Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ticari hizmet sözleşmesinden doğan itirazın iptali davasında yetki itirazının reddedilerek esasa geçilen gerekçeli kararı.
Özet: Bu itirazın iptali davasında, davacı tarafın ticari nitelikteki bakım hizmeti sözleşmesinden kaynaklanan alacakları için başlattığı icra takibine davalının borca ve yetkiye itiraz etmesi üzerine, mahkeme öncelikle davalının yetki itirazlarını reddederek takibin ve davanın bulunduğu icra dairesi ile mahkemenin yetkili olduğuna hükmetmiş, ardından davacının gönderdiği faturalara dayanarak hizmet bedellerinin ödenmediği iddiası ile başlattığı takibe yapılan itirazın iptali istemini ve davalının faturaların karşılıksız olduğu, ticari ilişkinin cari hesap niteliğinde olduğu iddialarını incelemek üzere esas hakkında delil toplamıştır.

T.C. ...6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/721 Esas - 2026/118
T.C. ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/721 EsasKARAR NO : 2026/118DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 22/10/2024KARAR TARİHİ : 17/02/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 11/03/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı borçlu aleyhine ...5. Genel İcra Dairesi'nin 2024/54665 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, Ödeme emrinin tebliğini takiben borçlu tarafından yetkiye, borca, faize ve fer’ilerine itiraz edildiğini, başlatılan yasal takibin, takip tarihi itibariyle davalının yerleşim yerinde başlatıldığını, Borçlunun itirazla takibin durdurulmasını amaçladığını, itiraz ettiği borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir delil sunmadığını, davalı tarafça davacı müvekkilinden bakım hizmeti alınmak istendiğini, Bunun üzerine davacı müvekkili tarafından davalıya e-mail ile bakım için fiyat teklifleri sunulduğunu, tarafların karşılıklı teklif ve kabul şeklinde anlaşması üzerine davacı müvekkili tarafından bakım hizmeti verildiğini, davacı müvekkili tarafından davalıya ticari teamüllere uygun olarak 07/03/2024 tarihli faturalar düzenlendiğini, hizmet bedeline ilişkin faturalar düzenlenmişse de davalı tarafından fatura bedelleri ödenmediğini, takibe davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, beyanla itirazın iptaline, ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: zamanaşımı itirazları mevcut olduğunu, itirazın iptali davasının da süresinde açılmadığını, yetkiye itiraz ettiklerini, davanın yetkili Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, iki taraf arasında bir ticari ilişkinin varlığı kabul edilse dahi burada müvekkili davalı şirket ile takip alacaklısı davacı arasında cari işleme dayalı bir ticari ilişki sözkonusu olacağını, davacı ile müvekkili davalı şirket arasında ticari ilişkin tekil olaylar/ilişkiler üzerinden değil, belli dönemlerde kesilen toplam rakamlar üzerinden yürüyeceğini, belli dönem içerisinde kısım kısım mal/hizmet alımı ve aynı şekilde kısım kısım ödemeler yapılacağını, dönem sonunda alacak/borç kalemler hesaplanacağını, bu doğrultuda bakiye kısım üzerinden ticari ilişkinin yürütülmesi gerekeceğini, davacının yaptığı belirli faturaların alacak kalemleri içerisinden çekilerek takibe konu edilmesi mevcut ticari ilişkinin olağan akışına aykırı olduğunu, ortada bir ticari ilişki olduğunun net bir biçimde tespit edilebilmesi için fatura konusu malın yada hizmetin usulüne uygun olarak karşı tarafın uhdesine geçirilmiş olması gerektiğini, fatura karşılığı yapıldığı iddia edilen mal veya hizmet tespitine ilişkin bilgi bulunmadığını, net bir cari hesap bakiyesi ortaya konulamadığını takibe konu borca itiraz edildiğini, davacının talep etmiş olduğu faize, faizin türüne, faiz oranına ve faizin başlangıç tarihine itiraz ettiğini beyanla davanın usul ve esas yönlerinden reddine, davacı aleyhine takip konusu alacağın %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER-Ticari defter ve kayıtlar-Tarafların ba/bs formları,-Fatura -Takip Dosyası-Bilirkişi RaporlarıDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava; faturaya dayalı başlatılan (ilamsız) icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davalı yanın esasa ilişkin savunmaları yanında icra takibinde icra dairesinin yetkisine ve eldeki davada mahkememiz yetkisine itiraz ettiği görülmüştür. Bilindiği üzere; itirazın iptali davasında usulüne uygun başlatılmış ve itiraz üzerine durmuş bir takibin varlığı dava şartıdır.(Y. 11. HD. 2020/4539E., 2021/7289K., 21/12/2021 T.; 11. HD. 2020/4514E., 2021/7142K, 15/12/2021 T.)İtirazın iptali davalarında hem icra dairesinin yetkisine, hem de mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olması durumunda, İİK'nın 50. maddesi uyarınca mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekmektedir.(Y. 19 HD. 2016/2839 E., 2016/10428 K, 10/06/2016 T.)Açıklanan ilkeler doğrultusunda mahkememizce önce yetki hususu irdelenerek; takip ve dava tarihi itibariyle davalı şirketin sicilde ilan edilen merkez adresinin takibe konu icra dairesinin ve mahkememizin yargı çevresi içerisinde olduğu, bu itibarla 6100 sayılı HMK'nın 6. Maddesi uyarınca ...İcra Dairesi ve Mahkememiz de yetkili görüldüğünden davalı yanın yetki itirazları yerinde görülmeyerek işin esası incelenmiştir.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Davaya konu ...5. Genel İcra Dairesi'nin 2024/54665 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının davacı şirket, takip borçlusunun davalı şirket olduğu, takibin 152.662,92 TL, 07/03/2024 tarihli fatura bakiye asıl alacağı, 182.662,92 TL 14/03/2024 tarihli fatura bakiye asıl alacağı ve 8.246,39 TL 15/03/2024 tarihli fatura asıl alacağı olmak üzere 343.572,23 toplam alacak üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız takip olarak başlatıldığı, borcun sebebi olarak üç adet fatura belirtildiği, ödeme emrinin borçluya e-tebligat ile 28/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili tarafından 29/08/2024 tarihli dilekçe ile borca ve yetkiye süresinde itiraz edilmekle, takibin durdurulmasına karar verildiği, itirazın davacıya tebliğine rastlanılmadığı buna göre eldeki davanın süresinde açıldığı görülmüştür.Davaya ve takibe dayanak gösterilen faturaların D022024...3480 nolu, 07/03/2024 tarih ve 182.662,92 bedelli; yine d022024...3748 nolu, 14/03/2024 tarih ve 182.662,92 TL bedelli ve D022024...3839 nolu, 15/03/2024 tarih ve 8.246,39 TL bedelli faturalar olduğu, faturaya konu mal/hizmet açıklamasının değinilen ilk iki faturada kompresör bakımı, son faturada ise bar bakımı olarak belirtildiği görülmüştür. Tarafların ticari defter ve kayıtlarının ibrazı hususunda taraflar yerinde inceleme talebinde bulunmuş, her iki tarafın bildirdiği adresin yargı çevremiz dışında olduğu görülmekle bu doğrultuda, davacı defterleri yönünden İstanbul Anadolu, davalı yönünden Eskişehir Ticaret Mahkemeleri'ne yazılan talimatlar kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Davacı defterleri incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim olunan 25/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Davacı tarafın 2023-2024 dönem ticari defterlerinin, Vergi Usul Kanunu (V.U.K.) ve Tek Düzen Hesap Planına uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkilere ilişkin işlemlerin, ticari defterlere borç/alacak esasına göre kaydedildiği tespit edilmiştir. Takibe konu faturalar davacı ticari defterlerinde kayıt altına alındığı ve detaylı olarak 2024 dönemi ticari defterlerin incelendiği bölümde irdelenmiştir. İnceleme sonucunda, söz konusu faturalar karşılığında davalı taraf tarafından doğrudan ödeme yapılmadığı, ancak davalının iştiraki konumundaki firmadan yapılan 30.000 TL tutarındaki ödemenin davalı cari bakiyesinden mahsup edildiği tespit edilmiştir. Takibe konu faturalara ilişkin itiraz tespit edilmemiştir. Takibe konu faturalara ilişkin iade faturası davalı tarafından davacı tarafa düzenlenmemiştir, Taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2023 döneminde başladığı ve davacı tarafın, davalı tarafa ait makine bakım ve onarım hizmetleri ile ilgili ticari işlemler gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Cari hesap sözleşmesi tespit edilmemiştir, açık hesap ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Takibe konu faturalar kayıtlarda tespit edilmiştir. Hizmetlerin fiilen yerine getirilip getirilmediğinin tespiti, uzmanlık alanım dışında olup; dosyada mevcut evraklar üzerinden bu husus tespit edilememiştir.Davalı tarafa ait bilirkişi raporu dosyada tespit edilemediğinden taraf defterleri mukayese edilememiştir. Takip tarihi itibariyle, davacı tarafın ticari defterleri esas alınarak yapılan inceleme sonucunda, davacı tarafın davalı taraftan 343.572,23 TL tutarında alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Takibe konu asıl alacağın 343.572,23 TL olduğu, dava tarihi itibarıyla 373.190,04 TL (faiz dahil)’dir. Bu çerçevede, davacı tarafın dava tarihi itibariyle 373.190,04 TL davalı taraftan alacaklı olduğu tespit edilmiştir. " hususları belirtilmiştir.Davalı defterleri incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim olunan 03/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Davalı tarafın 2023-2024 dönem ticari defterlerinin, Vergi Usul Kanunu (V.U.K.) ve Tek Düzen Hesap Planına uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkilere ilişkin işlemlerin, ticari defterlere borç/alacak esasına göre kaydedildiği tespit edilmiştir. Takibe konu faturalar davalı ticari defterlerinde kayıt altına alındığı ve detaylı olarak 2024 dönemi ticari defterlerin incelendiği bölümde irdelenmiştir. İnceleme sonucunda, söz konusu faturalar doğrudan ödeme yapılmadığı, ancak davalının iştiraki konumundaki firmadan yapılan 30.000 TL tutarındaki ödemenin davalı cari bakiyesinden mahsup edildiği tespit edilmiştir. Takibe konu faturalara ilişkin itiraz tespit edilmemiştir. Takibe konu faturalara ilişkin iade faturası davalı tarafından davacı tarafa düzenlenmemiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2023 döneminde başladığı ve davacı tarafın, davalı tarafa ait makine bakım ve onarım hizmetleri ile ilgili ticari işlemler gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Cari hesap sözleşmesi tespit edilmemiştir, açık hesap ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Takibe konu faturalar kayıtlarda tespit edilmiştir. Hizmetlerin fiilen yerine getirilip getirilmediğinin tespiti, uzmanlık alanım dışında olup; dosyada mevcut evraklar üzerinden bu husus tespit edilememiştir. Davacı tarafa ait bilirkişi raporu dosyada mevcut olup taraf defterleri mukayese edilmiştir. Takip tarihi itibariyle, davalı tarafın ticari defterleri esas alınarak yapılan inceleme sonucunda, davalı tarafın davacı tarafa 343.572,23 TL tutarında borçu bulunduğu tespit edilmiştir. Takibe konu asıl borcun 343.572,23 TL olduğu, dava tarihi itibarıyla 373.190,04 TL (faiz dahil)’dir. Bu çerçevede, davalı tarafın dava tarihi itibariyle 373.190,04 TL davacı tarafa borçlu olduğu tespit edilmiştir. " hususları belirtilmiştir.Eldeki dava faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan ve davaya konu icra takibi faturaya dayalı başlatıldığından incelemenin takip konusu fatura kapsamında yapılması gerekir.(Yargıtay 19. HD. 2015/18199E., 2016/7679K.) Fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( Y. 19 HD. 2016/7819E., 2017/2738K., Y. 19HD. 2014/12574E., 2014/16692K.)Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.)Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında; hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dosyadaki tüm deliller doğrultusunda, taraflar arasında defter kayıtlarına yansıyan ve süregelen ticari ilişki bulunduğu, tarafların açık hesap ilişkisini benimsedikleri, takibe konu faturanın her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların ba/bs formlarının(alış/satış bildirimlerinin) birbirleriyle uyumlu olduğu, yine tarafların defter kayıtlarının tutar olarak da birbiriyle örtüştüğü, faturalara davalı tarafından TTK'nın 21/2. Maddesi kapsamında itiraz edildiğine dair bir kayda rastlanılmadığı, hususları hep birlikte gözetildiğinde teslim olgusu bakımından davalı tarafından davacı lehine olan karinenin çürütülemediği ve aralarındaki süregelen ticari ilişki kapsamında davalının fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı bu doğrultuda davacının alacağının varlığını ispatladığı hususunun kabulü gerektiği kanaat edilmiştir. (bkz. Y. 19. HD. 2018/1358E., 2020/878 K., 08/06/2020 T; Y. 23 HD. 2015/1418 E., 2015/8313 K., 21/12/2015 T.) Yapılan açıklamalar kapsamında davacının faturaya dayalı alacağının varlığını ispatladığı kanaat edilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Yine alacağın likit olduğu nazara alınarak kabul edilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle1-Davanın KABULÜ ile; ...5. Genel İcra Dairesi'nin 2024/54665 Esas sayılı takibine, davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin aynı koşullarla devamına,2-Kabul edilen alacağın (343.572,23-TL'nin), %20'si oranında hesaplanan 68.714,45 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Alınması gereken 23.469,42 TL karar ve ilam harcından 4.149,50 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 19.319,92 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 4.149,50 TL peşin harç olmak üzere toplam 4.577,10 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacının karşıladığı 2.092,95 TL tebligat gideri, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.092,95 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 54.971,56 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18A/13. Maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan ve suç üstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00-TL dava şartı arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,8-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğerlerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/02/2026BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR