Avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta Türkiye Barolar Birliği Tahkim Kurulu hakem kararının iptali, yetki aşımı ve tahkim anlaşmasının geçerliliği.
Özet: Davacı, Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezi kararının, hakemin yetkisini aşarak talep edilenden yüksek miktarda hüküm kurması ve tahkim anlaşmasının geçersizliğine dair hatalı kararlar vermesi gerekçesiyle iptalini talep etmiş; davalı ise sözleşmedeki tahkim mekanizmasının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen bir kurul olduğunu savunarak görev itirazında bulunmuş, ancak mahkeme, tarafların Türkiye Barolar Birliği Hakem Yönetmeliğini sözleşme parçası kabul etmesiyle TBB Tahkim Merkezinin yetkisini zımnen kabul ettiğini ve hakem kararında kamu düzenine aykırılık, yetki aşımı gibi iptal nedenlerinin bulunmadığını değerlendirmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi (İlk Derece)
SAYISI : 2024/4 E., 2024/6 K.DAVA TARİHİ : 05.04.2024Bölge Adliye Mahkemesi kararı (İlk Derece sıfatıyla) davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili; taraflar arasında düzenlenen avukatlık ücret sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü için Türkiye Barolar Birliği Tahkim Kuruluna başvurduklarını, ancak Hakem tarafından verilen kararın iptali gerektiğini, talep sadece 150.000,00 TL olmasına rağmen Hakem Kararında aleyhine olacak şekilde 1.150.000,00 TL üzerinden hatalı bir şekilde talebi aşar şekilde karar verildiğini, 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun ) 439. maddesine göre, hakemin yetkisini aştığını, ayrıca tek hakem tarafından tesis edilen 10.11.2021 tarihli ara karar ile taraflar arasındaki 18.06.2021 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ve Ankara 2. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/210049 sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen uyuşmazlık bakımından tahkim anlaşmasının geçersizliğine ve hakemin yetkisiz olduğuna karar verildiğini, bu durumda açıkça talebi kapsamında olmadığını belirttiği kısma dair tahkim anlaşmasının geçersiz ve Hakemin yetkisiz olduğunu, bu kalem bakımından da karar verilmesi ve yargılama masrafına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tek Hakem kararında yapılan değerlendirmede, davalı tarafından, hakkında başlatılan Ereğli (Konya) İcra Dairesinin 2023/4402 E sayılı dosya üzerinden başlatılan 438.000,00 TL tutarındaki yasal vekalet ücreti yönünden borçlu olduğunun tespitine ve menfi tespit isteminin reddine karar verildiğini, tek hakem tarafından bu konuda yapılan hukuki değerlendirmeye katılmasa da huzurdaki iptal davasının konusu olmadığını, ancak davalının bu kapsamda talep ettiği yasal vekalet ücretine ilişkin davanın ön inceleme aşaması gerçekleşmeden dosyadan azledildiğini, bu durumda yasal vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezinin 2023/37 E. ve 14.02.2024 tarihli kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.II. CEVAP Davalı vekili; 01.03.2022 tarihli sözleşme nedeniyle görev itirazında bulunulduğunu, sözleşmede uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin olarak; ''Taraflar arasında akdedilen bu avukatlık sözleşmesinden ve vekâlet ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklar öncelikle, arabuluculuk girişimiyle çözümlenecektir. Arabuluculuk masraflarına taraflar eşit olarak katlanacaktır. Arabuluculuk girişiminden sonuç alınamazsa, uyuşmazlık Baro Hakem Kurulunca çözümlenecektir. Türkiye Barolar Birliği Hakem Yönetmeliği bu sözleşmenin bir parçasıdır.'' denildiğini, TBB Tahkim Merkezinin görevli olduğuna dair sözleşmede hüküm bulunmadığını, sözleşme hükümlerine uygun olarak davalı tarafından 19.01.2023 tarihinden Arabuluculuk başvurusu yapıldığını, olumsuz sonuçlanması üzerine yapılan başvuru sonucunda Baro Hakem Kurulunun AYM kararı ile iptal edildiğinden başvuru ile ilgili işlem yapılamayacağını bildirdiğini, artık uyuşmazlığın çözümü için genel mahkemelerin yetkili hale geldiğini, ancak bu itirazlarının kabul görmeyerek TBB Tahkim Kurulu tarafından işin esasına girilerek yargılama yapıldığını ve davacı tarafın iptalini talep ettiği kararın verildiğini, davacı tarafından yapılan azlin haksız olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; iptal davasının süresinde açıldığı, tahkime konu uyuşmazlığın, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri avukatlık sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle tahkime elverişli olduğu, yine tahkim yargılamasında ve karar içeriğinde kamu düzenini ihlal eden bir husus tespit edilmediğinden, kararın kamu düzenine de aykırı olmadığı, dava konusu hakem kararı incelendiğinde; taraflar arasındaki avukatlık ücret sözleşmelerinin hükümleri, TBB Tahkim Merkezi Tahkim Kuralları, Avukatlık Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve diğer ilgili mevzuat hükümleri ile Yargıtay içtihatları incelenmek suretiyle uyuşmazlığın irdelenip değerlendirildiği, sözleşmenin imzalandığı 01.03.2022 tarihinde Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir hükme dayanarak tahkim iradelerinin oluşamayacağı, ortadan kaldırılan bir mekanizmanın seçilemeyeceği, sözleşme imza tarihinde TBB Tahkim Merkezinin aktif olduğu, tarafların, TBB Tahkim Merkezinde uygulanacak olan Türkiye Barolar Birliği Hakem Yönetmeliğinin avukatlık sözleşmesinin bir parçası olduğunu kabul etmekle TBB Tahkim Merkezinin yetkisini de kabul etmiş oldukları ve kanunun aradığı anlamda tahkim sözleşmesinin geçerli olduğu, davacının hakeme başvuru dilekçesinde, azil haklı olduğundan davalı avukata daha önce ödenmiş olan 1.000.000,00 TL’nin ve ayrıca verilmiş avansın bakiyesinin de azil tarihinden itibaren iadesini talep etme zorunluluğunun bulunduğunu ileri sürerek talep kısmında, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının haklı nedenle azledilmiş olması nedeniyle davalıya ödenmiş olan 1.000.000,00 TL’nin ve ayrıca avans olarak verilmiş olan avanstan kalan bakiyenin şimdilik 150.000,00 TL’sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesini talep etmiş olmakla, 01.03.2022 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinde sürecin başlatılması için avukata ödenmesi taahhüt edilen 1.000.000,00 TL’nin ve ayrıca verilmiş avansın bakiyesinin (1.000.000,00 TL+150.000,00 TL) talep edildiği, hakem yargılamasında harç yatırılmadığı, hal böyle olunca, 6100 sayılı Kanun’un 439. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan; ''Hakem veya Hakem Kurulunun tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği veya talebin tamamı hakkında karar vermediği ya da yetkisini aştığı'' iddiasının yerinde bulunmadığı gibi tahkim yargılamasında harç alınmadığı da dikkate alındığında davacının iddiasının sübut bulmadığı, davacının hakemdeki dava dilekçesinin talep kısmında açıkça, haklı menfi tespit davasının kabulü ile Ereğli (Konya) Ereğli İcra Müdürlüğünün 2023/4402 E sayılı dosyası (tahkim şartını içeren 01.03.2022 tarihli sözleşme kapsamında) ve Ankara 2. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/210049 E. sayılı dosyasında (tahkim şartını içermeyen 18.06.2021 tarihli sözleşme kapsamında) herhangi bir borcu olmadığının tespitini talep ettiği, bu durumda hakemin tahkim şartı içermeyen avukatlık sözleşmesine yönelik menfi tespit talebinin kabul edilmemesi ve yargılama masrafına hükmedilmesin de bir isabetsizlik bulunmadığı, hakemin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı, başka bir ifade ile kararın pozitif hukuk kurallarına göre isabetli olup olmadığı, bir iptal sebebi olmadığından, iş bu davada da inceleme kapsamı dışında kaldığı, hakem kararına karşı iptal davasının düzenlendiği 6100 sayılı Kanunun 439. maddesi gereğince, somut olayda gerek davacı tarafından ileri sürülen, gerekse resen dikkate alınacak olan, 14.02.2024 tarihli ve 2023/37 sayılı Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezi Tek Hakem kararının iptaline ilişkin nedenler mevcut olmadığından, hakem kararının iptaline ilişkin davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; Hakemin talebi aşar şekilde karar verdiğini, davanın kısmi dava olduğunun dilekçelerinde ve duruşma sırasında da ifade edildiğini, talebi sadece 150.000,00 TL olmasına rağmen hakem kararında aleyhine olacak şekilde 1.150.000,00 TL üzerinden hatalı bir şekilde karar verildiğini, nihai Hakem Kararının, dava masrafları bakımından da tahkim sözleşmesi dışında kalan alanları kapsadığını, Hakem Kararında harca, yargılama masraflarına ve karşı vekalet ücretine konu edilen Ankara 28. İcra Dairesi 2023/8194 E. menfi tespit talebi bakımından harç ve yargılama masrafının hesaplanmaması gerektiğini, Hakem tarafından tesis edilen 10.11.2023 tarihli ara karar ile de “taraflar arasındaki 18.06.2021 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ve Ankara 2. Genel İcra Müdürlüğü 2023/210049 sayılı dosyası ile icra takibine konu edinilen uyuşmazlık bakımından tahkim anlaşmasının geçersizliğine ve hakemin yetkisiz olduğuna” karar verildiğini, bu durumda, tahkim anlaşmasının geçersiz ve hakemin yetkisiz olduğu bu kalem bakımından da yargılama masrafı talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hakemin kamu düzenine ilişkin olan yasal vekalet ücretinin hesaplanması yönünden, kamu düzenine aykırılık teşkil edecek bir hata yaptığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, TBB Tahkim Kararının iptali istemine ilişkindir.Öğreti ve hukuk uygulamasında alternatif uyuşmazlık çözümü (Alternative Dispute Resolution, ADR), uyuşmazlıkların çözümü amacıyla görev yapan devlet mahkemelerinde görülen dava yolunun yanında seçimlik bir yol olarak işleyen, genellikle tarafsız bir üçüncü kişinin, mevcut bir uyuşmazlığın çözümü konusunda taraflara yardımcı olmak ve katkıda bulunmak amacıyla katıldığı, bir grup uyuşmazlık çözüm yöntemleri topluluğu olarak tanımlanabilir (Mustafa Serdar ÖZBEK, Alternatif Uyuşmazlık Çözümü, 5. B., Ankara: 2022, ss. 153-160.). Bunda amaç özel hukuk alanında kalan kamu düzenini ilgilendirmeyen, üzerinde serbestçe tasarruf edilebilecek uyuşmazlık konularında tarafların kendi iradeleriyle çözüme ulaşmalarıdır. Başlıca alternatif çözüm yolları ise; müzakere, arabuluculuk, uzlaşma, tahkim, tarafsız ön değerlendirme yöntemi, vakıaların saptanması yöntemi , kısa yargılama yöntemi, seri jüri yargılaması yöntemi ve çevrim içi uyuşmazlık çözümü gibi yöntemlerdir. Ülkemizde arabuluculuk ve tahkim uygulaması en fazla olan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerindendir. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilme olanağının bulunması kaydıyla, özel hukuk uyuşmazlıkları, yabancı unsur taşıyor olup olmamasına bakılmaksızın arabuluculuk kapsamında kalır (6325 sk m.1/2). Bir uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olması için; özel hukuka dair bir uyuşmazlık olması, tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabileceği iş veya işlemlerden doğması, aile içi şiddet iddiası içermemesi, koşullarını sağlaması gerekir. Taraflar, arabuluculuğa elverişli bir uyuşmazlığın çözümü bağlamında, uyuşmazlık henüz mevcut değilken veya dava açılmadan önceki evrede veyahut dava açıldıktan sonra mahkemenin teşvikiyle uyuşmazlığın arabuluculukta çözüleceğine dair irade ortaya koyabilirler. Tarafların arabuluculuğa başvuru konusunda karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarını içerir şekilde arabuluculuk sözleşmesi yapılabilecektir. Türk hukukunda arabuluculuk konusunda en temel ve en önemli düzenleme 2012 tarihli 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğidir. Ayrıca mevzuatımızda Hukuk Muhakemeleri Kanunu 137/1, 140/2-3- 312/2, 320/2 maddelerinde arabuluculuğun yargılamayla ilişkisine dair düzenlemelerde mevcuttur. Başlangıçta arabuluculuk ihtiyari iken daha sonra bir kısım kanun değişiklikleriyle belli konularda ( 7036 sayılı kanunla iş uyuşmazlıklarında, 7155 sayılı kanunla ticari davalarda, 7251 sayılı kanunla Tüketici uyuşmazlıklarında, 6325 sayılı kanuna 7155 sayılı kanunla eklenen 18/A maddesiyle genel bir düzenleme haline getirilmiş, 7445 sayılı kanunla ise 6325 sayılı kanuna eklenen 18/B maddesiyle kira uyuşmazlıkları ile diğer belli uyuşmazlıklar için ) dava şartı arabuluculuk benimsenmiştir . Tahkim, kanunun tahkim yolu ile çözümlenmesine izin verdiği konuların kapsamında kalması koşuluyla, taraflar arasında doğmuş ya da doğabilecek uyuşmazlıkların, devlet yargısında çözümlenmesi yerine, hakem adı verilen kimseler aracılığı ile çözümlenmesi hususunda tarafların anlaşmasıdır (Ziya AKINCI, Milletlerarası Tahkim, İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2016, s. 29). Günümüzde gelişen ticaret, iletişim kanallarının artması, ulaşılabilirliğin ülke sınırlarını aşması ile birlikte yoğunlaşan ticari ilişkiler sonucunda ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde daha hızlı, daha az masraflı ve özellikle ticaret hayatının kesintisiz şekilde devamını sağlayacak nitelikte çözümler bulma arayışı tarafları, devlet yargısına kıyasla, daha avantajlı olarak gördükleri alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden olan tahkime yöneltmiştir. Tahkimde taraflar kendi iradeleriyle uyuşmazlığın ortaya çıkmasından önce veya uyuşmazlık sonrasında yetkili kıldıkları hakem kararlarını bağlayıcı kılar. Taraflar aralarında bu şekilde bir tahkim anlaşması imzalamışlarsa artık uyuşmazlıklarını tahkim yargılaması yolu ile çözmekle yükümlüdürler. Yargılama sonunda verilecek hakem kararı ise aynı mahkeme kararları gibi bağlayıcıdır.Tahkim yolunun uygulanabilmesi için tarafların bu konudaki iradelerinin açık bir şekilde ortaya koyulmuş olması gerekir. Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığın devlet mahkemeleri yerine hakemler aracılığı ile çözülmesini öngören bir sözleşmedir (Pekcanıtez Usul - Medeni Usul Hukuku, 15. B., C.3, İstanbul, 2017, s. 2596.). Tahkim, özü itibariyle tarafların iradesine bağlı olarak işletilen (ihtiyari ) bir yol olmakla birlikte - zorunlu arabuluculukta olduğu gibi- kanuni düzenlemelerle bazı uyuşmazlıklar için tahkim yoluna gidilmesi (6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (m.51), 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu (m.30) , 6502 sayılı Tüketicinin Korunmasına ilişkin Kanun (m.68) gibi ) zorunlu kılınmıştır. Mevzuatımızda 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ile milletlerarası tahkime ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş; bu kanunun uygulama alanı dışında kalan uyuşmazlıkları kapsayan milli tahkime ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer verilmiştir. Milli tahkim bakımından tahkime elverişlilik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 408. maddesinde “Taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir.” şeklinde düzenlenmiştir. Tahkime elverişliliğe itiraz, hakem kurulu oluştuktan sonra hakemlere yapılacak, itirazın reddi halinde hakem kararının iptali davasında ileri sürülebilecektir. Tahkime elverişli olmak kaydıyla her konuda herkes tahkim sözleşmesi yapabilir.Alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak arabuluculuk, özel hukuk uyuşmazlıklarında farklı çözüm yollarıyla birleştirilerek bir arada uygulanabilmektedir.Taraflar arasında bir uyuşmazlık çıkması hâlinde öncelikle arabuluculuk yoluna başvurulacağı, uyuşmazlık arabuluculuk aşamasında çözümlenemezse tahkim yoluyla çözüleceğine dair anlaşmalar uygulama ve öğretide “Med-Arb” (Mediation-Arbitration) olarak ifade edilmektedir.Arabuluculuk-tahkim yolunda taraflar, öncelikle uyuşmazlıklarını arabuluculuk yoluyla çözmeye gayret ederler. Mevzuatımızda benimsenen dava şartı olan arabuluculuk usulü uyuşmazlıkta doğrudan doğruya mahkemelerde dava açılması hali için getirilmiş olup tahkim yargılamasına başvuru için zorunlu arabuluculuk usulü benimsenmiştir. Ancak taraflar tahkim sözleşmesinde tahkim yargılaması öncesinde arabuluculuğa başvuru şartını zorunlu hale getirebilirler. Bu durumda uyuşmazlık çözümünde arabuluculukta anlaşmaya varılmazsa, bundan sonra taraflar tahkime başlarlar. (Mustafa Serdar Özbek, ‘Arabuluculuk ile Tahkim Yöntemlerinin Kesişme Bölgesi: Arabuluculuk -Tahkim’ Ocak 2017 43(1) Yargıtay Dergisi 15, s.15). Bu usulün özel bir şekli olarak "Arabuluculuk Sonrası Tahkim " (Med-Then-Arb) çözüm yolu olarak bilinen yöntem olup burada taraflar önce uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk yoluna gidip anlaşma için çözüm arar ,anlaşma gerçekleşmediği durumda tahkim uygulanır.Taraflar, uyuşmazlık çözümü anlaşmasında, uyuşmazlığın öncelikle arabuluculuk faaliyetiyle çözülmeye çalışılacağını, arabuluculuk faaliyetinden sonuç alınamaması hâlinde tahkime başvurulacağını kararlaştırabilir. Arabuluculuk uyuşmazlık çözüm usulünde başarılı olunamadığında tahkim yargısı ile uyuşmazlık hakem tarafından nihai ve bağlayıcı olacak şekilde çözülür. Böylece hem arabuluculuk sürecinden beklenen esneklik hem tahkimde nihai karar verilmesinin bir arada sağlanması mümkün kılınmış olur. Bu usulde arabuluculuk sonrasında tahkim uygulanacağı önceden kararlaştırılmış olup süreçler tamamen bağımsız iki yol olarak, birbirinin içinde erimeksizin varlığını sürdürür. 6325 sayılı kanunun 5(1)’ maddesinde “Taraflar, arabulucu veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan veya belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz” hükmü yer almaktadır. Arabuluculuk Kanunun da arabuluculuk yoluna başvuru sonrasında anlaşma olmadığı takdirde bu düzenleme ile kanun koyucu arabuluculuk sonrası tahkime başvurulabileceğinin ve tahkim yargısına başvurunun mümkün olduğunu kabul ettiği bir düzenlemedir. Bu kanuni düzenlemede, arabuluculuğa başvurulan bir uyuşmazlığa ilişkin olarak arabuluculuk sürecinde kısmen veya tamamen anlaşma sağlanamazsa, anlaşma sağlanamayan diğer ihtilaflı konularda tahkim yargılaması yapılabileceği açıkça belirtilmiştir. Yine Arabuluculuk Etik Kurallarının 5/6 maddesi “(...)arabulucu, gerekli ve uygun gördüğünde, taraflara uyuşmazlıklarını tahkim, tarafsız değerlendirme, danışmanlık veya diğer uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle çözmeyi düşünmelerini önerebilir.” diyerek arabuluculuk sonrası tahkimin mümkün olabileceğini ve bunun da etik kurallara uygun olduğu ortaya konulmuştur. Med-Arb uyuşmazlık çözüm yolunda önemli olan uyuşmazlığın hem arabuluculuk usulüne hemde tahkim yargılamasına elverişli olmasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’nun 439. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, hakem kararlarına karşı yalnız iptal davası açılabilecektir. Aynı maddenin devamında da iptal sebepleri tek tek sayılmıştır. Hakem kararının iptali davalarında iptal sebepleri tahdidi olarak sayıldığından, kararın esası yönünden hukuka uygun ve yerinde olup olmadığının incelenmesi mümkün değildir. Yargıtay İçtihatları ile de Hakem Heyeti Kararının esasının, yerinde olup olmadığının, hakemlerin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı gibi hususların Hakem Heyeti Kararının iptali davalarında inceleme konusu yapılamayacağı kabul edilmektedir. Uyuşmazlıkta tahkim yargılamasına başvurulabilmesi için taraflar arasında tahkim koşulu içeren bir sözleşmenin veya ayrı bir tahkim sözleşmesinin bulunması veya tahkimde görülmekte olan uyuşmazlıkta tahkim sözleşmesinin olmadığına ilişkin bir itirazın bulunmaması gerekir. Tahkim yargılamasının temelini oluşturan tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir koşulu ya da ayrı bir sözleşme ile yazılı biçimde yapılabilir. Tahkim şartı veya anlaşmasının geçerli olabilmesi için tarafların, tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartı ya da sözleşmede tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olmaları zorunludur. Taraflar sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların tümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini kararlaştırabilecekleri gibi sadece uyuşmazlığın bir bölümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini de kararlaştırabilirler. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 13.04.2018 tarihli ve 2016/2 E., 2018/4 K. sayılı kararında “…Yargı, devletin temel fonksiyonlarından biridir ve kural olarak taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri Mahkemelerdir. Ancak özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde Mahkemeler yerine Hakemlere başvurulması konusunda sözleşme yapılabilir veya taraflarca bağıtlanan sözleşmelere bu yönde bir hüküm konulabilir (HMK m. 412/2). Özel hukukun taraflara tanıdığı irade serbestisi, kendisini sözleşme yapıp yapmamak, sözleşmenin karşı tarafını ve içeriğini belirlemek noktalarında gösterdiği gibi taraflar arasında çıkmış ve çıkması muhtemel uyuşmazlıkları hakemler eliyle çözmek noktasında da gösterir. Hakem Kararı, Devlet Mahkemeleri tarafından verilen karar gibi bağlayıcıdır. Bu hâliyle tahkim, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından biridir…” şeklinde belirtildiği üzere Hakem Kararları bağlayıcı ve kesindir. Taraflar arasında düzenlenen 01.03.2022 tarihli sözleşme de; ''Taraflar arasında akdedilen bu avukatlık sözleşmesinden ve vekâlet ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklar öncelikle, arabuluculuk girişimiyle çözümlenecektir. Arabuluculuk masraflarına taraflar eşit olarak katlanacaktır. Arabuluculuk girişiminden sonuç alınamazsa, uyuşmazlık Baro Hakem Kurulunca çözümlenecektir. Türkiye Barolar Birliği Hakem Yönetmeliği bu sözleşmenin bir parçasıdır.'' şeklinde olup, taraflar bu avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta öncelikle arabuluculuk yoluna başvurmuş, sonuç alınamayınca Tahkime başvurmuşlardır. Sözleşmenin ilgili hükmünde uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözümlenememesi hâlinde tahkim yoluyla çözüleceğine dair taraf iradeleri herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık olarak belirtilmiştir. Bunun yanında tahkime konu uyuşmazlık avukatlık sözleşmesinden kaynaklandığı halde davalı avukatın davacıya vekaleten yerine getirmeyi üstlendiği avukatlık hizmeti tüketici işlemi niteliğinde olmadığından tahkime elverişli olup geçerlidir.Yukarıda açıklandığı üzere alternatif uyuşmazlık çözüm usulü olarak önce Arabuluculuk başvurusunda bulunulup anlaşma gerçekleşmediğinde sonrasında Tahkim (Med-Then-Arb) yargılaması yöntemine gidilmesi mümkün olduğundan tahkime elverişli olan somut uyuşmazlıkta da terditli olarak önce arabuluculuk yoluna gidilip anlaşma sağlanmadığından sonrasında tahkim yargılamasına gidilmesi hukuka uygundur. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmede arabuluculuk ve anlaşma gerçekleşmediğinde sonrasında tahkim şartının bulunduğu, uyuşmazlığın sözleşme kapsamında ve tahkime elverişli olduğu, taraflara tahkim yargılaması süresince eşit olarak iddia, savunma ve itirazlarını ileri sürme imkanı tanındığı, talep aşımın söz konusu olmadığı kamu düzenine aykırılığın bulunmadığı, uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve yorumunun Hakeme ait olduğu, iptal davasında maddi hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı hususunun değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine (İlk Derece) gönderilmesine,04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.