İş kazası sonucu vefat eden işçinin mirasçıları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece ve istinaf kararlarının bozulması sonrası yapılan temyiz incelemesi.
Özet: İş kazası sonucu vefat eden işçinin yakınları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı istinaf sonrası Yargıtay tarafından bozulmuş, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın tekrar kısmen kabul edilmesi üzerine, hem davacılar hem de davalılar tarafından yapılan temyiz başvuruları Yargıtayca duruşmalı olarak incelenerek dosyanın esas hakkında değerlendirilmesine geçilmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/4850 E.  ,  2025/13715 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/294 E., 2024/213 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili ve davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmek ve de davacılar vekili tarafından duruşma talep edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 26.11.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Av. ... ile davalı ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş. vekili Av. ... geldiler. Davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına gelen olmadı, vekilinin mazeret dilekçesi gönderdiği görüldü. Diğer davalı ...Ş. vekili gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Eksiklik ikmal edildikten sonra dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesi üzerine Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü
I. DAVA
Davacılar vekili dava ve talep arttırım dilekçelerinde özetle, müvekkillerinin murisi ...'ın davalı ... şirketinin asıl işveren, davalı ... şirketinin alt işveren olduğu ... Entegre Sağlık Kampüsü inşaatında inşaat demir ustası olarak aylık ortalama 2.500,00-3.000,00 TL arası ücretle çalışırken 23.11.2014 tarihinde dava dışı ... ile boy demir diye tabir edilen demirleri dava dışı ...'ın yönetimindeki vinç yardımı ile kamyona yüklenmesi işini yaparken vinç halatının/taşıyıcı demirlerin kopması üzerine taşınmaya çalışılan demirlerin sigortalının üzerine düştüğü ve vefatına neden olduğu olayda davalıların kusurlu olduğu, ayrıca davalı ... şirketinin de sigorta poliçesinin geçerlilik tarihi ve kapsamı itibariyle sorumluluğunun bulunduğundan bahisle eş için 213.843,88 TL maddi, 125.000,00 TL manevi, çocuk ... için 50.464,67 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, çocuk ...için 57.534,14 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müteveffanın taşeron firma işçisi olduğunu, iş sağlığı ve güvenliği hususunda taşeron firmanın sorumlu olduğunu, ayrıca olayda müteveffanın kusurunun olduğunu, ücretinin bankadan yatırılan miktar kadar olduğunu, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffanın aldığı eğitimlere aykırı olarak demiri bağlamaması gerektiği biçimde bağlayarak devamında kopma olayının meydan gelmesine sebep olduğunu, dolayısıyla olayda müteveffanın kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusurunun olmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet itirazında bulunduklarını, davalı ... şirketinin müvekkili nezdinde sigorta poliçesinin olduğunu, ancak davalı ... şirketinin sorumluluğunu aşan ölçüde bu sigortanın devreye gireceğini, davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.09.2019 tarihli ilk kararıyla; iş kazasının meydana gelişinde davacılar murisi sigortalının %20, davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş.'nin %40 ve davalı davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %40 oranında kusurlu oldukları, müteveffanın kaza tarihindeki ücretinin asgari ücretin 1,85 katı seviyesinde olduğu kabulünden hareketle maddi tazminat istemlerinin taleple bağlı kalınarak kabulüne, davacı eş ... lehine 100.000,00 TL, davacı çocuklar lehine 65.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin bu ilk kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemiz'in 14.02.2023 tarihli kararı ile somut olayda, öncelikle sigortalının ölümüne neden olan olayın belirlenmesi konusundaki araştırmanın yetersiz olduğu, vinçle kaldırılıp taşıması yapılan 2 ton civarındaki inşaat demirinin taşınıp römorka indirilmesi sırasında sigortalının üzerine düşmesi şeklinde gerçekleşen olayda, demirlerin düşmesinin vinç sapanının kopması şeklinde mi, bağlantı yerlerinin vinç kancasından çıkması şeklinde mi, yoksa demirlerin vinç sapanına hatalı bağlanmasından dolayı mı gerçekleştiği, aynı kaza olayına ilişkin ceza dava dosyasındaki tespit ve tutanaklar, beyanlar ve yeniden dinlenecek tanık beyanları kapsamında tespit edilmesi, bu doğrultuda davalıların kazanın önlenmesine yönelik olarak yapmaları gerekip de yapmadıkları işlemler, alınması gerekmesine karşın alınmayan hangi önlemlerin bulunduğu, bu önlemlerden hangi davalının sorumlu olduğu, davalı ... şirketi ile ... şirketi arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisi kapsamında asıl işverenin sorumluluğunun tedbirleri almakta bizzat sorumlu olan alt işverenin sorumluluğundan daha az olması gerektiği, sorumluluğunun denetim sorumluluğu kapsamında bulunduğunun gözetilmesi gereği dikkate alındığında hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunun oluşa uygun olmadığı, bu nedenlerle aynı olaya ilişkin ceza dava dosyasının eksiksiz, okunaklı ve onaylı bir fotokopisini eldeki dosya arasına celp ettikten sonra yukarıda açıklanan hususları göz önünde bulunduracak şekilde ehil bilirkişi heyetinden rapor almak, usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermek gerektiğinden bahisle bozulmasına, sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 06.06.2024 tarihli kararla iş kazasının oluşumunda ... sigortalının %20, davalı ... şirketinin %40, davalı ... şirketinin %25, vinç operatörü dava dışı ...'in %5, şantiye şefi dava dışı ...'nin %5, demirci ustası dava dışı ...'nın %5 oranına kusurlu olduklarından bahisle davacı eşin maddi zararının 253.353,37 TL olduğu, davacı çocuk ...’in maddi zararının 58.608,29 TL olduğu, davacı çocuk ...’nın maddi zararının 62.973,26 TL olduğu ayrı ayrı belirtilip taleple bağlı kalınmak suretiyle davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulüne, davacı eş ... lehine 100.000,00 TL, davacı çocuklar lehine 65.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesinin, asgari ücrette meydana gelen değişiklikleri nazara almaksızın 16.07.2019 tarihli bilirkişi ek raporunu esas alarak hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu, karar tarihine en yakın asgari ücret verileri esas alınmak suretiyle zararın yeniden hesaplatılması ve buna göre hüküm kurulması gerektiğini, müteveffanın gelirinin asgari ücretin 1,85 katı olduğunun kabulüyle yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının hukuka aykırı bulunduğunu, tanık beyanlarıyla uyumlu şekilde ticaret odası tarafından bildirilen ilk ücret araştırmasına dayalı olarak düzenlenen hesap raporunun hükme esas alınması gerektiğini, bakiye ömür süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılmamasının hatalı olduğunu, davacı eş yönünden evlenme ihtimali gerekçesiyle tazminattan indirim yapılmasının hukuka aykırı bulunduğunu, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, İlk Derece Mahkemesince her bir davacı lehine kabul edilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacıların desteği ile müvekkili şirket arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığından müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketler arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde bulunduğunu ve bu nedenle müvekkili şirket ile diğer davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mevcut olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, bilirkişilerin raporlarını somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun biçimde ortaya koyarak ve Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde gerekçelendirmeleri gerekirken raporda şirkete kusur atfedilmesine dayanak gösterilen hususların dosya kapsamındaki belge ve bilgilerle açıkça çeliştiğini, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiş olmasına rağmen taraflı şekilde kusur izafe edildiğini, bu haliyle kusur raporunun kabulünün mümkün olmadığını, Mahkemece hüküm kurulurken müteveffanın ağır kusurunun yok sayıldığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını ve olayın işçinin kendi ihmali, dikkatsizliği ve ağır kusuru sonucu gerçekleştiğini, üçüncü kişilerin olaya ilişkin ağır kusurunun ve bu kişilerin davranışları nedeniyle illiyet bağının kesilip kesilmediğinin değerlendirilmediğini, zamanaşımı itirazlarının nazara alınması gerektiğini, bilirkişi raporunda tazminat hesabına esas ücretin hatalı tespit edilmesi nedeniyle talep edilebilecek tazminat miktarının da yanlış belirlendiğini ve bu hatalı rapor üzerinden hüküm kurulduğunu, ücreti kabul anlamına gelmemekle birlikte 11.09.2017 tarihli bilirkişi ek raporunda esas alınan asgari ücretin 1,10 katı ücrete itiraz edilmemesi sebebiyle bu ücret yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğunu, eş yönünden yapılan hesaplamada destekten yoksun kalan eşin evlenmediği varsayımına dayanılmasının hatalı olduğunu, evlenmeme halinin açık biçimde tespit edilmesi gerektiğini, destekten yoksun kalan eşin ölümden sonra başka bir desteğin bakım ve gözetimine girmesi halinde tazminat talep edemeyeceğini, bu nedenle güncel nüfus kayıtlarının dosyaya kazandırılması gerekirken bu yönde inceleme yapılmadığını, ayrıca eş bakımından belirlenen evlenme ihtimali oranının da hatalı olduğunu, çocuklar yönünden yapılan hesaplamada destek paylarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekirken bunun yapılmadığını, hükme konu raporda yalnızca eş ve çocuklara destek payı ayrılarak desteğin anne ve babasının hayatta olup olmadığının incelenmediğini, AGİ’nin bilinen ve bilinmeyen kazanç tespitinde ücrete dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, işlemiş kazanç dönemi ile iskontolu kazanç dönemi başlangıç ve bitiş tarihlerinin hatalı belirlendiğini ve bu nedenle raporun hükme esas alınamayacağını, ayrıca hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... İnşaat şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, müteveffanın iş kazasının meydana gelmesinde asli kusurlu durumda bulunduğunu, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili firmanın %40, müteveffanın ise %20 oranında kusurlu kabul edilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili firma tarafından iş güvenliği eğitimleri başta olmak üzere tüm yasal tedbirlerin alındığını, gerekli uyarıların yapıldığını, koruyucu ekipmanların eksiksiz şekilde teslim edildiğini ve denetimlerin sürekli olarak gerçekleştirildiğini, kazanın müteveffanın tedbirsiz ve dikkatsiz davranışı neticesinde meydana geldiğini, müteveffaya tüm eğitimlerin ve koruyucu malzemelerin verildiğinin dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden açıkça anlaşıldığını, tanık anlatımlarının da kazaya sebebiyet verenin müvekkil firma değil müteveffanın bireysel dikkatsizliği olduğunu ortaya koyduğunu, 07.08.2014 tarihli iş güvenliği talimat tutanağının 11. maddesinde müteveffanın kaldırılan yük altında durmayacağını ve vinç yüküne asla asılmayacağını kabul ve taahhüt ettiğini, bu hususun işe başlama aşamasında kendisine izah edilip defalarca anlatıldığını, 01.12.2015 tarihli celsede dinlenen tanıkların mesleki eğitim verildiğini açıkça beyan ettiklerini, dosya kapsamında mesleki eğitim verildiğine ilişkin çok sayıda bilgi, belge ve beyan bulunduğunu, tüm bu uyarı ve telkinlere rağmen müteveffanın kaldırılan yük altına girmesinin kazanın temel sebebi olduğunu, müteveffanın yıllarca demir işinde çalışmasına rağmen makul bir kişiden beklenen özen ve dikkati göstermeyerek demir yüklü vincin altına girdiğini, tanık ...’ın da normalde yükün altına girilmediğini, müteveffanın neden yükün altına girdiğini bilmediğini beyan ettiğini, kazanın müteveffanın bağladığı telin kopması sonucu meydana geldiğini, uzun yıllar bu işi yapan ve uzman olan müteveffanın bağlama işlemini hatalı yaparak telin kopmasına kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini, bu suretle müteveffanın verilen eğitim ve uyarılara uymayarak kazanın meydana gelmesine asli kusuruyla neden olduğunu, müteveffanın ağır kusurlu hareketi nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, illiyet bağının kesildiği hâllerde gerek kusur sorumluluğunda gerek kusursuz sorumlulukta sorumluluğun ortadan kalkacağını, mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusurunun illiyet bağını keseceğinin teori ve uygulamada kabul edildiğini, somut olayda müteveffanın ağır kusuru nedeniyle müvekkil şirkete kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, kazanın yaşandığı inşaat alanında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu müfettişlerince yapılan incelemede iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüm önlemlerin alındığının tutanak altına alındığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasında alınan bilirkişi raporunda da müteveffanın davranışlarının uygun olmadığı ve riskleri öngörebilecek durumda bulunduğunun tespit edildiğini, tüm bu hususlar gözetilmeksizin mütefarik kusur durumunun eksik ve yetersiz incelenmesi suretiyle hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ayrıca hükme esas alınan rapordaki hesaplamaların eksik bilgi ve belgelere dayandığını, müteveffanın ücretine ilişkin bordrolar dosyada mevcut olmasına rağmen yok sayılarak hatalı ücret tespiti yapıldığını, aktif çalışma süresinin somut olayın özellikleri ve inşaat sektörünün yıpratıcı niteliği dikkate alınmaksızın 60 yaş olarak belirlenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, bu haliyle hatalı ücret ve gerçek dışı varsayımlar esas alınarak yapılan hesaplamalar doğrultusunda karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca hükmedilen manevi tazminat miktarlarının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesinde öngörülen amacın dışına çıkarak cezalandırma ve sebepsiz zenginleşme sonucunu doğurduğunu belirterek kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, Ceza dava dosyasında (... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 2021/123 Esas, 2021/1451 Karar sayılı kararı ile kaldırılan ... 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/126 Esas, 2019/1022 Karar sayılı dosyası) davacılar murisi ile demiri vince bağlayan diğer işçi ..., vinç oprtatörü ..., davalı ... şirketinin inşaat mühendisi ... , davalı ...şirketinin yetkilisi ..., proje müdürü ..., yönetim kurulu başkanı ...'ın sanık olarak yargılandıkları, sanık...’n beraatine karar verildiği, İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/163.Tal. sayılı dosyası üzerinden aldırlıp da itibar edilen bilirkişi kusur raporuna itibar edilerek sanıklar ..., ..., ... ...'in tali kusurlu oldukları, sanıklar ...., ...'ın asli kusurlu oldukları, sanık ...'ın kusurunun olmadığı, maktul(sigortalı) ...'ın tali kusurlu olduğu kabulünden hareketle sanık ... dışındaki sanıkların erteli hapis cezaları ile cezalandırılmalarına karar verildiği, bu ilk derece ceza mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından ceza miktarının ve türünün takdiri ve usuli diğer nedenlerden dolayı İlk Derece Ceza Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, eldeki dava dosyasında Dairemiz'in bozma kararından sonra alınan 11.05.2024 tarihli bilirkişi kusur raporunda ceza dava dosyasında sanık olarak yargılanan ve asli kusurlu bulunarak cezalandırılmalarına karar verilen davalı .... şirketinin yetkilisi .... ve proje müdürü ... yönünden bir irdeleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu Mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Bunun yanında meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olanların kendi aralarındaki kusur dağılımı, kendi payına düşenden fazla ödeme yapan müteselsil borçlunun diğer müteselsil borçlu veya borçlulara karşı yönelteceği rücu alacağının miktarını etkilediği gibi müteselsil sorumlular arasında 5510 sayılı Kanun’un 21/4. maddesi anlamında üçüncü kişinin bulunması durumda hesaplanan maddi tazminat tutarından tenzil edilecek Kurum ödemelerinin miktarını da etkilemektedir.
Öte yandan Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Somut olayda Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilmiş ise de ceza dava dosyasında sanık olarak yargılanan ve asli kusurlu bulunarak cezalandırılmalarına karar verilen sanıklar .... ve .... yönünden yerine getirilmemesi, adı geçen gerçek kişiler yönünden kusur raporunda bir değerlendirme bulunmadığı gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Bunun yanında Mahkemece bozmadan önce alınan üçüncü ek hesap raporunun asgari ücretin 1,85 katına isabet eden ücret üzerinden hesaplama yapılan itimaline itibar edilerek davacı eşin maddi zararının 253.353,37 TL olduğu, davacı çocuk ...’in maddi zararının 58.608,29 TL olduğu, davacı çocuk ...’nın maddi zararının 62.973,26 TL olduğu ayrı ayrı belirtip taleple bağlı kalarak maddi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiş ise de TÜİK’den ücret araştırması yapılmadan sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan hususları göz önünde bulunduracak şekilde ehil bilirkişi heyetinden rapor almak, sigortalının yaptığı iş, yaşı, mesleki kıdemi ve iş yerindeki kıdemi belirtilmek suretiyle TÜİK’ten bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip sigortalının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, alınacak yeni hesap raporunda davacıların bu yönde bir itirazları olmadığını gözeterek PMF 1931 yaşam tablosunu kullanmak, tenzilat hesabında kendilerine kusur izafe edilenler arasında 5510 sayılı Kanun’un 21/4. maddesi anlamında üçüncü kişinin bulunduğunu gözetmek, usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre temyiz eden tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Davacılar vekili yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine, davalı ... İnş... A.Ş. avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.