SGK tarafından sahte iş yeri tespitiyle iptal edilen sigorta prim günleri ve kesilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanması talebinin reddi.
Özet: Davacının, 28.11.2011-31.12.2013 tarihleri arasındaki sigorta prim günlerinin, çalıştığı iddia edilen inşaat iş yerinin SGK tarafından sahte olduğunun tespiti ve inşaat faaliyetinin belirtilen çalışma döneminden önce 2010 yılında tamamlandığı gerekçesiyle iptal edilmesi üzerine yaşlılık aylığının kesildiği, bu iptal işleminin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açtığı prim günlerinin iadesi ve aylığının yeniden bağlanması davasında; ilk derece mahkemesi ve istinaf, iş yerinin abonelik kayıtları ve işveren beyanlarıyla inşaat faaliyetinin davacının çalıştığı ileri sürülen dönemden önce bittiğini ve davacının o dönemde fiilen çalışmadığını tespit ederek davanın reddine karar vermiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/11126 E.  ,  2025/14414 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/424 E., 2025/247 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... işverenliğine ait ... sicil numaralı inşaat iş yerinde çalışmalarının olduğunu, 01.09.2016 tarihinde emekli olduğunu, ancak bu iş yerinde 28.11.2011-31.12.2013 tarihleri arasında geçen çalışmalarının davalı Kurum tarafından iptal edildiğini, bu sebeple prim gün sayısının eksilmesi nedeniyle yaşlılık aylığının kesildiğini, yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 28.11.2011-31.12.2013 tarihleri arasındaki sigorta prim günlerinin iptali işleminin iptali ile müvekkilinin iptal edilen günler kadar sigortalı sayılmasına ve SGK tarafından haksız olarak kesilen yaşlılık aylığının tekrar bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; ... SGMM'de 4.4210.01.01..... ... sicil numaralı inşaat iş yerinin 16.04.2008 tarihinde ... adına Kanun kapsamına alındığını, iş yeri ile ilgili olarak yapılan incelemede davacı adına bildirimi yapılan 28.11.2011-31.12.2013 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinin 03.05.2017 tarihli, 039 sayılı denetim raporuna istinaden iş yerinin sahte iş yeri olduğunun tespit edilmesi nedeniyle iptal edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.05.2022 tarihli kararı ile toplanan deliller ve dosya kapsamından, davacının ... isimli işverene ait inşaat iş yerinde fiilen çalıştığı halde bu iş yerinden bildirimi yapılan 28.11.2011-31.12.2013 tarihleri arasındaki geçen çalışmalarının fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle davalı Kurum tarafından iptal edildiğini, bağlanan yaşlılık aylığının kesildiğinin beyan ederek Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığının bağlanması talebiyle işbu davayı açtığı, dava dışı ...'nın inşaat işi ve inşaat malzemeleri satışına yönelik işletmelerinin olduğu, her iki işletmesinin de ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı üzere re'sen terkin edildiği, ...'nın ... Belediyesinin 12.04.2021 tarihli yazısına göre ... ilçesi... Mah. ... Cad. No:... (61251 ada ve 4 parsel) deki taşınmazın müteahhidi olduğunun anlaşıldığı ancak yapı kullanmak izin talebinde bulunulmadığı, yapıya ilişkin abonelik kayıtları incelendiğinde en erken su aboneliğinin 18.08.2010 doğalgaz aboneliğinin 12.03.2010 tarihli olduğu, tamamlanmayan binada her ne kadar iskan ruhsatı alınmamış olsa bile oturulmaya başlanabileceği ve abonelik kayıtlarından da kat sakinlerinin taşınmazda 2010 yılında ikamet etmeye başladıklarının anlaşıldığı, davacı tarafından dava dışı ...'nın inşaat işinde çalıştığı iddiası ile işbu dava açılmış ise de davacının iptal edilen çalışmalarının 28.11.2011-31.12.2013 dönemi olup ...'ın en son yaptığı inşaatta abonelik kayıtlarının 2010 yılında alındığı tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının Kurum tarafından iptal edilen dönemde dava dışı ...'nın iş yerinde çalışmadığı yönünde Mahkememizde kanaat oluşmuş davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.02.2024 tarihli kararı ile yapılan yargılama ile dosya kapsamına göre, davacının 28.11.2011-31.12.2013 tarihleri arasında ...'ya ait ... sicil numaralı iş yerinde geçen çalışmalarının Kuruma bildirildiği, iş yerinin ... Mahallesi 615 21... parsel adresinde kurulu inşaat iş yeri olduğu, inşaat işinin 2010 yılında tamamlandığı ve bina sahiplerinin bu tarihten itibaren oturmaya başladıkları, buna ilişkin abonelik kayıtlarının da dosya arasına alındığı, 2011/11. aydan sonra iş yerinden bildirilen sigortalı sayısında artış görüldüğü, Kuruma bildirilen kişi sayısı ile beyannamelerde yer alan çalışan sayısının birbiri ile uyumlu olmadığının vergi tekniği raporu ile de belirlendiği, işveren ...'nın da denetmene verdiği ifadesinde inşaat işini 10.06.2010 tarihinde tamamladığını, bu tarihten sonra bildirimi yapılan kişileri tanımadığını söylediği, Kurum tarafından yapılan işlemin yerinde olduğu ve Kurum işleminden sonra mevcut sigortalılık süresine göre yaşlılık aylığı koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından ve 5510 sayılı Kanun'un 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 06.06.2024 tarihli ilamında, "...Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 17.06.1961 doğumlu davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 12.12.1978 olduğu, 12.12.1978-03.08.2016 tarihleri arasında 3.060 günlük 506 sayılı Kanun'a 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) maddesine tabi zorunlu sigortalılığı, 21.11.2006-31.12.2000 tarihleri arasında 14 80... sayılı Kanun kapsamında 4-b sigortalılığı ve 600 gün askerlik borçlanması olmak üzere toplam 5140 prim ödeme gün sayısı üzerinden 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B-(d) maddesi gereğince 03.08.2016 tarihinden itibaren kendisine yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının, davalı Kurumca yapılan denetim ve araştırma sonrasında 03.05.2017 günü düzenlenen rapora dayanılarak 28.11.2011-31.12.2013 tarihleri arasında ...'ya ait ... sicil numaralı iş yerinden 753 günlük sigortalılık bildirimlerinin fiili çalışmaya dayanmaması nedeniyle geçersiz sayılıp giderek tahsis koşullarını da yitirdiğinden aylığının iptal edilerek yersiz ödenen aylıklar nedeniyle borç tahakkuk ettirilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, her ne kadar Mahkemece davacının çalışmalarının filli olmadığına yönelik tespit yerinde ise de, aylık koşulları değerlendirilirken yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler göz önünde bulundurularak, davacının iptal edilen sigortalılık süresi dışında, mevcut prim ödeme gün sayısı belirlenerek irdeleme yapılmalı ve davacının borçlu olup olmadığı hususunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 23.05.2002 tarihi itibarıyla 23 yıl sigortalılık süresini yerine getirdiği; ancak 1674 prim gün ve 40 yaşında ( 40... ay 6 gün) olduğu, davacının 23.05.2002 tarihi itibari ile 23 yıl sigortalılık süresini yerine getirdiği ancak 1674 prim gün ve 40 yaşında olduğu 23.05.2002 tarihinde 3600 prim gün sayısı ve 55 yaş şartını taşımadığından kendisine yaşlılık aylığı bağlanamayacağı, dosyada bilirkişi raporu alınmış olup, davacı tarafa bilirkişi ücreti yatırması için 27.02.2025 günlü duruşmada 2 haftalık kesin süre verildiği, yatırdığı takdirde bilirkişi ücretinin ödenmesine, yatırmadığı takdirde davanın reddedileceğinin ihtarına karar verildiği ve gerekli ihtaratın yapıldığı, 2 haftalık kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, davacı vekili 22.05.2025 tarihli duruşmada geçen celse ara kararı uyarınca müvekkilinden temin edemediği için bilirkişi ücretini yatıramadığını ifade ettiği, verilen kesin süre uyarınca da bilirkişi ücretinin yatırılmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, usul ve kanuna aykırı olan kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının 28.11.2011-31.12.2013 tarihleri arasında ...'ya ait ... sicil numaralı iş yerinde geçen çalışmalarının sahte olduğu gerekçesiyle iptal edilmesine yönelik Kurum işleminin iptali ile çalışmalarının geçerli olduğunun tespiti ve yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Eldeki davada ise Mahkemece verilen ilk karar, bozma içeriğinde belirtilen ilkeler çerçevesinde Dairemizce bozulmuştur. Uyulan bozma ilamı sonrası sürdürülen yargılama sonucu davalı Kurumca iptal edilen sigortalılık süresi dışlanmak suretiyle kalan süreler yönünden 506 Sayılı Kanun'un geçici 81. madde hükmü kapsamında tam ve kısmi yaşlılık aylığı koşulları oluşmadığından ;giderek verilen kesin mehile rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığından bahisle davanın tümüyle reddine karar verilmiş ise de hüküm eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı olduğu gibi ,tahsis koşullarının varlığı açısından hukuki konuda bilirkişi incelemesi öngörülmek suretiyle usulden verilen ret kararı da hatalıdır.
Yaşlılık aylığı tahsisi yönünden eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanun'un “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulmalı, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.
Bu bağlamda davacının yaşlılık aylığı tahsis talebine istinaden, 17.06.1961 doğumlu davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 12.12.1978 olduğu, sigortalılık süresi ve prim gün sayısı da dikkate alınarak yargılama devam ederken 17.06.2021 tarihinde 60 yaşını tamamlamış olan davacının aylık koşullarını yerine getirdiği dikkate alınmak suretiyle bu hususta değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.