündür. Bu durumda Mahkeme zaman geçmesi nedeniyle unutma, yanlı anlatım, olayı farklı yerlerden gözlemleme, rivayet yoluyla (başkalarından duyarak) bilgi sahibi olma gibi nedenlerin çelişkiye neden olabileceğini nazara almalıdır. Bu çerçevede tanıkların taraflarla akrabalık, arkadaşlık, amir mahiyet, işçi işveren, çıkar ilişkisi olup olmadığını değerlendirir. Tanıkların beyanlarını diğer delillerle karşılaştırarak hangi delillerle tanık beyanlarının örtüştüğünü belirler. Tanığın tutarlı anlatımda bulunup bulunmadığı, dürüstlük izlenimi verip vermediği, olaya hakimiyeti gibi unsurlar da hâkim tarafından gözlemlenmelidir. Gerekirse tanıklar tekrar çağrılarak karşılıklı beyanları netleştirilir, çelişkiler üzerine tanıklara yeniden sorular sorulur.
Somut olayda, davacı tarafından yapılan işlerin niteliği araştırılarak, çalışmanın niteliği ve süresi, kısmi (part-time) ya da tam gün olup olmadığını belirlemek için dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarının birbiri ile çeliştiği dikkate alındığında çelişkileri giderecek şekilde sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip re’sen araştırma kapsamında davacının hizmetlerini bilebilecek durumda kanaat edinmeye elverişli sayıda tanık dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli, dinlenen tanıklar tekrar dinlenilerek bu tanıklara beyanları ayrıntılı şekilde açıklattırılmalı ve beyanlar arasındaki çelişki giderilmelidir. Mahkemece anılan tanıkların beyanları arasındaki çelişkiler yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda giderilmemiş; dinlenen tanıkların çelişkili beyanları yeterli değerlendirme yapılmaksızın hükme esas alınmıştır. Dolayısıyla tanık beyanları arasındaki çelişki yukarıda izah edilen ilkeler çerçevesinde giderilerek uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Davacılar murisinin 12.05.2004-04.06.20 04... .11.2004-06.12.2004 tarihleri arasında ... Tekstil iş yerinde bildirimi bulunduğu, işe giriş bildirgeleri incelendiğinde ... Tekstil iş yeri adresi ile davalı iş yeri adresinin aynı olduğu, davacının iş yeri devri iddiası titizlikle araştırılmalı, somut olarak ortaya konulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.