Ülkenin ileri gelen iş adamlarının, gazete haberinin kişilik haklarını ihlal ettiği iddiasıyla açtığı manevi tazminat davasının, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında reddedilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi.
Özet: Önde gelen iş insanı davacılar tarafından, bir gazete haberinin kişilik haklarını ihlal ettiği ve manevi tazminat gerektirdiği iddiasıyla açılan davada, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını, toplumsal fayda taşıdığını ve eleştiri sınırlarını aşmadığını belirterek talepleri reddetmiş; temyiz incelemesi sonucunda da kararların usul ve yasaya uygun olduğu yönünde değerlendirme yapılmıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/28 70... /1892 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2019/1 24... /443 KararBölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların yayın sahibi, yönetim kurulu başkanı ve eser sahibi olarak sorumlu oldukları ... Gazetesi'nin 17.04.2014 tarihli nüshasının 1. sayfasında “...” başlığı ile ayrıca 11. sayfada “...” başlığı ile yapılan hukuka aykırı haber nedeniyle müvekkillerinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek her bir müvekkili yönünden 50.000,00 TL olmak üzere 150.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kararın yayınlanmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; yayın tarihinde yönetim kurulu başkanı olmayan müvekkili ...'ya husumet yöneltilemeyeceğini, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların ülkede ileri gelen iş adamlarından oldukları, ticaret ve iş çevrelerince tanınan davacıların topluma mal olmaları karşısında eleştirilere toplumun diğer kesimlerine göre daha açık olmaları gerektiği, davalı eser sahibinin rahatsız edici bir dil kullanarak dahi olsa fikirlerini aktardığı, kullanılan sözlerin bir kısmının değer yargısı, bir kısmının ise sert eleştiri kapsamında olduğu, yazıya hakim olan konunun güncel ve kamuoyunun ilgisine haiz olduğu, bu bakımdan hukuka uygunluk kriterlerini taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu haberin bir bütün olarak basın özgürlüğü kapsamında kaldığı; halkın, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma hakkının olduğu, basının da bu doğrultuda olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve sorumlu olduğu, haberin de bu ilke kapsamında yapıldığı, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, yayın tarihi itibari ile kamu yararının ve toplumsal ilginin bulunduğu, kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının yeterli gerekçeyi içermemesi nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, dava konusu haberin tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkillerinin bahsi geçen toplantıya katılmadıkları hatta haberdar dahi olmadıklarını, isnadın doğruluğunu ispat edecek somut delillerin ortaya konulmadığını, müvekkillerinin toplum nezdinde itibarlarının zedelendiğini, kişilik haklarının saldırıya uğradığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; ... Gazetesi'nin 17.04.2014 tarihli nüshasında yayınlanan haber nedeniyle davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu haberin toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığının; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunun, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22... tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin; tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu haberde yer alan söz ve ifadelerin davacıların kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının anlaşılmasına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesineDosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.