Tiroid kanseri tanısıyla hatalı ameliyat edildiği iddia edilen davacının, kusur bulunmadığı gerekçesiyle reddedilen maddi ve manevi tazminat davasının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, boynundaki bir beze için gittiği hastanede hatalı kanser tanısı konularak tiroit bezlerinin ameliyatla alındığını, sonrasında başka bir hekimin kanser olmadığını belirtmesi üzerine hastane ve doktordan geçici/sürekli iş gücü kaybı ile tedavi giderleri için maddi tazminat talep etmiş; davalılar ise davanın zamanaşımına uğradığını, hastanın onam verdiğini, uygun tanı ve teşhis konulduğunu, hatalı işlem yapılmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, uzman bilirkişi raporları doğrultusunda davalıların kusurlu bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, davacı vekili bu ret kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
3. Hukuk Dairesi         2025/2375 E.  ,  2025/5920 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/31 E., 2025/155 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2022/44 E., 2024/377 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin boynunda bulunan bir beze nedeniyle 06.10.2021 tarihinde davalı şirkete ait Hastaneye gittiğini ve diğer davalı doktor tarafından muayene edildiğini, 08.10.2021 tarihinde yapılan biyopsi sonucunda müvekkilinin kanser olduğunun söylendiğini ve 20.10.2021 tarihinde ameliyat edilerek her iki tiroit bezinin de alındığını, müvekkiline ameliyatın başarılı geçtiği ancak atom tedavisi alarak sağlığını koruyabileceğinin söylendiğini, atom tedavisi süreci ile ilgili gittiği dava dışı doktorun patoloji raporlarına bakarak müvekkilinin kanser olmadığını söylediğini, bu raporu alan müvekkilinin ameliyatı yapan davalı doktor ile görüştüğünü ve davalı doktorun hata yaptığını kabul ettiğini, davalı doktorun müvekkilindeki bezelerin kanser olup olmadığı hususunda tüm testleri yapmadığını ve biyopsi sonucunu incelemediğini, müvekkilinin verdiği tüm onamların geçersiz olduğunu, müvekkili bu raporu görmese ve atom tedavisi alsa belki de bugün hayatta dahi olmayacağını, hatalı ameliyat nedeniyle müvekkilinin her üç ayda bir özel klinikte muayene olduğunu ve hayatı boyunca ilaç almak zorunda kaldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin uğradığı geçici/sürekli iş gücü kaybı için 1.000,00 TL maddi tazminatın ve şimdilik 1.000,00 TL devam eden tedavi/muayene/ilaç masraflarının müvekkilinin yaşam süresi dikkate alınarak belirlenmesi sonrasında ameliyat tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, manevi tazminata ilişkin haklarının saklı tutulmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının ameliyat öncesinde rıza ve onam formlarını imzaladığını, ameliyat sonrasında müvekkili şirkete ait Hastaneye ve diğer davalı doktora başvurmayıp, dava dışı başka bir sağlık kuruluşuna başvurduğundan illiyet bağının kesildiğini, davacının taleplerinin soyut ve dayanaksız olduğunu, maddi tazminat başlığı altında talep edilen tedavi/muayene/ilaç masraflarına ilişkin de dosyaya herhangi bir fiş/fatura ibraz edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir
2.Davalı doktor vekili; davacıya uygulanan ultrasonografi sonucunda, tiroid sağ lobda malignite yönünden şüpheli nodül tespit edildiğini, USG eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi istendiğini, 08.10.2022 tarihinde ince iğne aspirasyon biopsisi uygulanan davacı hastanın patoloji sonucunda, kistik papiller tiroid karsinom şüphesi pozitif yaymalar (Bethesda Kategori V) olarak rapor düzenlendiğini, davacı hastaya tiroid kanseri yönünden şüpheli olduğunun anlatıldığını, hastaya mevcut bulgular ışığında ameliyat olması gerektiğinin belirtildiğini, ameliyat öncesi görüşmede, davacı hastaya iki taraflı tiroidektomi yapılabileceği anlatılıp sözlü ve yazılı onayının alındığını, 20.10.2021 tarihinde operasyona alındığını, operasyon esnasında tiroid sağ lobundaki şüpheli nodül dışında, tiroid sol lobunda da 2 adet nodülün varlığının tespit edildiğini, davacı hastaya malignite şüpheli multinodüler guatr tanısı konarak bilateral total tiroidektomi uygulanmasına karar verildiğini, operasyon sonrası hastada komplikasyon gelişmediğini, patoloji sonucuna göre gerektiğinde Nükleer Tıp bölümüne yönlendirilebileceği belirtilerek davacının taburcu edildiğini, kendi insiyatifi ile Nükleer Tıp bölümüne başvuran davacı hastaya radyoaktif iyot tedavisi almasının gerekli olmadığının bildirildiğini, davacı hastaya müvekkili tarafından uygun tanı ve teşhis konulduğunu, hatalı bir işlem ve uygulama yapılmadığından müvekkilinin kusurunun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alanında uzman hekimler tarafından düzenlenen bilirkişi raporlarının, içerdiği ayrıntılı açıklamalar ve varılan sonuç itibarıyla dosya kapsamına uygun, denetlemeye elverişli ve hüküm kurmaya yeterli kabul edilerek davaya konu işlemin tıp biliminin genel ilke ve kurallarına uygun olduğu tespitinin yapıldığı, bu itibarla somut olayda davalıların kusurunun bulunmadığının değerlendirildiği, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; konusunda uzman ATK ve üniversite heyeti bilirkişilerinden alınan, denetimine ve hüküm kurmaya elverişli raporlar ile tüm dosya kapsamına göre; davalı hekime ve hastaneye yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığının anlaşıldığı, davacının imzasını taşıyan Onam ve Bilgilendirme Formu ile davacının rızasının alındığı, işlem sırasında ortaya çıkabilecek komplikasyonlar hakkında yazılı olarak bilgilendirildiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; ameliyat öncesi yapılan biyopsi incelemesi sonucunda sıçrama ihtimalinin en hızlı ve yüksek tehlikeli bir kanser olduğu belirtilirken, ameliyat sonrası yapılan patoloji incelemesinde müvekkilinin kanser olmadığı tespitinin yapıldığını, her iki rapor arasında ciddi bir fark olduğunu, aynı patalog tarafından alınan parçalar üzerinde yapılan inceleme sonuçlarının bu denli farklı olmasının davalı şirkete ait Hastanenin kusurlu olduğunun en büyük göstergelerinden biri olduğunu, imzalatılan onam formlarının geçersiz olduğunu, ameliyat sonrası süreçle ilgili müvekkilinin atom tedavisi alması gerektiği söylenerek taburcu edildiğini, akabinde ne kontrol muayenesine çağrıldığını, ne ameliyatta alınan parçanın patolojiye gideceği konusunda bilgilendirildiğini, müvekkilinden tıbbi bilgiye sahipmiş gibi hareket etmesini beklemenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ameliyat öncesi 16.10.2021 tarihli biyopside müvekkilinin sadece sağ tiroid nodülünden örnek alınmasına rağmen ameliyatta her iki tiroid nodülü ve paratiroidinin alındığını, ameliyat sonrası müvekkiline tüm tiroidlerin alındığının söylendiğini, paratiroidinin alındığı bilgisinin verilmediğini, müvekkiline seçim hakkı tanınmadığını, ATK ve bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, müvekkilinin davalı şirkete ait Hastane bünyesinde endokronoloji doktoruna hiç muayene olmadığını ancak Kocaeli Üniversitesi tarafından hazırlanan raporda muayeneye gitmiş gibi bahsedildiğini, düzenlenen raporların kusur tespiti için yeterli olmadığını, biyopsi sonucunda açık bir şekilde immunohistokimyasal tetkik önerilmesine rağmen müvekkiline bu tetkikin uygulanmadığını, kanser teşhisinde günümüzde pek çok tanı yöntemi olmasına rağmen bu hususlara değinilmediğini, tiroidin tamamının ve paratiriod alınmasının zorunlu olup olmadığının irdelenmediğini, gerekli bilgilendirmelerin yapılmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ve alanında uzman doktorlardan oluşan bilirkişi heyet raporlarında; yapılan bilateral total tiroidektomi ameliyatının endikasyonunun ve tekniğinin tıbben uygun olduğu, cerrahi öncesi kesin tanı verecek bir yöntem olmadığından tanının doğrulanabilmesi için böyle vakalarda cerrahi işlemden başka bir seçeneğin olmadığı, davacının ameliyat sonrası davalı şirkete ait Hastaneye ve davalı doktora başvurusunun olmadığı, davalı doktorun histopatolojik tanı sonrası davacının takip ve tedavisini yönetme imkanı kalmadığından davalı doktorun eylemlerine tıbbi hata atfedilmediği, hizmeti sağlık çalışanları aracılığıyla yürüten idarenin organizasyon hatasının olmadığının bildirildiği, aydınlatma belgeleri ve onam belgelerinin tam olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Raporu ve öğretim üyelerinden oluşan heyetten alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli, birbiriyle uyumlu ve yeterli olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Davacı tüketici harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.