Babanın ihmali ve çocuğun kişisel ilişki kurma isteksizliğine rağmen, çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde ebeveynler arası ilişkinin desteklenerek yeniden tesis imkanlarının araştırılmasına yönelik temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, babanın on yaşındaki çocuğuyla kişisel ilişki kurma talebi üzerine, ilk derece mahkemesinin çocuğun idrak yaşındaki iradesi ve sosyal inceleme raporu doğrultusunda ret kararı verdiği, ancak istinaf incelemesinde çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde, çocuğun babaya karşı tepkiselliğinin ebeveynler arası sorunlardan kaynaklanabileceği, düzenli iletişim eksikliğinin güvenli bağlanmayı bozabileceği ve ilişkinin tamamen kesilmesinin ruhsal sorunlara yol açabileceği dikkate alınarak, tarafların ilişkilerinin geliştirilmesi ve öfkenin azaltılması amacıyla birlikte desteklenmeleri gerektiği yönünde değerlendirmeler içeren bir davadır.
2. Hukuk Dairesi         2025/8016 E.  ,  2025/11092 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/983 E., 2025/1250 K.
DAVA TÜRÜ : Kişisel İlişki Kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Devrek 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2023/153 E., 2024/105 K.
Taraflar arasındaki çocukla kişisel ilişki kurulması davasının yapılan yargılaması sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından tümü yönünden temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kişisel ilişki düzenlenirken göz önünde bulundurulması gereken temel ilke, “Çocuğun üstün yararı"dır (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme md.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi md.l; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu md. 339/1, 343/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu md.4/b). Çocuğun üstün yararı belirlenirken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Yine, 4721 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; "Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddi olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir" hükmü yer almaktadır.
Anne ve babasından veya bunlardan birinden ayrılan çocuğun anne veya babasıyla düzenli kişisel ilişki kurması ve sürdürmesi, çocuk için bir hak olduğu gibi anne veya baba için de bir haktır. Kişisel ilişkinin düzenlenmesinde çocuğun bedeni ve fikri gelişimi yanında annelik veya babalık duygularının tatmini de önemlidir.
Dosya arasında bulunan sosyal inceleme raporunda; "...Babalar, çocuklar için yaşamlarının tüm evrelerinde önemli bir role sahip olmakla birlikte baba-çocuk ilişkisi, çocuğun babalık algısının oluşması ve babalık figürüne yüklediği anlam için kritik dönemin 0-6 yaş dönemi olduğu çünkü çocukların 0-6 yaş dilimi arasında kişiliklerinin şekillendiği yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda tespit edildiği, çocuk ile yapılan sohbet sırasında öz babasına özel bir anlam yüklemediği, babası ile ilgili olumlu bir algısının bulunmadığı ve babası ile bu zamana kadar görüşmediğini, bundan sonra da görüşmek istemediğini belirttiği görülmüştür, ...’nun yaş grubu değerlendirildiğinde, çocuğun içerisinde bulunduğu yaş dönemi dikkate alınarak ve katılım hakkı gözetilerek, kendi hayatını etkileyen böylesine bir kararda özgün iradesi ve isteğinin de göz önüne alınması gerektiği; davacı ...’nun incelemeye konu olan çocuk ...’nu 9 yaşına kadar mahkeme süreçleri daha önceki yıllarda bitmiş olmasına rağmen ihmal etmesi, onunla ilgilenmemesi, uzun süre çocuğun yetiştirilmesine katkısı olmaması, kişisel ilişki kurmaktan uzun yıllar boyunca kaçınmış olması, hatta çocuğun yaşamının hiçbir anında, iyi veya kötü gününde yanında olmaması, çocuğun da bu nedenlerle babası ile kişisel ilişki kurmak istemediğini herhangi bir etki altında kalmaksızın beyan etmesi de göz önüne alınarak birden bire kişisel ilişki kurmaya başlamasının çocuğun yararına olmayacağı..." yönünde görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmektedir.
İlk Derece Mahkemesince babalık hükmü ile nüfusuna kaydedilen çocuk için on yaşındayken davacı kişisel ilişki tesis edilmesini talep etmiş ise de, idrak yaşındaki çocuğun bunu istememesi, alınan sosyal inceleme raporu ile davacı ve davalı arasındaki husumete göre de kişisel ilişkinin çocuğun yüksek yararına olmayacağına kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamından davacı babanın kişisel ilişkiyi sürdürme konusunda istekli olduğu, çocuğun babaya yoğun bir tepkisellik gösterdiği ve görüşmek istemediğini ifade ettiği, ebeveynler arasında yaşanan problemlerin çocuklara yansıyabildiği, çocuğun düzenli iletişim kuramadığı ebeveynle güvenli bağlanmanın bozulabileceği, güvenli ilişkinin bozulması ve sonrasında da bu eksik ya da bozulmuş bağlanma sürecine etki eden etkenlerin devam etmesinin çocuğun sonraki gelişim basamaklarına da etki edeceği, bu durumun da alınan raporda belirtilenin aksine çocukta ruhsal sorunlara neden olabileceği, çocuğun tepkiselliği nedeniyle kişisel ilişkinin sonlandırılmasının da bu problemleri tetikleyebileceği ve çözümsüz bırakabileceği, çocukla ilişkilerinin geliştirilmesi, öfkenin azaltılması amacıyla birlikte desteklenmeleri gerekmektedir.
Davacı babanın çocuğu doğru ve yaşına uygun şekilde destekleyebilmesinin çocuğa yararlı olacağı, çocuğun babası ile kişisel ilişkisinin kurulmamasının çocuğun ebeveyne yabancılaşma sürecini tetikleyebileceği, ebeveyne yabancılaşmanın da çocuğu duygusal, ruhsal ve manevi olmak üzere her düzeyde etkileyebileceği, çocuğun genç erişkinliğe sağlıklı geçişi için hem anne hem de babanın önemli bir kaynak olduğu düşünüldüğünde, kendisine yabancılaştırılan ebeveynin düşman gibi algılanmaya devam etmesinin ve kişisel ilişki kurulmamasının çocukta önemli bir eksikliğe yol açabilecek olduğu değerlendirilmemiştir.
Çocuğun yaşadığı öfke ve olumsuz duyguların (bu sürece davalı da mutlaka dahil edilerek) desteklenerek çözülmesinin sorunu çözmeye yardımcı olabileceği, davacının da süreci desteklemesinin ve tarafların bu konuda iş birliği içerisinde hareket etmelerinin önemli olduğu, çocuğun baba ile görüşmesinin engellenmesinin ileri dönemlerde farklı psikolojik problemlere yol açacağı düşüncesiyle kişisel ilişki kurulmamasının uygun olmayacağı, davacının da çocuğun kendisine yabancılaşma sürecinde etkisinin olduğu, çocukluk dönemi boyunca çocukla aktif şekilde iletişim kurmadığı, davalı ile yapılan görüşmede ise geçmişte davacının talebi olmadığını, kendisinin ikinci evliliğini bozmak için bu davayı açmış olduğunu düşündüğünü beyan etmiş olması; her iki ebeveynin de çözüm odaklı davranma konusunda yetersiz kalmış olduğu, her iki tarafın da çocuğun üstün yararını düşünerek hareket etmelerinin uygun olacağı, çocuğun ileri dönem yaşantısında her iki ebeveynin varlığının çocuğun psikososyal gelişimi üzerindeki önemi ve çocuğun mevcut durumu kıyaslandığında baba ile iletişiminin olmaması çocuk üzerinde daha büyük zararlara yol açabileceği bu nedenle kişisel ilişki kurulmamasının uygun olmayacağı ancak çocuğun mevcut durumu da göz önüne alındığında çocuğun sürece adapte olması ve babası ile ilişkilerinin geliştirilmesi sürecinde kişisel ilişkinin yatısız olacak şekilde kurulmasının, danışmanlık tedbiri uygulanması hususunun da dikkate alınmasının gerektiği açıktır.
Açıklanan sebeplerle alınan uzman raporu yetersizdir. O halde yukarıda belirtilen ilkeler dikkate alınarak oluşturulacak üçlü heyetten rapor düzenlenmesi sağlanarak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra gerçekleşecek sonucu uyarınca çocuğun üstün yararı uyarınca baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.