Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan verilen kararı, zorunlu müdafiin kısa karar duruşmasında hazır bulunmaması nedeniyle savunma hakkı ihlali gerekçesiyle bozdu.
Özet: Hırsızlık suçundan hakkında hüküm kurulan sanığın müdafiinin temyiz başvurusu üzerine yapılan incelemede, bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedilmesinin ardından Yargıtaya gelen dosyada, sanığa zorunlu müdafi atanmasına rağmen hükmün kısa kararının müdafiin hazır bulunmadığı duruşmada açıklanması suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı tespit edilmiştir; bu ciddi usul hatası nedeniyle istinaf mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2023/15083 E.  ,  2025/18306 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1317 E., 2022/580 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama
Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere ilişkin sanık müdafiinin temyiz istemi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 30.03.2022 tarihli ve 2021/1317 Esas, 2022/580 Karar sayılı ek kararı ile temyiz isteminin reddine karar verildiği ve ek kararın usulüne uygun şekilde sanık müdafiine tebliğ edilmesine rağmen temyiz edilmediği anlaşıldığından temyiz kapsamının yalnızca hırsızlık suçuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın suç işleme kastı olmadığından sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
İddianamede sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143/1. maddelerinin uygulanmasının talep edildiği nazara alınarak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı ve 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanmışsa da, kısa kararın zorunlu müdafiinin hazır bulunduğu duruşmada açıklanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.