İş kazası sonucu açılan maddi ve manevi tazminat davasında, tarafların uzlaşma tutanağının tazminat taleplerine etkisi ve Yargıtayın temyiz incelemesi.
Özet: Libyada iş kazası geçirerek 25-30 metre yükseklikten düşen işçi ve ailesinin, iş güvenliği eksikliği iddiasıyla işverene karşı açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin kısmen manevi tazminat ödenmesine hükmettiği karar, tarafların istinafı üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından bozulmuştur. Bölge adliye mahkemesi, taraflar arasında imzalanan uzlaşma protokolü ve davacı vekilinin tüm manevi tazminat taleplerinin uzlaşma ile sona erdiğini ikrar etmesi üzerine, hem asıl hem de birleşen dava kapsamında tüm taleplerin konusuz kaldığına ve karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiş olup, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/4467 E.  ,  2025/14431 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/910 E., 2024/2277 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/806 E., 2023/747 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, asıl davanın kısmen kabulüne birleşen dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden asıl ve birleşen dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili, müvekkillerinden ...'in davalı işverenliğin Trablusgarp/Libya yakınında üstlendiği çimento fabrikası söküm ve montaj işinde 30.03.2010 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, 24.04.2010 tarihinde fabrikanın bacasının kesim işini yaparken 25-30 metre yükseklikten düşerek iş kazası geçirdiğini, kazanın, davalı şirketin işyerinde gerekli iş güvenliği önlemlerini almamasından kaynaklandığını, davacılardan ...'in kazalının eşi, diğer davacıların ise çocukları olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili talep etmiş, birleşen İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin 2019/131 E. sayılı ek dava dosyası ile de davacı ... için bakiye 68.342,67 TL maddi tazminatı davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, müvekkili işverenliğin iş yerinde gerekli iş güvenliği önlemlerini aldığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkili işverenliğin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının tüm tedavi ve bakım masraflarının müvekkilince karşılandığını, öte yandan iş bu giderlerden esasen SGK'nın sorumlu olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, asıl dava yönünden davacı ...'in maddi tazminat talebinin konusu kalmadığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacı ...'e, 10.000,00'er TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacı ... ve ...'e verilmesine, birleşen davada istenilen maddi tazminatın da konusu kalmadığından bu talep hakkında da karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin manevi tazminat alacaklarının taraflar arasında yapılan protokol gereğince ödendiğini, ancak maddi tazminat yönünden müvekkili ...'in bakiye alacağının bulunduğunu, Mahkemenin ilk kararına karşı davacı vekilinin maddi tazminat yönüyle herhangi bir istinaf itirazının bulunmadığından bahisle davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğunun kabul edildiğini, müvekkilinin önceki vekilinin eksik istinaf başvurusunda bulunmuş olmasının alacağı ortadan kaldırmaması gerektiğini, müvekkilinin bakiye maddi tazminat isteklerinin hüküm altına alınması gerektiğini öte yandan müvekkillerinin manevi tazminat alacaklarını uzlaşma tutanağı ile aldıklarını, bu durumda borcun söndüğünü, bu alacaklar yönüyle karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerektiğini, davalının istinafının yerinde olduğunu ileri sürüp, davanın maddi tazminat istekleri bakımından talepleri gibi kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafla manevi tazminat alacak kalemleri bakımından da uzlaşma protokolü düzenlenmiş olduğunu, manevi tazminat alacaklarının da konusunun kalmadığını, aksi yöndeki kararın hatalı olduğunu ileri sürüp İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dosyada mevcut uzlaşma tutanağı başlıklı belgenin davacı ... vekili Avukat ... ve davalı şirket vekili arasında düzenlendiği, her ne kadar anılan uzlaşma tutanağında diğer davacıların bulunmadığı sabit ise de davacılar vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde açıkça tüm müvekkillerinin manevi tazminat talepleri bakımından uzlaşmaya vardıklarına dair beyan ve ikrarı gözetildiğinde davacıların manevi tazminat taleplerinin uzlaşma protokolüne konu edildiği ve ödendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda manevi tazminat taleplerinin de konusu kalmamıştır. Mahkemece manevi tazminat taleplerinin konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle iş bu taleplerin yazılı şekilde hüküm altına alınması hatalı olmuştur. Bu husus davacı tarafından da istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davacı vekilinin istinaf itirazının ise kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ne var ki dosyada deliller toplanılmış olduğundan ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir durum bulunmadığından Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2023 tarihli istinafa konu kararında asıl dava bakımından taraflar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olup tarafların vekalet ücretine yönelik istinaf itirazları bulunmadığından Dairemiz kararında da aynı yöntem izlenmiş ve Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca taraflar lehine maktu 30.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Yine birleşen dava bakımından da yerel mahkemece vekalet ücreti takdir edilmemiş olup Dairemizce de birleşen dava bakımından bu doğrultuda işlem yapılmış ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. ..." gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl ve birleşen dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI.KARAR:
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.