Karşılıklı boşanma davasında kadına isnat edilen kusurların (üvey çocukla ilgilenmeme ve eşe maddi baskı) soyut ve inandırıcı olmayan tanık beyanlarıyla ispat edilememesi nedeniyle kadının kusursuz kabul edilerek erkeğe hükmedilen maddi tazminatın bozulması.
Özet: Yüksek mahkeme, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince davacı-davalı kadının evlilik birliğinin temelden sarsılmasında tam kusurlu olduğuna dair verilen kararı, kusur atfedilen vakıalara yönelik tanık beyanlarının soyut, yer ve zaman içermeyen, inandırıcı olmaktan uzak ve ispatlanamayan nitelikte olması gerekçesiyle hatalı bulmuştur; bu sebeple kadının boşanmaya sebebiyet verecek bir kusurunun kanıtlanamadığına hükmederek, hatalı kusur belirlemesine dayalı olarak erkek lehine hükmedilen maddi tazminatın koşullarının oluşmadığını ve bu hükmün de kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.
2. Hukuk Dairesi         2025/5128 E.  ,  2025/11200 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1210 E., 2025/1185 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 9. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2024/256 E., 2025/211 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, reddedilen yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat talepleri, iştirak nafakası miktarı ve erkek lehine maddî tazminata hükmedilmesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince davacı-davalı kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin karşı davasının kabulüyle tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, erkek lehine maddî ve manevî tazminata hükmedilmesine, ortak çocuk yararına iştirak nafakasına ve kadının asıl davasının reddine karar verilmiştir. Kararın davacı-davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince erkek lehine takdir edilen manevî tazminatın kaldırılarak talebin reddine karar verilmiş, karar davacı-davalı kadın vekili tarafından yukarıda gösterildiği şekilde temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Kanun'un 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. İlk Derece Mahkemesince kadının, erkeğin önceki evliliğinden olan çocuğuyla ilgilenmediği, bu sebeple çocuğun taraflar ile birlikte yaşayamadığı, yine davalı kadının davacı erkeği kazancı konusunda zorladığı, daha fazla para kazanmasını istediği, "çay simit yiyeceksin, eve fazla para getireceksin" şeklinde konuştuğu, böylece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tam kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin karşı davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de dosyanın yapılan incelemesi ve toplanan delillerden kadına kusur olarak yüklenen vakıalara yönelik dinlenen tanık beyanlarının yer, zaman içermeyen, sebep ve saiki açıklanamayan, inandırıcı olmaktan uzak, soyut ve 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlardan ibaret olduğu anlaşılmakla kadına ispat edilemeyen bu vakıaların kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı-davalı kadının boşanmaya sebebiyet verecek bir kusuru dosya kapsamından kanıtlanamamıştır. Hal böyle iken erkeğin karşı davasının reddine karar verilmesi gerekirken; yetersiz gerekçeyle boşanma kararı verilmesi doğru değilse de; erkeğin karşı davasında verilen boşanma hükmü kadın tarafından istinaf edilmeyerek kesinleştiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamış; yanlışlığa değinilmekle yetinilmiş olup kadının kusura yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkemece kadının kusursuz olduğuna karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile kadının tamamen kusurlu olduğuna karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, tarafların herhangi bir kusurlu davranışının ispat edilmediği anlaşılmıştır. Kusursuz ya da az kusurlu eş kusurlu olan diğer eşten tazminat isteyebileceğine ve davacı-davalı kadının kusurlu bir davranışı ispatlanamamış olduğuna göre davalı-davacı erkek yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca maddî tazminata hükmedilme koşulları gerçekleşmemiştir. Hal böyle iken davalı-davacı erkeğin maddî tazminat talebinin reddi gerekir iken hatalı kusur belirlemesi yapılması ve bu hatalı kusur belirlemesine göre erkek yararına maddî tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
5.Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Somut olayda kadının kusurlu bir davranışı ispat edilememiş olup tarafların sosyal ekonomik durumlarına göre yoksulluk nafakası koşulları kadın yararına gerçekleşmiştir. Bu durumda erkeğin sosyal ve ekonomik durumu da göz önüne alınarak kadın yararına kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesi uyarınca uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen maddî tazminat ve kadının yoksulluk nafakası talebi yönünden davacı-davalı kadın yararına BOZULMASINA,
2.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davacı-davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.