1416 sayılı kanun kapsamında yurt dışı eğitim taahhüdünü ihlal eden öğrencinin ve kefillerinin bakanlık tarafından talep edilen eğitim giderlerinin iadesine ilişkin uyuşmazlık.
Özet: Bir bakanlık, 1416 Sayılı Kanun çerçevesinde yurt dışına gönderdiği ve doktora öğrenimini süresinde tamamlamayan bursiyerinden ile kefillerinden, ailesel sağlık sorunları gibi mazeretler sunulsa da bilirkişi raporuyla hukuki dayanaktan yoksun bulunan sebeplerle burs bedellerinin faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, öğrencinin taahhüdünü ihlal ettiğini ve borcun ödenmediğini tespit ederek, kefillerin sorumluluğunu kefalet senedinde belirtilen bedelle sınırlı tutarak hüküm kurmuştur.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2119 E., 2025/142 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 31. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/93 E., 2023/303 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; davalılardan ...'in 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun (1416 sayılı Kanun) kapsamında .... Üniversitesi adına müvekkili Bakanlık hesabına ABD'de siyaset ve sosyal bilimler alanında master öğrenimi görmeye hak kazandığını, davalının ... Noterliğinin 02.12.2009 tarihli ve .... yevmiye numaralı taahhütnamesi ile.... Noterliğinin 28.06.2012 tarihli ve 0 ... yevmiye numaralı ek yüklenme senedini imzaladığını, diğer davalı kefillerin de taahhütnameleri imzaladıklarını, davalı ...'in öğrenim süresini belirlenen süre içerisinde tamamlamayarak taahhüdünü ihlal ettiğini, bu nedenle öğrenim süresince ödenen meblağların iadesinin farklı zamanlarda gönderilen ihtarnameler, resmi yazılar ve e-mailler ile istenildiğini, davalının ise 319.069,45 USD ve 8.518,05 TL'yi ödemediğini, borcun ödenmesi için davalı ...'e 07.11.2017 tarihli ihtarnamenin, davalı kefiller ..., ... ve ...'a 21.03.2018 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, ancak herhangi bir ödemede bulunulmadığını ileri sürerek; 319.069,45 USD ve 8.518,05 TL alacağın, fiili ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden ve işleyecek yasal faizleriyle davalı ...'ten ve diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili; müvekkillerinden ...'in 16.09.2010 tarihinde ABD'de ..... Üniversitesi siyaset bilimi bölümünde yüksek lisans eğitiminine başladığını ve 09.06.2012 tarihinde mezun olduğunu, bilahare 2012 yılı Nisan ayında ABD'de .... Üniversitesi siyaset bilimi bölümünde başladığı doktora eğitimine devam ederken aile içerisinde yaşanan sağlık problemlerinden dolayı doktora sürecinin kendi iradesi dışında akamate uğradığını, müvekkilinin oğlunun sağlık sorunlarıyla ilgilenmek zorunda kaldığını, müvekkilinin kendisine tanınan eğitim süresini uzatmak için davacıya verdiği dilekçelerden ilkinin kabul gördüğünü, ancak oğlunun sağlık sorunlarının uzaması nedeniyle 2016 yılı sonunda ikinci uzatma için verdiği dilekçesine cevap verilmediğini ve Türkiye'ye dönmek zorunda kaldığını, dilekçenin cevabının davalı ...'e Türkiye'ye döndükten yaklaşık 10 ay sonra Ekim 2017'de ulaştığını, davacı tarafından sadece 6 aylık süre verildiğini, müvekkilinin hizmete dönmek amacıyla davacıya verdiği dilekçesinin kabul edilmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını, taahhütnamenin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, müvekkilinden bugünkü kur üzerinden TL karşılığının istenmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, davanın reddedilmemesi durumunda uyarlama talep ettiklerini, kefaletnamenin elle yazılmaması ve kefillerin eşlerinin rızasının alınmaması nedeniyle geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ...'in, siyaset ve sosyal bilimler dalında ABD'de yüksek lisans yapmak için taahhütnameye imza attığını, 16.09.2010-15.09.2012 tarihleri arasında bitirmesi gereken master eğitimini 09.06.2012 tarihinde bitirdiği ve doktora eğitimi için.... Noterliğinde 28.06.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı ek yüklenme senedini imzaladığı, diğer davalılardan ... ile ...'ın ek kefalet senedini imzaladıkları ve doktora öğrenimi sırasında yapılacak masrafların 75.000 USD'sine kadar olan kısmını aynı şartlarla ödeyeceklerini kabul ettikleri, doktora süresinin 30.08.2012-29.08.2016 tarihlerini kapsadığı, davalının 08.12.2016 tarihinde süre uzatımı talep ettiği, 29.12.2016 tarihli olur ile sürenin 6 ay uzatıldığı ve doktora bitiş tarihinin 29.02.2017 tarihine ötelendiği, akabinde davalı ...'in .... Ateşeliğine verdiği 25.08.2017 tarihli dilekçeyle, çocuğunun hastalığı ve kişisel sıkıntılarından dolayı izin verilen sürede doktorasını tamamlayamadığını belirttiği, davalı tarafından ihtara rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığının anlaşıldığı, Mahkemece davalı ...'in öğrenimini süresinde tamamlayamamasına mazeret olarak sunduğu oğlunun sağlığı sebebiyle öğrenimine devam edip edemeyeceği hususunda alınan bilirkişi raporunda, davalı ...'in doktora öğrenimini yasal süresi içerisinde tamamlayamamasına sebep olarak ileri sürdüğü bütün iddiaların hukuki bir dayanağının bulunmadığının tespit edildiği, davalılara çıkarılan ihtarnamelere rağmen dava konusu borcun davacıya ödenmediği, kefillerin sorumluluklarının kefalet senedinde gösterilen bedelle sınırlı olduğu, davaya dayanak olan iki ayrı kefaletname olduğu, her iki kefalet için de kefillerin ayrı ayrı sorumlu oldukları, kefaletnamelerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmesi nedeniyle geçersizlik sebeplerinin dikkate alınamayacağı, davacı tarafından faizin dava tarihinden önceki bir tarihten talep edildiğine dair dava dilekçesinde beyan olmadığı gibi bu yönde ıslah dilekçesi de sunulmadığından faizin dava tarihinden başlamasına hükmedildiği, duruşma esnasında kısa kararda hüküm kurulacağı sırada davalıların ayrı ayrı sorumlu oldukları miktarlar belirlenirken ... davalı öğrenci ...'in müstakilen sorumlu olacağı miktarın müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili yönünde, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları miktarın ise müstakilen davalı ...'den tahsili yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmış ise de, artık kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratacağından bu hatanın düzeltilemeyeceği anlaşıldığından yalnızca burada ifade edilmesiyle yetinildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ... Noterliğinin 02.12.2009 tarihli ve .... yevmiye sayılı kefaletnamesinin davalı kefiller ..., ... ve ... tarafından imzalandığı, kefalet miktarının 65.000 USD olduğu, doktora öğrenimi için davalılar ... ve ...tarafından verilen 75.000 USD limitli kefaletnamenin..... Noterliğinin 28.06.2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı olduğu, her iki kefaletnamenin de 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) yürürlük tarihinde düzenlenmekle anılan Kanun hükümlerine göre geçerli olduğu, bilirkişi raporunun ayrıntılı ve gerekçeli olup hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, davacı Bakanlığın davalı asıl borçlu ...'e gönderdiği 07.11.2017 tarihli ödeme yazısının tebliğ edildiğine dair belgenin sunulamadığı ve yüklenme senedinde de asıl borçlu yönünden faiz hükmü bulunmadığından cihetle 6098 sayılı Kanunun 117. maddesi gereğince temerrüdün dava tarihinden başlaması gerektiği, vekalet ücretine esas TL alacağın dava tarihi itibarıyla tespiti gerektiği anlaşılmakla, Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından tarafların sair istinaf itirazlarının reddinin gerektiği, davalı asıl borçluya yapılan TL ödemesinin 2.270,70 TL'sinin yurt içi aylığı olduğu, yurt içi aylıkların geri talep edilemeyeceği gözetildiğinde söz konusu miktarın da davalıdan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı, gerekçeli kararın son paragrafında da ifade edildiği üzere, kefiller ve asıl borçlunun sorumlu olduğu miktarların hüküm kısmında ters yazıldığı görülmekle kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiği gibi, doktora eğitimi için yalnızca davalılar ... ve ...'ın ..... Noterliğinin 28.06.2012 gün ve ... yevmiye sayılı kefaletnamesini imzaladıkları cihetle, doktora alacağının davalı kefil ...'den tahsilinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, tarafların istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulü ile, 23.646,95 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte bulunacak borç tutarının fiili geri ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesap edilerek belirlenen TL karşılığının davalı ...'ten tahsili ile davacıya ödenmesine, 65.000 USD'nin fiili geri ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesap edilerek belirlenen TL karşılığının davalılar ..., ..., ...ve ...'ten müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, alacağa davalılar ..., ... ve ...yönünden sarf tarihlerinden; davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına, 155.422,50 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte bulunacak borç tutarının fiili geri ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesap edilerek belirlenen TL karşılığının davalı ...'ten tahsili ile davacıya ödenmesine, 75.000 USD'nin fiili geri ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesap edilerek belirlenen TL karşılığının davalılar...,... ve ...'ten müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, alacağa davalılar ... ve ...yönünden sarf tarihlerinden; davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına, 6.247,35 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalı ...'ten tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacı vekili; davalı kefiller yönünden faiz başlangıç tarihinin sarf tarihi olarak belirlenmesinin yerinde olduğunu, kefaletnamelerde faiz başlangıç tarihinin net olduğunu, davalı asıl borçlu ... yönünden faiz başlangıcının dava tarihi olarak hüküm altına alınması gerektiğini, kefaletnamenin taahhütnamenin ferîsi niteliğinde olduğunu, işbu davada iadesi talep edilen masrafların davalı bursiyerin görevini ifa ederken değil, öğrencilik statüsü devam ederken kendisine yapılan masraflar olduğunu, 2.270,70 TL'nin yurt içi aylığı olmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.2.Davalılar vekili; davacının bağışlamayı talep etme hakkını hak düşürücü süre içerisinde kullanmadığını, taahhütnamede yer alan ağırlaştırıcı geri ödeme koşullarının yazılmamış sayılması gerektiğini, taahhütnamenin tek taraflı düzenlendiğini ve içerdiği hükümlerin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, müvekkilinin taahhütnameyi burs alabilmek amacıyla imzalamak zorunda kaldığını, davacı Bakanlık tarafından bugünkü kur ile ifa istenmesinin iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, aşırı ifa güçlüğü oluşturduğunu, müvekkilinin taahhütnameyi imzalamasından bugüne kadar geçen sürede ülkede yüksek enflasyonların yaşandığını ve kurun neredeyse 20 katına çıktığını, kefalet sözleşmeleri kesin olarak hükümsüz olduğundan davanın müvekkilleri yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, yapılan masraflar arasında maaşın taahhütnamede açıkça masraf olarak sayılan kalemler arasında yer almadığını, müvekkilinin eğitiminin aksamasında mücbir sebeplerin mevcut olduğunu, bu durum dikkate alınmadan bilirkişi raporu hazırlandığını, o zamanki şartlarda müvekkilinin maddi olanaklarının tedavi sürecini karşılamaya yetmediğini, bilirkişi raporunda müvekkili ...'in çocuğunun tedavisinin tıbbi açıdan öğrenim gördüğü ülkede fiilen imkan dahilinde olduğu, Türkiye'de tedavisinin tıbbi açıdan bir zaruret olmadığı, müvekkilinin çocuğunun tedavisi için harcanan emek ve mesainin davalının derslerine bir etkisinin bulunmadığının bildirildiğini, ancak tedavinin Türkiye'de olması gerektiğini, kefalet sözleşmesinin hangi nedenlerle geçerli olduğuna dair değerlendirme ve gerekçe sunulmadığını, davacı Bakanlığın müvekkilinin eğitimini tamamlayabilmesi için müvekkiline aylık para göndermek dışında hiçbir katkıda bulunmadığını, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini, müvekkilinin yurt dışında karşılaştığı sorunlar karşısında yalnız bırakıldığını, edimin ifasının dava tarihi itibariyle imkansız hale geldiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yüksek lisans ve doktora yapmak için yurt dışına gönderilen davalı ...'in, doktora eğitimini başarı ile tamamlayamamış olması nedeni ile yapılan giderlerin tahsili istemine ilişkindir. 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, özellikle taahhüt senedinin tarafların serbest iradesiyle düzenlendiğinden geçerli olmasına, yüksek lisans yönünden davalı asıl borçlu ... tarafından imzalanan taahhüt senedinde yazılı yükümlülüğünün yerine getirilmemesine, yüksek lisans ve doktora öğrenimi için yurt dışına gönderilen, yüksek lisans eğitimini başarıyla tamamlayıp doktora öğrenimini tamamlamadan yurda dönen davalı .....'in, doktora öğrenimini gönderiliş amacına uygun dereceyle tamamlayamaması nedeniyle kendisine yapılan doktora öğrenimi masraflarını faiziyle birlikte ödemekle sorumlu olmasına, yurt dışı eğitim masrafları nedeniyle ilgilinin sorumluluğunun ve ödenmesi gereken borç miktarının yüklenme senedine göre tespit edilecek olmasına, davalı ...'in doktora öğrenimini yasal süresi içerisinde tamamlayamamasına sebep olarak ileri sürdüğü bütün iddiaların hukuki bir dayanağının bulunmadığının alınan bilirkişi raporları ile sabit olmasına, yabancı para cinsinden eğitim-öğretim ücretinin ödeneceğinin başlangıçta bilinerek buna göre borçlanılmasına, serbest iradeyle borçlanma türününün belirlenmesine, ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda dövizle borçlanmanın risk taşıdığının da toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından bilinen bir olgu olmasına, davalıların bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına, davacı Bakanlık tarafından dava dilekçesinde sadece faiz talep edildiği, faizin başlangıcı konusunda herhangi bir tarih belirtilmediği gibi imzalanan taahhüt senedinde de faiz başlangıç tarihine ilişkin bir düzenleme olmadığından Mahkemece davalı ... yönünden alacak bedellerine dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde olmasına, 818 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde davalı kefillerden alınan her iki kefaletnamenin de anılan Kanun hükümlerine göre geçerli olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Dava konusu uyuşmazlıkta, davalı ...'in, başarıyla 09.06.2012 tarihinde tamamladığı yüksek lisans eğitimi için zorunlu görev istemiyle 25.08.2017 tarihinde davacı Bakanlığa başvurduğu, davacı Bakanlık tarafından; davalı bursiyer hakkında başarısız olduğu doktora öğreniminden dolayı 1416 sayılı Kanunun 19/1 maddesi uyarınca tazminat takibatı yapıldığı, bu kapsamda gönderilen bildirimlere rağmen davalının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle yüksek lisans öğreniminden dolayı mecburi hizmet görevi verilmediği görülmüştür.Yurt dışında lisansüstü öğrenimi gören davalı....'in, 09.06.2012 tarihinde yüksek lisans programından mezun olduğu, akabinde 30.08.2012 tarihinde başladığı doktora programını ise tamamlayamadığı görülmekle, bu haliyle davalının lisansüstü öğreniminin tamamından başarısız olduğundan söz edilemez. Davalının görev talebi üzerine, kendisinden doktora eğitimi süresince yapılan masraflarla ilgili ödeme talep edildiği, davalının bunu kabul etmemesi üzerine yüksek lisans ve doktora eğitimi süresince yapılan masrafların talep edildiği görülmüş ise de; gerek 1416 sayılı Kanunun gerekçesi ve hükümleri, gerekse bu Kanun uyarınca çıkarılan Yönetmelik düzenlemelerinde, tazminatlı duruma düştükten sonra başarılı olunan lisansüstü eğitim için mecburi hizmet talebinde bulunmayı engelleyen bir mevzuat hükmünün olmaması ve davalının yüksek lisans öğrenimini tamamladığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı bursiyere yüksek lisans eğitimi için yapılan masraflar nazara alınmaksızın, süresinde tamamlanmayan doktora eğitimi için yapılan masraflarının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, doktora masraflarıyla birlikte yüksek lisans eğitim masraflarından da davalıların sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 3.Davacı Bakanlık tarafından dava dilekçesinde sadece faiz talep edildiği, faizin başlangıcı konusunda herhangi bir tarihin belirtilmediği görülmüştür. Mahkemece davalı kefiller yönünden alacak bedellerine dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, talep aşılarak geriye doğru sarf tarihlerinden itibaren faize hükmedilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,2.Davalılar vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalılar yararına BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.