Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında mülkiyet hakkı ihlali kapsamında tazminata uygulanacak faiz oranı ve taşınmaz değerinin Yargıtay 5. Hukuk Dairesince incelenmesi.
Özet: Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında, ilk derece mahkemesinin davayı kabul etmesi üzerine istinaf edilen kararda Bölge Adliye Mahkemesi, 1991den beri kamuya ayrılmasına rağmen idarenin eylemsizliği nedeniyle taşınmaza fiili el koyulduğuna hükmederek bedelin tahsilini onamış; ancak Anayasanın 46/son maddesi gereğince, mülkiyet hakkına müdahale niteliğindeki bu tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz yerine kamu alacaklarına uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesi gerektiğine karar vererek ilk derece mahkemesi kararını düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurmuştur.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2673 Esas, 2025/1522 KararKARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen kararİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/763 Esas, 2024/307 KararTaraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ..., ... Mahallesi 163 80... parsel sayılı taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygalama İmar Planında okul alanı olarak ayrıldığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat bedeline yasal faiz uygulanmasının hatalı olduğunu, taşınmazın değerinin düşük belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmazın değerinin yüksek belirlendiğini, ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, davacı lehine nispi vekâlet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmazın ilk kez 1991 yılında yapılan uygulama ile kamuya özgülendiği dikkate alındığında, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği bu haliyle idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, dava tarihi itibarıyla değerinin tespit edilerek davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2 nci maddesi uyarınca davanın konusunun para olması nedeniyle hükmedilen miktar üzerinden davacı lehine nispi vekâlet ücreti verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarında hükmedilen kamulaştırma bedeline Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda faiz işletildiği, hal böyle iken kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkına yapılan haksız bir müdahale sonucu açılan tazminat davasında genel hükümler çerçevesinde değerlendirilerek yasal faize hükmedilmek suretiyle davalı idarenin daha avantajlı bir konuma gelmesi Anayasa’ya aykırı olduğu gibi hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmadığı, bu itibarla hükmedilen kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat bedeline Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda faiz işletilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tataşınmazın değerinin düşük belirlendiğini, istinaf vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf nedenlerini tekrar ettiği, ayrıca kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 1 inci maddesi uyarınca bedelin davanın açıldığı tarih ve davacının talebi gözetilerek dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacaklara uygulanacak en yüksek faizi ile davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.4.Dava konusu taşınmaza davalı idare tarafından fiilen el atılmadığı, taşınmazın tasarrufunun hukuken kısıtlandığı gözetildiğinde 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 hükmü ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararın düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davacı vekilinin tüm, davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (A-8) numaralı bendinde bulunan "144.345,00 TL" ibaresinin çıkartılması, yerine "30.000,00 TL maktu" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.