Davacı idarenin, kamulaştırılan sulu tarım arazisi bedelinin tespitinde münavebe ürünleri ve kapitalizasyon faiz oranına dair hatalı değerlendirme iddiasıyla yaptığı temyiz başvurusu.
Özet: Davacı idare, kamulaştırma bedelinin tespiti davasında, ilk derece mahkemesince sulu tarım arazisi niteliğinde kabul edilen taşınmaz için 2021 yılı tarım verileri ve %4 kapitalizasyon oranıyla belirlenen yüksek bedel ile lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi kararına itiraz ederek, münavebe ürünlerinin, kullanılan tarım verisinin, arazinin niteliğinin (mutlak kuru tarım olması gerektiği), kapitalizasyon oranının (%5 olması gerektiği) hatalı olduğunu ve komşu parsellerdeki anlaşma bedelleriyle çeliştiğini ileri sürmüştür; bölge adliye mahkemesince istinaf talebi esastan reddedilince, davacı idare aynı gerekçeleri tekrarlayarak temyiz yoluna başvurmuştur.

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/828 Esas, 2025/379 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Niğde 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/211 Esas, 2022/208 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, ..., .. köyü 1 03... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davacı taraftan tahsil edilerek davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; münavebeye alınan ürünlerin yörenin mutat tarım ürünleri olmadığını, münavebe ürün deseninin getirisi yüksek ürünlerden oluşturulmak suretiyle bedelin fazla belirlendiğini, dava tarihi 2021 yılı olmasına rağmen ürünlerin ekim dikim sezonu kesinleşmediğinden 2020 yılı tarım verilerinin kullanılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen bedelin bilimsel esaslara, yasal düzenlemelere ve hakkaniyete uygun olarak tespit edilmediğini, müvekkili idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya arasına alınan bilirkişi raporuna göre davaya konu taşınmaz sulu tarım arazisi niteliğinde olduğu, bu niteliğine uygun olarak kuru fasulye, silajlık kısım ve patates münavebesi uygulandığı, bilirkişi heyetince hesaplama sırasında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne ait 2021 yılı veri cetvelinde yer alan değerlerin baz alındığı, netice itibarıyla metrekare birim değerinin 50,54 TL/m² olarak hesaplandığı, bu haliyle dava konusu taşınmazın 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir yöntemine göre dava tarihi itibarıyla değerinin biçilmesinin kanuna uygun olduğu, sulu nitelikteki tarım arazisi için kapitalizasyon faiz oranının %4 olarak uygulanmasının Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, davalı adına olan dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesine ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca dava konusu taşınmazın sulama kaynağı ve yeterliliği araştırılmadan sulu arazi olarak kabul edildiğini, taşınmazın mutlak kuru tarım arazisi niteliğinde olduğunu, bu özelliği taşıyan taşınmazda münavebeye esas ürünlerin kuru tarım arazisine ait ürünlerden seçilmesi gerektiğini, kapitalizasyon faiz oranının %4 alınması hatalı olup %5 kapitalizasyon faiz oranı esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, aynı kamulaştırma kapsamındaki komşu taşınmazların çoğunda %5 kapitalizasyon faiz oranı üzerinden 11,51 TL/m² üzerinden anlaşma suretiyle kamulaştırma yapıldığını, bilirkişi kurulunun bedel belirlerken anlaşma yapmış kişilerin hak kaybına uğrayacağını düşünmeleri gerektiğini ileri sürmüştür.C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.