Hırsızlık suçunda sanığın zararı giderme iradesini açıkça beyan etmesine rağmen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için süre tanınmaması üzerine Yargıtayca bozulma kararı.
Özet: Hırsızlık suçundan sanık hakkında kurulan hüküm, sanığın mağduriyet giderimi konusundaki açık beyanına rağmen ilk derece mahkemesince makul süre tanınmayarak etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma imkanı sunulmaması ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 168/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık durumunun değerlendirilmemesi hukuka aykırı bulunarak istinaf kararı temyiz merci tarafından bozulmuştur.
2. Ceza Dairesi         2023/15567 E.  ,  2025/18515 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/2800 E., 2022/613 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin; suçun unsurlarının oluşmadığına, dosyaya zarara ilişkin herhangi bir belge sunulmadığına ve sanığın zararı karşılamaya hazır olduğu dikkate alınmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık mükerrir olduğu hâlde hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri reddedilmiştir. Ancak;
Sanığın 12.07.2021 tarihli celsede, katılanın zararını gidermek istediğini açıkça beyan ederek etkin pişmanlık iradesini ortaya koyduğunun, ancak mahkemece sanığa hususta makûl bir süre verilmeksizin, zararı giderip etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmasına imkân tanınmadan aynı celse sanığın cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; gerekirse ödeme yeri belirlenip sanığa zararı giderme imkânı tanınarak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereğince açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.