Kamu görevlisinin gazetede çıkan haberle kişilik haklarına saldırı iddiasıyla açtığı manevi tazminat davasının Yargıtaydaki temyiz incelemesi.
Özet: Eski bir kamu görevlisi, davalı gazetenin 28.08.2018 tarihli haberinde 2013teki yolsuzluk iddialarıyla ilişkilendirilerek kişilik haklarına saldırıldığını ve "çantacı" gibi ifadelerle itibarının zedelendiğini ileri sürerek manevi tazminat talep etmiş; ilk derece mahkemesi ifade özgürlüğü kapsamında davanın reddine karar vermiş, ancak bölge adliye mahkemesi, haberin güncel olmayan iddiaları yeniden gündeme getirerek kişilik haklarını ihlal ettiğine hükmedip 5.000 TL manevi tazminata karar vermiş, taraflar ise tazminat miktarının azlığı/çokluğu ve basın özgürlüğü/kişilik hakkı ihlali ekseninde kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2090 E., 2023/902 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2019/546 E., 2021/357 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Maliye ve Hazine Bakan Müşaviri olarak görev yaptığını, davalıların yayın sahibi, eser sahibi, yönetim kurulu başkanı olarak sorumlu oldukları ... Gazetesi'nde 28.08.2018 tarihinde yapılan hukuka aykırı haber nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, dava konusu haber nedeniyle davalı eser sahibi hakkında hakaret suçundan mahkumiyet kararı verildiğini belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın 28.08.2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kararın yayınlanması talep edilmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu haberde basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bir kişi hakkında özellikle bir suça iştirak ettiği şeklinde "çantacı" tabiri kullanılmasının kişilik hakkına saldırı mahiyetinde olduğunun kabulü gerekmekte ise de dava konusu haber içeriği irdelendiğinde davalılar tarafından ortaya atılmış, ileri sürülmüş herhangi bir iddianın olmadığı; davacı hakkında var olduğu belirtilen daha önceki bir iddianın okuyucuya hatırlatıldığı, haberde okuyucu nezdinde davacının iddia olunan suça veya eyleme iştirak ettiği şeklinde kesin ve net yargılar içeren ifadeler kullanılmadığı, davacı hakkında var olduğu belirtilen bir iddiadan söz edildiği, haber başlıklarının incitici, rahatsız edici olabileceği, ifade özgürlüğünün demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğu, ceza mahkemesi tarafından verilmiş, kesinleşmiş mahkumiyet hükmünün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yayın tarihinde güncel olmayan 17/25 Aralık 2013 tarihinde polis ve yargı içine sızmış ... terör örgütü üyesi olan polis, savcı ve hakimlerce başlatılan usulsüz soruşturmalardan dolayı davacının yolsuzluk ve rüşvet ilişkisi içerisinde bulunduğu isnadına haberde yer verildiği, davacının kişilik haklarına haksız olarak bir saldırıda bulunulduğu, öz ve biçim arasındaki dengenin bozulduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; gerçek dışı ve küçük düşürücü iddialar nedeniyle hükmedilen manevi tazminat miktarının saldırı ile orantılı olmadığını, caydırıcı ve hakkaniyete uygun olduğunun kabul edilemeyeceğini; sadırının ağırlığı, tarafların statüsü ve davalı tarafın kusur oranına göre tam kabul kararı verilmesi gerektiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu haberin davacının bakanlık kadrosuna atanmasına ilişkin kaleme alındığını, kamuoyuna yansıyan ve güncel bir konuyla ilgili dava konusu yayının yapıldığını, davacı hakkında daha önce dile getirilen birtakım iddialara haberde yer verildiğini, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kararın gerekçesinde kamu yararı ve görünür gerçeklik hususlarının tartışılmadığını, kamuoyunu ilgilendiren genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlama ölçütünün değerlendirilmediğini, davacının kamusal kişiliği nedeniyle eleştirilere diğer kişilere göre daha fazla katlanması gerektiğini, yeterli olgusal temele dayalı yapılan haberde kişilik haklarına saldırı olmadığını, ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; ... Gazetesi'nde 28.08.2018 tarihinde yapılan haber nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu haberde sarf edilen ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmesinin; olay tarihi, tarafların konumu, zararın ağırlığı dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekili ve davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya ve davalılara yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.