Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarında temyiz yolu, istinaf ve kazanılmış hak ilkelerini inceleyerek kısmen bozma, kısmen onama kararı vermiştir.
Özet: Yüksek mahkeme, sanıklar hakkında verilen iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçuna ilişkin hükmün, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından sonra verildiği için temyiz yerine istinaf yoluyla incelenmesi gerektiğine hükmederek dosyayı iade ederken; bir sanığın hırsızlık suçundan aldığı mahkumiyet kararını onamış, diğer sanığın hırsızlık suçundan verilen kararını ise, aleyhe temyiz olmamasına rağmen önceki cezadan daha ağır yeni bir ceza verilerek kazanılmış hakkın ihlal edildiği gerekçesiyle bozmuş ve hatanın doğrudan mahkemece düzeltilebileceğine karar vermiştir.

B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ :Asliye Ceza MahkemesiSAYISI : 2019/560 E., 2023/136 K.SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâliHÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaI-Sanıklar ... ve ... hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükümler yönünden temyiz istemlerinin incelenmesindeTekirdağ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.03.2023 tarihli ve 2019/560 Esas, 2023/136 Karar sayılı kararının sanıklar müdafilerinin temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Sanıklar hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Tekirdağ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.05.2016 tarihli ve 2014/324 Esas, 2016/242 Karar sayılı kararı ile; hırsızlık suçundan mahkûmiyetlerine, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 16.06.2016 tarihinde itiraz ret edilerek kesinleştirildiği, sanıkların denetim süresinde yeniden suç işlemeleri nedeniyle temyize konu Tekirdağ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2023 tarihli ve 2019/560 Esas, 2023/136 Karar sayılı ilâmıyla hükümler açıklanmışsa da; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesinin, "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlendiği,Hakkında temyiz kanun yolu talebinde bulunulan hükmün daha önce Yargıtay denetiminden geçmediği dikkate alındığında, hükmün bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş bulunması nedeniyle kanun yolu incelemesinin istinaf olduğu anlaşılmakla, dava dosyasının bu suçlar yönünden Tebliğname’ye aykırı olarak İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,II-Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm yönünden sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesindeSanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarîyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Bozma sonrası yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenlerinin yerinde olmadığından reddiyle, hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA,III- Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm yönünden sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesindeSanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;04.10.2022 tarihli Yargıtay 2. Ceza Dairesinin bozma ilamı öncesi, 06.05.2016 tarihli kararda sanık hakkında sonuç ceza olarak 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edildiği ve aleyhe temyiz bulunmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında bozma sonrası hükmedilen 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasının 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakka konu olan 2 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden infaz edilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün açıklanan nedenle 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasına "1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak nedeniyle, sanık hakkında hükmolunan 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası cezasının, 2 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden infazına”, cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usûl ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.