Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinden, işletme devri kaynaklı menfi tespit davasında borçluluk, kötü niyet tazminatı ve sahte kira sözleşmesi iddialarına ilişkin ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu menfi tespit davasında, davacı aleyhine işletme hakkı devrinden kaynaklanan borç iddiasıyla başlatılan icra takibine karşı, davacı aralarında ticari ilişki veya borç bulunmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti ile haksız takip tazminatı talep etmiştir; ilk derece mahkemesi, alacağın temlik edildiği ikinci davalının borcu yazılı delille ispat edememesi ve kötü niyetli takip nedeniyle davacının talebini kabul ederek, temlik alan davalının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar vermiş, ancak temlik alan davalı, borcun gerçek olduğu ve sahte kira sözleşmesi iddiasıyla yerel mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi için istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO :...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
NUMARASI : ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALILAR : 1 -....
VEKİLİ : Av. ... - ...
: 2 -... - ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (İşletme Devri Nedenine Dayalı)
DAVA TARİHİ : 04/06/2020
KARAR TARİHİ : 16/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/02/2024
... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...tarih, ... Esas, ... sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili aleyhine davalı ... tarafından işletme hakkı ...'e ait ... Mah. ... Cd. N.5 ... yolu üzerinde bulunan ... Restorantın 30/05/2016 tarihine kadar ...'ya işletme hakkının devrinden doğan bakiye borcun tahsili için ... 16. İcra Müdürülüğünün... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, ancak söz konusu taşınmazın müvekkili tarafından ... ... kiralandığını, davalı ... ile aralarında ticari ilişkinin mevcut olmadığı gibi hiçbir borcu da bulunmadığını, davalı tarafından haksız icra takibi başlatıldığını, ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin davalılara 600.000,00 TL borçlu olmadığının tespiti ile davalılar aleyhine %20 haksız takip tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; açılan davayı kabul etmediklerini, davanın hukuki yarar yokluğu ve taraf sıfatının olmaması nedeniyle reddinin gerektiğini, işletme devrinden dolayı davacının icra takibindeki miktar kadar borçlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, dosya kapsamı deliller uyarınca; davalı ... tarafından davadan önce alacağın diğer davalıya temlik edilmesi sebebiyle ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, alacağı ispat ile yükümlü olan davalının alacaklı olduğunu yazılı delile ispat edemediğinden davacının temlik alan davalıya yönelik davasının kabulüne, alacağı temlik alan davalı,icra takibini başlatan diğer davalının kötü niyetinden sorumlu olacağından ve icra takibini başlatan ... alacağına ilişkin hiçbir delil sunamadığından kötü niyetli kabul edilerek davalı ...'ın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı ... vekili istinaf dilekçesi ile; yerel mahkemenin hükme esas aldığı davacı ve mülk sahibi arasında imzalandığı iddia edilen 21/07/2016 tarihli kira sözleşmesinin sahte olduğunu, mülk sahibinin adına atılı imzanın kendisine ait olmadığını ve suç duyurusunda bulunacağını belirttiğini, ...'in kiracı olduğu işletmeyi davacı ve kardeşi ... ... devrettiğini devir işlemlerinin davacı adına yapıldığını ve işletmenin davacı tarafından işletildiğini, davacının işletme hakkını ...'ten devir alması ve işletmeyi halihazırda işleten olması sebebiyle borçlu olduğunu müvekkilinin temlik aldığı alacağın gerçek olduğunu müvekkilin kötüniyet tazminatından sorumlu tutulamayacağını belirterek yerel mahkeme kararının müvekkili aleyhine hükmedilen kötüniyet tazminatı ile birlikte kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa karşı cevap dilekçesi ile; davalı yanın kira sözlemesinin sahteliği iddiasını istinaf başvurusu ile ilk kez ileri sürdüğünü iddia ve savunmanın genişletilmesi niteliğindeki bu iddianın istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceğini, müvekkili ile ... arasında belirtilen şekilde ticari ilişkisi ve borcunun bulunmadığını yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, İİK'nın 72. maddesine dayalı takipten sonra açılan borçlu olmadığının tespiti istemine yöneliktir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelere istinaden tesis edilen hükme karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda; ...... v. İcra Müdürlüğünün 2...Esas sayılı takip dosyası üzerinden davalı ... tarafından davacı aleyhine işletme hakkının devri nedenine dayalı bakiye alacak için takip başlatıldığı, takip alacağının ... 13. Noterliğinin 20/09/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı " Alacağın Devri" sözleşmesi ile davalı ...'a temlik edildiği, davacının işletme hakkının devirine yönelik sözleşme ilişkisini ve borcu inkarla eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
1-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır.
Eldeki davada, takip alacaklısı davalı işletme devri ve bu devirden kaynaklı alacağının bulunduğunu ileri sürmektedir. Bu durumda takip konu alacak miktarı tanıkla ispat sınırının (HMK'nın m. 200) üzerinde olduğuna göre, işletme devirinin varlığı ve bu devirden kaynaklı alacağın 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesi uyarınca yazılı delil ile ispatı gerekir. Davalı alacaklı tarafından bu nitelikte delil ile alacak ispat edilemediğinden işin esasına yönelik mahkemece yazılı şekilde verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davalının bu yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
2-Temlik tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 183. maddesine göre, yasa, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça, alacaklı alacağını, borçlunun onayı aranmaksızın, başka bir kimseye temlik edebilir. Bir başka deyişle alacağın devri, alacaklı ile onu devir alan üçüncü şahıs arasında; kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça, borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen yazılı şekle bağlı sözleşme, kanun ya da kazaî kararla gerçekleşen tasarrufî bir muameledir. Alacağın devri kural olarak borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen tasarrufî bir hukukî işlemdir, külli değil, cüz’i ve sınırlı bir halefiyet meydana gelmektedir. Burada alacaklının değişmesi söz konusudur (Uygur, Turgut. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, 3. Baskı, Ankara 2013, s. 1096).
Bu halde, alacağın temliki hükümlerine göre alacağın devri halinde devralanın devredenin külli değil cüzi ve sınırlı halef olması nedeniyle devredenin kişisel durumuna bağlı hukuki sonuçlar alacağı devralana geçemeyeceğinden temlik edenin de kötü niyetinin temlik alana doğrudan geçtiği anlamına gelmeyeceği, ancak temlik alanın davacının temlik verene borcunun olmadığını bilerek temlik alması durumunda davalı temlik alanın kötü niyetinin olduğu kabul edilebilir.
Bu kapsamda, temlik alan davalının, davacının borcunun bulunmadığı bilinerek alacağı temlik aldığının davacı tarafça ispat edilememesi sebebiyle mahkemece davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davalı temlik alan aleyhine tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir. ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/10/2022 tarih, 2021/3064 Esas, 2022/6872 Kara sayılı ilamı)
Açıklanan nedenlerle; davalı ... istinaf başvurusunun, (1) nolu bentte açıklanan nedenle reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle kabulüne, yerel mahkeme kararının (2) nolu bentte gereği kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında tarafların kazanılmış hakları gözetilerek HMK'nın353/1-b/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-... ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih,... Esas, ...sayılı kararının KALDIRILMASINA, dava hakkında HMK’nın 353/1-b/2 maddesine göre yeniden hüküm kurulmasına;
Buna göre;
a-Davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
b-Davalı ... hakkında açılan davanın KABULÜ ile; davacının ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından dolayı davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine,
c-Davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine,
d-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 40.986,00 TL harçtan peşin alınan 10.246,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 30.739,90 TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına,
e-Davacı tarafından yapılan 98,50 TL yargılama gideri ile 10.246,10 TL peşin harç toplamı 10.344,60 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
f-Davalı ... tarafından yargılama gideri yapılmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
g-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 90.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
h-Davalı ... yararına ölçümlenen 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
ı-6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesi uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
i-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
3-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları
a-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf yoluna başvurma harcının hazineye irat kaydına, istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
b-Davalı ... tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,
c-HMK'nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avanstan kullanılmayan kısmının, yatıran tarafa iadesine,
d-6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, karar tebliğinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
e-imza
...
Üye
...
e-imza
...
Üye
...
e-imza
...
Katip
...
e-imza