Çalışanın işten çıkış kodunun düzeltilmesi istemli davasında, işveren tarafından dava sonrası yapılan düzeltme nedeniyle davanın konusuz kalmasına rağmen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı lehine hükmedilmesi ve bu kararın temyizen onanması.
Özet: Davacı işçinin iş sözleşmesinin fesih kodunun gerçek dışı bildirilmesi üzerine açtığı düzeltme davasında, davalı işverenin işten çıkış kodunu dava açıldıktan sonra SGK nezdinde değiştirmesiyle dava konusuz kalmış; ilk derece ve istinaf incelemesini yapan mahkemeler, davalı işveren dava açılmasına sebebiyet verdiğinden ve düzeltmeyi dava sonrası yaptığından yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu olduğuna hükmetmiş; davalı vekilinin sadece yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazı üst mahkeme tarafından reddedilerek istinaf mahkemesi kararı onanmıştır.
9. Hukuk Dairesi         2025/5927 E.  ,  2025/7688 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/854 E., 2025/970 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 8. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/411 E., 2025/7 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, 21.10.2024 tarihinde davalı tarafından iş sözleşmesinin feshedildiğini, davacıya işe başlatmama tazminatı ve kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, ancak davalı işverenin davacının işten çıkış kodunu "..." olarak bildirdiğini ileri sürerek davacının işten çıkış kodunun "..." olarak tespiti ile düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı Şirket tarafından 29.11.2024 tarihli arabuluculuk tutanağında belirlenen kıdem tazminatı ve işe başlatmama tazminatının davacıya ödendiğini, ödenmesi akabinde davacı vekili tarafından davalı Şirketle iletişime geçilerek davacının çıkış kodunun "..." olarak değiştirilmesinin talep edildiğini, davalı Şirket tarafından yasal süre içerisinde mevzuata uygun olarak ... değişikliği için ... Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru yapıldığını ve davacının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çıkış kodunun değiştirildiğini, davanın konusuz kaldığını savunarak karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davadan sonra davalı işverenin talebi üzerine SGK tarafından, 20.12.2024 tarihinde davacının işten çıkış kodunun "..." olarak düzeltildiği, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin yerinde olduğu, işten çıkış kodunun dava tarihinden sonra davalı tarafından SGK'ya müracaatla düzeltildiği sabit olduğundan davacı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili Şirket, davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden davalı Şirket aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı neden olmadan feshedildiği hâlde Sosyal Sigortalar Kurumuna fesih sebebinin gerçeğe aykırı olarak bildirildiğini ileri sürerek çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı işveren, arabuluculuk yoluyla aralarında yaptıkları anlaşmaya göre davacıya işe başlatmama tazminatı ve kıdem tazminatının ödendiğini, davacı vekilinin kendileriyle iletişime geçerek çıkış kodunun düzeltilmesi talebinde bulunduğunu, düzeltme talebi kabul edildiği hâlde iki gün sonra bu davanın açıldığını, SGK’ya başvurarak gerekli düzeltmeyi yaptırdıklarını belirterek konusuz kalan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı işverenin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından vekâlet ücreti ve yargılama gideri bakımından temyiz edilmiştir.
Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak Kuruma bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan bu tür davalar “çıkış kodunun düzeltilmesi davası” olarak adlandırılmakta ise de davanın, SGK’ya yöneltilemediği de dikkate alındığında “tespit davası” niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Zira söz konusu dava ile işveren tarafından yapılan bildirimin gerçeğe aykırı olup olmadığı tespit edilmektedir. Bu durumda 6100 sayılı Kanun’un 106. maddesi uyarınca güncel hukuki yararın varlığı aranacaktır.
6100 sayılı Kanun’un 106/2 hükmüne göre, kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (..., Pekcanıtez Usûl, ..., On Beşinci Baskı, 2018, s.976-977).
Arabuluculuk anlaşma tutanağına göre işe başlatmama tazminatı ve kıdem tazminatının ödenmiş olması durumunda işçinin anlaşma belgesini SGK’ya ibraz ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkün ise, “çıkış kodunun düzeltilmesi” davasını açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez.
Somut olayda dosyada mevcut arabuluculuk anlaşma belgesine göre davacıya işe başlatmama tazminatı ve kıdem tazminatının ödenmesi konusunda anlaşmaya varıldığı anlaşılmaktadır. Dosya içeriğine göre davacı, dava açmadan önce arabuluculuk anlaşma belgesiyle birlikte SGK’ya başvurarak işten çıkış kodunun düzeltilmesi için herhangi bir talepte bulunmamıştır.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı işçinın arabuluculuk anlaşma belgesi ile birlikte tek başına SGK'ya başvurarak çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkün olduğu hâlde, doğrudan işbu tespit davasını açtığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca davacının davalı işveren aleyhine çıkış kodunun hukuka aykırı olduğunun tespitine ilişkin bu davayı açmakta güncel hukuki yararının bulunmadığı açıktır. Davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi ve davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davalı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan gerekçelerle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan Sayın Çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyoruz.