Tescilli marka ve şirket unvanına tecavüz iddiasıyla açılan, hava taşımacılığı sektöründeki benzer kullanımın durdurulması ve maddi tazminat talepli marka hakkı davası.
Özet: Davacı, kendi tescilli markası ve şirket unvanı ile birebir aynı olan bir ticari unvan ve markayı kullanan davalının, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa göre marka hakkına tecavüz ettiğini iddia ederek, davalıya ulaşma çabalarının ihtarname ve arabuluculuk süreçlerinde sonuçsuz kalması üzerine hukuki yollara başvurulduğunu, bu kapsamda davalının söz konusu markayı fiilen ve dijital platformlarda kullanmasının durdurulması için teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve uğradığı maddi zararın tazmin edilmesini talep etmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/34 EsasKARAR NO :2026/74DAVA: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ: 07/02/2025KARAR TARİHİ : 31/03/2026Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davacılardan -------kurucusu ve yetkili yöneticisi olduğunu, davacının --- isimli markayı --------- tescil numarası ile ---- tarihinden itibaren 10 yıl süre ile geçerli olmak üzere tescil ettirdiğini, bu tescilden sonra yetkilisi ve hissedarı olduğu ---- adını ----olarak değiştirmiş ve bu hususun ---- ilan edilerek tescil edildiğini, ---- yılında tescil edilmiş olup ----------- tescil ilan edildiğini, anılan davacı şirketin ----- ve dışında bir yerden bir yere yolcu, yük, posta ve her türlü ticari veya gayri ticari emtiaya ilişkin taşımacılık yapmak; hava taşımacılığında kullanılan taşıtların malzemelerini satın almak, satmak, kiralamak; her türlü hava nakil araçlarının üretimi, alım satımı, ithalat ve ihracatını yapmak; hava ulaşım araçları ile kargo hava taşımacılığı yapmak ve her türlü havacılıkla ilgili uçuş eğitimleri vermek; pilotluk, uçuş mühendisliği, hosteslik ve benzeri meslek gruplarına eğitim hizmetleri vermek gibi amaçlar ile kurulmuş ve faaliyet göstermeye devam eden bir şirket olduğunu, Davalı-------- edilerek ------- tarafından kurulduğunun taraflarınca tespit edildiğini, davalı şirketin unvanının hem davacı tarafa ait marka ile hem de davacı şirketin unvanı ile birebir aynı olduğunu, Bu durumun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında marka hakkına tecavüz fiiline vücut vermekte olduğunu, davacı tarafından tescil edilmiş ve aktif olarak kullanılan bir markanın muhatap şirket tarafından ticari unvan olarak kullanılmasının-------- kapsamında da marka hakkına tecavüz fiilini oluşturduğunu, "Ayrıca SMK'nın 29/1-a yollamasıyla aynı Kanun'un 7/3-e maddesi kapsamında da marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için hem Kanun'un açık ifadesinden hem de mehaz düzenlemelerden çıkarılan sonuçlardan hareketle ticaret unvanının markasal kullanımının zorunlu olmadığını, bu bağlamda markasal kullanımın yanında, tecavüz iddiasının söz konusu olduğu markaların işlevlerinin zarar görme ihtimallerinin mevcudiyeti durumunda da marka hakkına tecavüzden söz edilebildiğini, Mezkur kararda da belirtildiği üzere davacıya ait, aktif olarak kullanılmakta olan markanın aynı amaç ile kurulmuş olan ve aynı sektörde hizmet veren davalı şirket tarafından kullanılması marka hakkına tecavüz fiiline vücut vermekte olduğunu, anılan marka hakkına tecavüzün tespit edilmesinin akabinde davalı şirkete söz konusu hukuka aykırılığın ivedi bir şekilde giderilmemesi durumunda hukuki yollara başvurulacağı hususu ihtarname gönderilmek suretiyle bildirilmeye çalışıldığını, ancak -------yevmiye numarası ile gönderilmeye çalışılan işbu ihtarnamenin davalı şirkete tebliğ edilemediğini, Şirket yetkililerine ihtarnamenin ulaşamamasından ötürü arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ---- numaralı arabuluculuk dosyası -------- tarihli toplantı ile "Görüşme Yapılamadan Anlaşmama" nedeniyle sonlandırıldığını, Dosyaya sunulan arabuluculuk tutanağında şirketin herhangi bir yetkilisi ile iletişim kurulamadığı "ofis adresinin bulunduğu ve dahi ofiste iletişime yarar bir bilgiye ulaşılamadığı" tespitinin yapıldığını, bir anonim şirketin resmi adresine yapılan ihtarnamenin tebliğ edilememesi ve yetkili arabulucunun şirket yetkililerine ulaşamaması, hayatın olağan akışına aykırı olup, aynı zamanda şirket yetkililerinin basiretli bir tacir gibi hareket etmediğinin açık bir göstergesi olduğunu, açıklanan gerekçelerle Davacının ------" isimli tescilli markası korunmaya değer olup, Davacının izni olmaksızın başka bir gerçek veya tüzel kişinin ticari unvan ve işletme adı olarak bu markayı kullanmasının mümkün olmadığını, Bu nedenle eldeki davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, 6769 sayılı SMK 159/1 maddesinde; "Bu kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu, veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere ihtiyati tedbir kararı verilmesini mahkemeden talep edebilir." hükmünün düzenlendiğini, detaylıca izah etmiş olunan açıklamalar ve dilekçe ekinde sunulan delillerle davalı şirketin marka hakkına tecavüz fiilini işlediğinin açıkça ispat edildiğini, tedbir ve yaklaşık ispat koşullarının oluştuğunu, bu nedenle teminat aranmaksızın davalı şirketin ------markasını hem fiilen hem de sosyal medya ve internet sitelerinde kullanmasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiğini, davalı şirketin tecavüz fiili nedeniyle Davacının maddi olarak zarara uğradığını, Davacının yoksun kaldığı kazancın hesaplanmasında Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151/2-b maddesindeki "b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç." yöntemiyle hesaplanmasını ve fazlaya ilişkin hakların ve özellikle ıslah hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 1000-TL maddi zararın davalı taraftan tazminini talep zorunluluğunun hâsıl olduğunu, yine davacının yıllardan beri emek vererek, bin bir çeşit zorlukla mücadele ederek oluşturduğu markasının haksız ve hukuka aykırı şekilde kullanılması nedeniyle manevi zarara da uğradığını, anılan sebeple Davacının uğramış olduğu manevi zarar dolayısı ile 50.000-TL manevi zararın davalı taraftan tazminini talep zorunluluğunun hâsıl olduğunu, Fazlaya dair hakları ile cezai soruşturma için şikayet hakkı saklı kalmak kaydıyla ve açıklanan nedenlerle; davanın kabulünü, İvedi şekilde teminat aranmaksızın davalı şirketin ------ markasını hem fiilen hem de sosyal medya ve internet sitelerinde kullanmasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve netice olarak tecavüzün durdurulmasını, davalı şirketin ticari faaliyetlerinde kullanılan ------ unvanının Davacıının tescilli markasına iltibas meydana getirecek şekilde benzediğinden bu durumun Davacının tescilli markasına tecavüz oluşturduğunun tespitini, tecavüz eyleminden kaynaklı olarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava dilekçesinde taraflar bakımından husumet yokluğu bulunmakla birlikte dava hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğundan işbu cevap dilekçesini sunma zorunluluğunun hasıl olduğunu,-----kişiliklerin taraf sıfatı bulunmamakta olup bu sebeple davanın reddinin gerektiğini, ---- markasının yalnızca ----- tescilli bir marka olup diğer davacılar -------ibaresi kapsamında herhangi bir tescilinin bulunmadığını, dava konusu ibare bakımından marka tecavüzünü kabul anlamına gelmemekle birlikte Marka tescil hakkının yalnızca ------ bakımından tescil edilmiş olup diğer davacıların herhangi bir tescil talebinin bulunmadığını, ----- diğer davacıların birbirlerinden bağımsız birer kişiliğe sahip olduğundan diğer davalılar işbu dava konusu ibare hakkında dava açma hakkına sahip olmadığını, ihtilaf ------ ibaresinin tescili hususunda toplandığından davacılardan yalnızca------- aktif husumeti bulunmakta davalının ise, pasif husumeti bulunmadığını, Diğer davacıların husumet sahibi olmadığını, Bir davada taraf sıfatının dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkiyi tarif ettiğini, Dolayısıyla davacı sıfatı (aktif husumet) dava konusu hakkın sahibine; davalı sıfatı (pasif husumet) o hakka uymakla yükümlü olan kişiye ait olduğunu, bu bilgiden hareketle, yukarıda özet halinde belirtildiği üzere, ------ tescilli olduğundan diğer davacıların aktif husumetinin bulunmadığını, Dolayısıyla, dava konusu edilen hak olan ---- ibaresi üzerinde yalnızca------- tescili olması nedeniyle yalnızca onun ileri sürebileceği bir hak mevcut olup diğer davacılar ----------- tescili olmadığından davacıların ileri sürebileceği bir hak bulunmayıp davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin gerektiğini, davalı tarafından herhangi bir markasal kullanımda bulunulmadığını, ticaret unvanı veya unvanda yer alan bir kelime, ticaret sicilinde yazılı halinden farklı olarak mal veya hizmetle bağlantılı şekilde kullanılır ve bu kullanıma artık markasal değer atfedilirse, marka hakkına tecavüz konusunun değerlendirilebileceğini, Somut olayda davacı tarafından net kazanç usulü ile tazminat talep edilmiş olduğundan Davalı Şirketin satış ve ticari kayıtlarının incelenmesi gerekeceğini, Gelinen noktada Davalı şirket tarafından markasal kullanım niteliğinde satış, üretim, depolama, nakliyat gibi herhangi bir ticari faaliyet yürütülmemiş olduğundan doğmuş olan herhangi bir net kazanç bulunmadığını, markasal kullanımın olmaması ve ticari faaliyetin bulunmaması, tecavüzün kapsamını ve maddi tazminat talebinin reddini doğrudan etkilediğini, eğer marka yalnızca ticaret unvanında geçiyor ve satış, reklam veya benzeri ticari faaliyetlerde kullanılmıyorsa, bu kullanımın markasal nitelik taşımadığı ve dolayısıyla tecavüz oluşturmayabileceğinin kabul edildiğini, SMK madde 151 uyarınca markasal kullanım yoksa, zarar oluşmadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddedildiğini, Somut olayda, davalı şirketin ticaret unvanında davacının tescilli markasına benzer bir ibare kullandığı, ancak bu unvanın mal veya hizmet sunumunda, reklamda veya ticari faaliyetlerde markasal bir şekilde kullanılmadığının bilirkişi raporuyla da tespit edildiğini, Maddi tazminat için fiili zarar veya yoksun kalınan kazancın ispatının şart olduğunu, Markanın markasal anlamda kullanıldığı bir ticari faaliyet olmaması durumunda bu zararların oluşmadığını, SMK madde 151 uyarınca, maddi tazminat talebi için tecavüz fiilinin marka sahibinin malvarlığında bir azalmaya veya kazanç kaybına yol açmasının gerektiğini, Somut olayda herhangi bir ticari faaliyet bulunmadığından marka sahibinin mal varlığından azalma veya kazanç kaybı bulunmamakta Davalı şirket net kazanç olarak belirtilebilecek bir kazanca sahip olmadığını, İşbu sebeple ticari faaliyetin bulunup bulunmadığı açısından bilirkişi incelemesi yapılmasının talep edildiğini, ayrıca marka tecavüzünden de söz edilemeyeceğinden manevi tazminat talebinin de reddinin gerektiğini, Öncelikle davanın husumet yokluğu nedeniyle--------- kalan davacılar bakımından reddini, aksi halde esastan reddini, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafın ticaret ünvanındaki ------ şeklindeki kullanımları dolayısıyla davacıın sky ana unsuru markaları yönünden marka hakkına tecavüzün oluşup oluşmadığı, tecavüzün varlığı halinde maddi manevi varlığı gerekip gerekmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Ticaret sicil kaydı yazı cevabı ile davalı----- tarihinde, davacı --- tarihinde, davacı----tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Dosyaya ---- getirtilmiş olup, incelendiğinde; ---- --- markasının ---- tescil numaralı şekil markasının ---- tarihinde davacı---- tescil edildiği anlaşılmıştır. Konunun incelemesi uzmanlık gerektiğinden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilişim Yönünden İncelemeler Sonucunda:Davacıya Ait Olduğu Anlaşılan skyaviation.aero Adresli İnternet Sayfası İncelemesi:İncelenen internet sitesinde ---- logosunun kullanılmakta olduğu, internet sitesinin havacılık üstüne olduğu,Hakkımızda sayfasında------ çıtayı yükseltiyor ve havacılık hizmetlerinde lüks standartlarını aşıyor. Tüm hava taşımacılığı ihtiyaçlarınız için profesyonel ve kişiselleştirilmiş bir hizmet sunmaktan gurur duyuyoruz…” açıklamasının yer aldığı,skyaviation.aero alan adı kaydını yapan kişi ve yönetici bilgisinin gizli olduğu, alan adının --- tarihinde kayıt ettirildiği ve--- tarihine kadar kayıtlı olduğu,İnternet sitesinin alan adı kaydının ---- kullanılarak yapıldığı----- olduğu tespit edilmiştir.Davalı Tarafın Kullanımlarının İncelemesi:Davalıya ait herhangi bir internet sitesinin bulunmadığı sadece ------- kaydın yer aldığı tespit edilmiştir.Marka Yönünden İncelemeler Sonucunda:---- numaralı --- şekil markasının --- tarihinde davacı ----- hizmetlerini de kapsar şekilde başvurusunun gerçekleştirildiği anılan markanın---- tarihinde tescil edildiği, markanın güncel koruma süresi içerisinde olduğu, Davalının -----şeklindeki ticaret unvanının asli unsurunun salt bir şekilde, davacı --------- numaralı ---- markasının Şekil ihtiva ettitiği, davalının ticaret unvanın tescilinin, davacı----- Sınıfta yer alan hava taşımacılığı hizmetleri bakımından tescilli markasından yaklaşık dört sene sonra gerçekleştirldiği ve davalı şirketin faaliyet konsunun, davacılardan---- adına tescilli ----numaralı marka tescili kapsamında kaldığı tespit edilmekle, ---- ışığında, davalı şirketin ticaret unvanının 6769 Sayılı SMK’ nın 7/3 e bendi uyarınca davacılardan---- numaralı markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği" yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı tarafın marka hakkına tecavüz talepleri yönünden marka hukuku konusunda uzman, taşımacılık sektöründe uzman ve havacılık sektöründe uzman üyeden oluşan heyet raporunda özetle; Davacılardan ---- tescil numaralı ---- tescil numaralı---- Sınıfta tescilli olduğu, Davacılardan ----- markalarının tescilli olduğu, şirketin ------ tarihinde kurulduğu, Şirket iştigal konusunun: hava yolcu taşımacılığı, bakım onarım tesis hizmetleri olmakla bu faaliyetlerin, marka tescil sisteminde ---- Sınıflara karşılık geldiği, Davacılardan --- tarihinde kurulduğu, Şirketin---- tarihinde (dava tarihinden önce) unvan değişikliği yaparak ----- unvanını aldığı, Şirketin iştigal konusunu belirleyen ana sözleşmesindeki faaliyetlerinin, marka tescil sisteminde ----Sınıflara karşılık geldiği, ----Olan davalı ---- tarihinde kurulduğu, şirket unvanının ---- tarihinde ---- olarak değiştirildiği, Şirketin faaliyet konusunun --- Sınıflara karşılık geldiği Davacının dava dilekçesinde davalının internet üstündeki kullanımları hakkında herhangi birinternet sitesi adresi bildirmediği , davalı tarafın ticaret unvanı kullanımı ----- ibaresini kullandığına ilişkin delil bulunmadığı, Davacılardan------ Bakımından yapılan incelemede; davalı tarafın unvanında yeralan ---- ibaresi yer almasının davacılardan ----- tescilli markanın ihlali olarak değerlendirilebileceği, Davacılardan ----Bakımından yapılan incelemede; Davacı şirketin yeni unvanı ile davalı tarafın ticaret unvanında yer alan ---- ibaresinin ortak olduğu, Davacı ve davalı şirketin iştigal konusu neredeyse birebir aynı olmakla, davalı tarafın unvanında yer alan --- ibaresinin, davacılardan ------ aleyhine haksız rekabet teşkil edeceği ancak zarar tehlikesi ispat edilemediğinden tazminat sorumluluğu doğmayacağı, Davacılardan----Bakımından yapılan incelemede Şirket adına tescilli markalarda yer alan esaslı unsurun----- olduğu, davacı markalarının ----- ibareli davalı ticaret unvanından bir bütün olarak farklı olduğu, davalının ticaret unvanını terkininin gerektirecek iltibas tehlikesinden söz edilemeyeceği ve davalı ticaret unvanının anılan davacı şirketin ---- esas unsurlu markaları ve davacı şirket ticaret unvanı bakımından marka hakkı ihlali ve haksız rekabet teşkil etmeyeceğine dair görüş bildirmişlerdir. UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:6769 sayılı SMK'nın 7/2, 29,149,150,151. Maddeleri. GEREKÇE: Dava. Marka hakkına tecavüzün tespiti ile men'i ile tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılması, erişimin engellenmesine, tecavüzden kaynaklı maddi, manevi tazminat ve itibar tazminatı davasıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7/2 maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak Nitelendirilmiş ve 7/2-e maddesi kapsamında "İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması." hali de marka hakkına tecavüz olarak düzenlenmiştir. Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.Sınai Mülkiyet Kanununun 29. Maddesinin yollamasıyla SMK'nun 7/2-b maddesinde tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Yine Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidirYapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olay incelendiğinde; davacılardan ----- markasının ----- Sınıfta tescilli olduğu, davacılardan ----- markalarının tescilli olduğu, şirketin ------- tarihinde kurulduğu, Şirket iştigal konusunun: hava yolcu taşımacılığı, bakım onarım tesis hizmetleri olmakla bu faaliyetlerin, marka tescil sisteminde ------ Sınıflara karşılık geldiği, davacılardan --- tarihinde kurulduğu, Şirketin ----- tarihinde (dava tarihinden önce) unvan değişikliği yaparak ------- unvanını aldığı, Şirketin iştigal konusunu belirleyen ana sözleşmesindeki faaliyetlerinin, marka tescil sisteminde ---- Sınıflara karşılık geldiği, ----- davalı ---- tarihinde kurulduğu, şrket unvanının ----- olarak değiştirildiği, Şirketin faaliyet konusunun---karşılık geldiği sabittir. Her ne kadar davacılar dava dilekçesinde, davalının internet adreslerinde ----- markasal olarak kullanıldığını beyan ve iddia etmiş ise de bu husuta açıkça bir url adresi bildirmediği, alınan raporda da bu yönde davalının bir kullanımının bulunmadığı davalı tarafın ti,caret unvanının tescil edildiği ve tescil sonrası yargılamanın devamı sırasında ---- tarihinde ticaret unvanını ---- Olarak değiştirdiği tarihe kadar ticaret unvanındaki -----dışında bir kullanımının bulunmadığı sabittir. Bu tespit karşısında davacıların marka hakkına tecavüz talepleri değerlendirilmiş, davalı tarafaın ticaret unvanının ---- ibaresi olduğu, davalı şirketin faaliyet konusunun ----- Sınıflara karşılık geldiği, bu hali ile davacılardan -------markası yönünden kelime unsuru itibariyle birebir kullanım olduğu ve ses, şekil, görüntü itibari hitap ettikleri ortak tüketici kitlesi bakımından karıştırılma dahil irtibatlandırılmasının söz konusu olacağı, yine SMK'nın 7/2-e maddesi kapsamında "İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması." halinin marka hakkına tecavüz oluşturacağına dair düzenleme dikkate alındığında davalı tarafın ticaret unvanındaki ---- şeklindeki kullanımın davacı ------ markası yönünden marka hakkına tecavüz oluşturur mahiyette olduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar yargılama sırasında davalı tarafça ticaret unvanı ------ olarak değiştirilmiş ise de davanın açıldığı tarihte davalı unvanının -----Olduğu ve davacı tarafın tespit talebi de dikkate alınarak davalı kullanımlarının davacının mark hakkına tecavüz oluşturduğunu tespitine karar vermek gerekmiştir. Davacıların marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi ve manevi tazminat talepleri incelenmiş, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafın ---- ibaresini ticaret unvanında kullandığı, bu kullanım dışında başkaca markasal kullanımının bulunmadığı, davacı ----- yönünden marka hakkına tecavüz oluştuğu kabul edilmiş ise de bu kabulün SMK'nın 7/2-e maddesi düzenlemesinde salt ticaret unvanı kullanımının marka hakkına tecavüz olarak kabul edildiğinin düzenlenmesine dayandığı, ancak tazminatın SMK'nın 150/1. Maddesindeki düzenlemede Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduğunun düzenlendiği, bu düzenleme kapsamında zararın oluşmasının gerekli olduğu, az yukarıda açıklandığı üzere davalı tarafın ticaret unvanı dışında bir markasal kullanımı bulunmadığı, bu haliyle davacıların maddi ve manevi zararlarının doğmayacağı, alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davacılardan ----Bakımından davacı şirketin yeni unvanı ile davalı tarafın ticaret unvanında yer alan ---- ibaresinin ortak olduğu, davacı ve davalı şirketin iştigal konusu neredeyse birebir aynı olmakla birlikte davalı tarafın unvanında yer alan ---- ibaresinin, davacılardan -----aleyhine haksız rekabet teşkil edeceği, ancak davalı tarafın ticaret unvanı dışında kullanımı bulunmadığı ve bu kullanımın kısa sürmesi de dikkate alındığında zarar tehlikesi doğurmayacağı dikkate alındığında tazminat sorumluluğu doğmayacağı, davacılardan-----yapılan incelemede Şirket adına tescilli markalarda yer alan esaslı unsurun --- olduğu, davacı markalarının----ibareli davalı ticaret unvanından bir bütün olarak farklı olduğu, davacıların markasındaki ---- ibaresinin zayıf bir ibare olduğu ve davalı unvanındaki ----- ibaresinin bütünsel olarak ayırt edici olduğu kabul edilerek davalının kullanımlarının ----- ait markalar yönünden tecavüz oluşturmayacağı kabul edilerek bu davacının da maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;1-Davacı------ marka hakkına tecavüz talepleri yönünden davanın kabulü ile davalı tarafın ticaret unvanındaki ----- şeklindeki kullanımı dolayısıyla davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun TESPİTİNE, 2-Davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin REDDİNE, 3-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan, peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Yargılama sırasında davacı tarafça yapılan 702,90-TL harç, 39.605,00-TL bilirkişi ücreti, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 40.307,90-TL'nin kabul ret oranına göre 26.603,21-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden tecavüzün tespiti davası üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre maddi tazminat davası yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ... ERİM'e verilmesine,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat davası üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre maddi tazminat davası yönünden 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat davası üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre maddi tazminat davası yönünden 50.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,8-Bakiye avansın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/03/2026