Market kazasında yaralanan davacının maddi ve manevi tazminat davasında, HMK uyarınca ikinci kez ıslahın usulen mümkün olmadığına dair Yargıtay kararı.
Özet: Bir market müşterisinin, zemine dökülmüş deterjan nedeniyle kayarak düşmesi sonucu bacağının kırılması üzerine açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, bilirkişi raporlarıyla tespit edilen yüksek maddi tazminat miktarlarını hükmetmiş; ancak Yargıtay, davacının maddi tazminat talebini birden fazla kez ıslah etmesinin usulen mümkün olmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bu bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi, davalı şirketi %80 oranında kusurlu bularak, bilirkişi raporlarıyla tespit edilen toplam maddi zararın 463.128,23 TL olmasına rağmen, usuli sınırlama nedeniyle yalnızca ilk ıslah dilekçesindeki 356.271,18 TL maddi tazminat ile talep edilen manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2025/151 E., 2025/394 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin, davalı şirkete ait markette 24.08.2018 tarihinde alışveriş yaptığı esnada zemine dökülmüş deterjan kalıntısının etkisiyle kayarak düştüğünü ve bacağının iki ayrı yerden kırıldığını, bu sebeple maddi ve manevi zarara uğradığını, eşinin müvekkiline bakmak için işinden ücretsiz izin almak zorunda kaldığını, tedavi için sürekli hastaneye gidildiğinden ulaşım, ilaç, tekerlekli sandalye için masraflar yapıldığını belirterek; 25.000,00 TL manevi ve şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 07.04.2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 356.271,18 TL'ye, 13.09.2023 tarihli dilekçesi ile 462.316,43 TL'ye artırmış, 16.11.2023 tarihli duruşmada "ıslah dilekçesinde maddi tazminat yönünden toplama hatası olabileceği değerlendirildiğinden davacı vekiline bu hususta beyanda bulunması için 1 haftalık süre verilmesi" üzerine, aynı gün verdiği dilekçe ile maddi tazminat talebini 463.128, 23 TL olarak belirtmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; kaza esnasında davacının kolunun alçıda olması sebebiyle dengesini kaybederek düştüğünü, zeminin kaygan olmadığını, davacının kendi kusuru ile düşmesi nedeniyle tazminat talep edemeyeceğini, zarar ile tazminat talebi arasında oransızlık olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 24.11.2023 tarihli kararıyla; 463.128,23 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; süresi içinde, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 03.10.2024 tarihli kararıyla; davalının %80 oranında kusurlu olduğuna dair kanaatin ve davalı tarafça itiraz edilmeyen Adli Tıp Kurulu raporuna göre hesaplanan maddi tazminat bedelinin isabetli olduğu, dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihi ve faiz türü belirtilmeden davacı vekilince talepte bulunulduğu, ıslah dilekçesinde de faize ilişkin ayrıca bir talepte bulunulmamış olması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26. maddesi uyarınca taleple bağlı kalınarak karar verildiği gerekçesiyle; istinaf başvuruların ayrı ayrı reddine karar verilmiş; süresi içinde, davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1.Dairece verilen 07.12.2022 tarihli ilamla; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmediği belirtilerek, eldeki davanın, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle kısmi dava olarak açıldığı, davacı vekilinin maddi tazminat talebini; 07.04.2023 tarihli ilk ıslah dilekçesi ile 356.271,18 TL'ye, 13.09.2023 tarihli dilekçesi ile 462.316,43 TL'ye artırdığı, Mahkemece 16.11.2023 tarihli duruşmada, ıslah dilekçesinde maddi tazminat yönünden toplama hatası olabileceği değerlendirildiğinden davacı vekiline bu hususta beyanda bulunması için 1 haftalık süre verilmesi üzerine, aynı gün verdiği dilekçe ile maddi tazminat talebini 463.128,23 TL olarak belirlediği, Mahkemece 16.11.2023 tarihli dilekçeye itibar edilerek karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince davacı tarafça ikinci kez ıslah yoluna başvurulamayacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde ikinci ıslah dilekçesini kapsar şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılıp ve İlk Derece Mahkemesi kararı usulden bozulmuştur.2.Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 29.01.2021 tarihli bilirkişi raporu ile 23.03.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda açıklandığı üzere, davalı şirketin yaşanan olayda %80, davacının ise %20 oran ile kusurlu olduğu, ATK raporu ile sabit olduğu üzere davacının %19,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, ayrıca geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 3 ay olduğu ve iş göremezlik süresi içerisinde 15 gün süreyle başka birinin yardımına gereksinim duyabileceği, alınan bilirkişi raporuna göre davacının geçici iş göremezlik zararının 4.007,52 TL, sürekli iş göremezlik zararının 458.308,91 TL, bakıcı gideri zararının ise 811,80 TL olduğu, bu haliyle davacının toplam maddi zararının 463.128,23 TL olarak tespit edildiği, 07.04.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile toplamda 356.271,18 TL maddi tazminat talebinde bulunulduğundan ve ikinci kez ıslah usulen mümkün olmadığından taleple bağlı kalınması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 356.271,18 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili; kaza anında davacının kolunun alçıda olduğunu, davacının düştüğü alanın daha önce diğer tüm müşteriler tarafından sorunsuz şekilde geçildiğini, davacının dengesini sağlayamamasında kolunun alçıda olmasının etkili olduğunu, zeminin kaygan olmadığını, davacının iddia ettiği ölçüde ağır bir bedensel zararının olmadığını, davacının düşmesinde müvekkili şirketin kusuru ya da ihmalinin olmadığını, bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazın değerlendirilmediğini, tüm kusurun davacıda oluğunu, raporda davacının 15 günlük bakıcı giderinin hesaplandığını, ancak davacının bakıcı ihtiyacı olduğuna dair bir beyanının bulunmadığını, bilirkişi ek raporunda 10.12.2021 tarihli ATK raporunun esas alındığını, yeni tarihli ek raporun işbu ATK raporu esas alınarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, müvekkiline atfedilen tazminat miktarının çok fazla çıktığını, sadece davacı tanıklarının beyanları ile hüküm kurulmasının doğru olmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, hizmet kusuru nedeniyle meydana gelen yaralanmadan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Hükme esas alınan ve tarafların olaya ilişkin sorumluluklarının belirlenmesine yönelik bilirkişi raporunda yer alan değerlendirmelerin denetime elverişli olduğu, Adli Tıp Kurumu tarafından davacı ...'nın meslekte kazanma gücünü kaybetmiş olduğu göz önüne alınarak yapılan hesaplamanın yürürlükteki mevzuata uygun olduğu, bilirkişi raporlarının Yargıtay, taraf ve Mahkeme denetimine açık, denetlenebilir olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.