İşçinin Ücret, Kıdem, Yıllık İzin, Fazla Çalışma ve Tatil Ücreti Alacaklarının İş Sözleşmesini Haklı Fesihle İstinafça Onaylandığı Dava
Özet: Müvekkilinin ücret alacakları, yıllık izin ve fazla çalışma gibi haklarının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini ileri süren davacı işçinin açtığı davada, ilk derece mahkemesince davacının kıdem tazminatı ile ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne karar verilmiş; bu karar Bölge Adliye Mahkemesince de, işçinin feshinin haklı olduğu, tespit edilen aylık ücretin yerinde olduğu ve davalı işverenin ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği gerekçeleriyle, davacının lehine onanmıştır.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/411 E., 2025/113 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 03.02.2007 tarihinden iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği tarihe kadar kebapçı ustası ve 2012 yılından itibaren hem kebapçı ustası hem de şef garson olarak en son net 4.600,00 TL ücret ile davalı işyerinde çalıştığını, çalışmış olduğu işyerinin davalının adına kayıtlı olduğunu ancak işleten kişinin davalının vefat eden eşi ... olduğunu, davalının ise ...'ün vefatından sonra adına kayıtlı olan işyerini işletmeye başladığını, müvekkilinin ...'ün vefatından önce tarafına ödenmeyen 20 aylık ücret alacağı bulunduğunu, çalıştığı süre boyunca ücretinin Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) eksik bildirildiğini, meslek kodunun SGK'ya hatalı bildirildiğini, müvekkilinin talep etmesine rağmen bu hususların düzeltilmediğini, müvekkilinin haftalık yasal çalışma süresini aşan çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasının devam ettiğini ancak yaptığı bu çalışmaların karşılığı ücretlerin ödenmediğini, belirtilen bu nedenlerle iş sözleşmesinin müvekkili işçi tarafından haklı nedenle sona erdirildiğini, müvekkiline yıllık izin kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacının çalışmış olduğu işyerini 30.08.2020 tarihinde işletmeye başladığını, bu hususun vergi kayıtları ile sabit olduğunu, belirtilen bu tarih öncesi için müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının 20 ay süresince ücret almadan çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının ücretinin imzalı bordrolar ile sabit olduğu üzere asgari ücret olduğunu, davacının hak ettiği yıllık izinlerini kullandığını, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışması bulunmadığını, davacının 18.10.2021-19.10.20 21... .10.2021 tarihlerinde devamsızlık yapması nedeniyle iş sözleşmesinin müvekkili işveren tarafından haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.11.2022 tarihli kararı ile; dosya kapsamı uyarınca davacının davalı ... işyerinde, 03.02.2007-17.10.2021 tarihleri arasında en son aylık net 4.600,00 TL ücret ile kebap ustası olarak çalıştığı, davacının vadesi geldiği ve usulünce ödenmeyen geniş anlamda ücret alacaklarının bulunması nedeniyle işyerini terk suretiyle sözleşmesini iş sözleşmesini haklı nedenle eylemli olarak feshettiği, buna göre davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davalı işveren tarafından davacının 20 aylık ücretinin ödediğine dair usulünce davacının imzalarını taşıyan yazılı belge ya da banka kaydı sunulmadığı gibi davalı işverenin teklif ettiği yeminin de davacı tarafından usulünce eda edildiği, buna göre davacının ücret alacağının kabulü gerektiği, ispat yükü kendisine düşen davalı işverenin davacının hak kazandığı 237 gün yıllık izini kullandırdığını usulünce kanıtlayamadığı ve ayrıca davacının beyanında ve eda ettiği yeminde de hak ettiği yıllık izinleri kullanmadığını ifade ettiği, buna göre davacının 237 günlük yıllık izin ücreti alacağının olduğu, davacının fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yaptığına ilişkin iddiasının başvurulan tanıkların anlatımları ve kesin olan yeminle kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 25.11.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 14.02.2023 tarihli kararı ile; dosya içeriğine göre tespit edilen aylık ücret tutarının yerinde olduğu, ödenmediği sübut bulan işçilik alacakları nazara alındığında 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 24. maddesi kapsamında davacının iş sözleşmesini feshinin haklı olduğu ve davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının yemini ve beyanı da nazara alındığında ispat yükü kendisine düşen davalı işveren tarafından davacıya yıllık izinlerinin kullandırıldığının imzalı yıllık izin defteri veya eşdeğer belge ile kanıtlanamadığı, tanık anlatımlarına, davacının yemin beyanına, işyeri şartlarına, davacının yaptığı işin niteliğine, bilirkişi raporuna göre davacının çalışma süresi boyunca hak kazandığı ve ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ve ödenmeyen aylık ücret alacaklarının sübut bulduğu, belirtilen bu alacakların ödendiğinin davalı tarafça usule uygun olarak ispatlanamadığı, dinlenen davacı tanıklarının davalıya karşı açılmış davaları olduğunun ispatlanamadığı, ...'ün SGK kayıtlarında dava konusu dönemde davacının işvereni olarak yer aldığı, ayrıca aksi düşünülse bile 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında davalının devralan olarak vefat eden eşi dönemindeki işçilik hak ve alacaklarından sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 14.02.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, imzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa kural olarak bordro hilesi taşımadığı sürece işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yapıldığının yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabileceği, keza bordro hilesi bulunmadığı durumda, bordro ile fazla çalışma ücreti ödenmiş ve ihtirazı kayıt konmamış ise tanık beyanlarına dayalı fazla çalışma tespitinde tahakkuk bulunan ayların dışlanması, aksi hâlde ise ödenen miktarların mahsup edilmesi gerektiği, işverence işçilerin fazla çalışma ücreti talep etmesine engel olacak şekilde sembolik fazla çalışma tahakkukları yapılırsa bu ayların fazla çalışma hesabından dışlanmayacağı ancak yapılan fazla çalışma ödemelerinin tespit edilen fazla çalışma ücreti alacağından mahsup edileceği, açıklanan bu ilkelerin hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmaları için de geçerli olduğu, somut uyuşmazlıkta dosyaya sunulan 2017 yılı dönemine ilişkin imzasız ücret bordrolarında Ocak, Nisan ve Ekim ayları için "resmî tatil" açıklaması ile tahakkukların yer aldığının anlaşıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tahakkuk bulunan dönemler yönünden yukarıda açıklanan esaslara uygun olarak hesaplama yapılmamasının hatalı olduğu gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak devam edilen yargılama sonucunda; Mahkemece bozma gerekçelerine göre bilirkişiden ek rapor alınmış olmakla birlikte, hükme esas alınan ek raporda bilirkişi bozma öncesi alınan bilirkişi raporundaki hesaplamanın doğru olduğunu belirterek yeni bir hesaplama yapmamış olup, Mahkemece alınan ilk rapordaki hesaplamalar dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ancak bu hususun dikkate alınmadığını, 2. Müvekkilinin davacının çalışmış olduğu işyerini 30.08.2020 tarihinde işletmeye başladığını, bu hususun vergi kayıtları ile sabit olduğunu, belirtilen bu tarih öncesi için müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini,3. Davacının 20 ay süresince ücret almadan çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının ücretinin imzalı bordrolar ile sabit olduğu üzere asgari ücret olduğunu,4. Davacının hak ettiği yıllık izinlerini kullandığını, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışması bulunmadığını,5. Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilmesine karşın bozma öncesi gibi karar verildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının ispatı ve hesaplanması noktalarındadır.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı kararı ile 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara Mahkemece uyulmasına karar verilmesi hâlinde dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı bozma kararından dönülmesi mümkündür.İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne dair verilen 25.11.2022 tarihli karar, Dairemizin 12.09.2023 tarihli kararıyla; somut uyuşmazlıkta dosyaya sunulan 2017 yılı dönemine ilişkin imzasız ücret bordrolarında Ocak, Nisan ve Ekim ayları için "resmî tatil" açıklaması ile tahakkukların yer aldığının anlaşıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tahakkuk bulunan dönemler yönünden bozma kararında açıklanan esaslara uygun olarak hesaplama yapılmamasının hatalı olduğu gerekçesi ile bozulmuş ise de söz konusu ilâmın maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Zira 2017 yılı dönemine ilişkin imzasız ücret bordrolarında Ocak, Nisan ve Ekim ayları için "resmî tatil" açıklaması ile yapılan tahakkukların davacıya çalışmadığı hâlde ücreti ödenen resmî tatil günlerine ait olduğu görülmektedir. Bu nedenle Dairemizin 12.09.2023 tarihli ve 2023/7974 Esas, 2023/11786 Karar sayılı bozma ilâmının maddi hataya dayalı olduğu açıktır. Maddi hataya dayalı bozma kararı usuli kazanılmış hak oluşturmaz. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.