Yargıtay incelemesindeki davada, kapsam dışı personel davacının, arabulucuyla fiili görüşme yapılmadan imzalanan arabuluculuk anlaşmasının iptali talep edilmektedir.
Özet: Davacı, emekliliği hak etme kisvesi altında haksız işten çıkarıldığını ve arabuluculuk anlaşmasının arabulucu ile yüz yüze görüşme yapılmadan, usule aykırı bir şekilde şirket personeli tarafından imzalatıldığını ileri sürerken; davalı, sürecin davacının talebiyle başladığını, tüm şartların açıklandığını ve davacının eğitimli bir kişi olarak anlaşmayı bilerek imzaladığını savunmuş; ilk derece mahkemesi ise, tanık beyanlarına dayanarak, davacının arabulucuyla görüşmediği ve anlaşma belgelerinin şirkette imzalatıldığı sabit olduğundan, ihtiyari arabuluculuk sürecinin yasaya uygun yürütülmediği gerekçesiyle arabuluculuk anlaşmasının iptaline karar vermiştir.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/448 E., 2025/1551 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 68. İş MahkemesiSAYISI: 2023/294 E., 2024/378 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Bölge Müdürlüğü bünyesinde 30... ay 27 gün çalıştığını, kapsam dışı personel olarak işçi olmadığını, emekliliği hak eden herkesin iş sözleşmelerinin feshedileceğinin söylendiğini ancak zamanla kendisinden yaşça daha büyük olan kişilerin işten çıkarılmadığını, emekliliği hak etme kisvesi altında keyfî bir uygulamanın hayata geçirildiğini, bunun ... Bölge Müdürünün sübjektif kararları ile gerçekleştiğini, arabulucunun ... Barosuna kayıtlı olduğunu, müvekkilinin anlaşma belgesini ...'da imzaladığını, anlaşmada imzası bulunan Kurum temsilcilerinin ... personeli olduğunu, yüz yüze görüşme olmadığını, arabulucuya başvuru da olmadığını ileri sürerek gerek belirtilen sebeplerle gerekse kapsam dışı personel olarak işçi olmaması sebebiyle usulüne uygun olmayan arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafça işe iade talebiyle dava şartı arabuluculuk sürecine başvurulmak istediğinin belirtildiğini ve söz konusu arabuluculuk sürecinin de tarafların arabulucuyu belirlemeleri üzerine başladığını ve bu kapsamda yürütüldüğünü, arabulucu ... tarafından yürütülen arabuluculuk müzakereleri sonucunda, müvekkilinin başvurucu işçinin yani davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli bir sebebe dayanmadığını kabul ettiğini, bununla birlikte işçinin hizmetine ihtiyaç duyulmaması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 21. maddesi dikkate alınarak başvurucu işçiye boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar ile iş güvencesi tazminatı ödenerek işe başlatmamanın teklif edildiğini, işçinin de bu teklifi kabul etmesiyle dava dilekçesinin ekinde dosyaya sunulmuş olan anlaşma belgesinin imza altına alındığını, söz konusu anlaşma belgesinin düzenlenmesini müteakip davacıya söz konusu miktarın ödendiğini, dosyaya sunulan arabuluculuk ilk oturum tutanağında ve ayrıca son tutanakta da temel ilkeler ve arabuluculuk sürecinin hukuki ve mali sonuçlarının davacıya anlatıldığını, davacının da bunu bilerek tutanağı imzaladığını, davacının yükseköğretim mezunu olup söz konusu sonuçları anlayabilecek düzeyde olduğunu ve aradan geçen iki yılın sonunda, yanılma ya da aldatma gerçekleştiği iddiasının hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kapsam dışı personel olarak işçi olduğu, yargılama esnasında dinlenen davacı tanıklarından ...'nin "... ... nun hukuk müşavirliğinde hukuk müşaviri benim da dahil olduğum 4-5 kişiyi ...'dan gelen arabulucuk belgelerini imzalamak için çağırdı, toplantıda bir arabulucu yoktu, ne bu toplantıda ne de başkaca bir iletişim vasıtası ile arabulucu diye tanıtan biri ile görüşmedik, toplantıda bir arabuluculuk konusu olduğu, bize belli bir miktar ödenerek alacaklarımızı kapatacaklarını söylediler... bu toplantı ... ... Bölge Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinde geçti.." şeklinde beyan verdiği,...'nin ise "Ben davalıya ait iş yerinde 1993 tarihinden beri servis sorumlusu olarak halen çalışıyorum. Davacıyı da aynı iş yerinde çalışmamızdan dolayı tanıyorum. ... Davacıyla birlikte işten ayrılan kişilerin arabuluculuk süreçleri Ankarada yapıldı, tutanakları imzalanmak üzere bize gönderildi bize gelince müdürüm şahısları aramamı istedi tutanakları imzalamaları için bir kısmını ben aradım bir kısmını müdür aradı sonra teker teker gelip arabuluculuk tutanaklarını imzaladılar davacı da imzaladı, arabuluculuk tutanakları imzalanırken avukat yoktu. Benim bilgi ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyan verdiği, tanıkların görgüye dayalı beyanlarından açıkça görüldüğü üzere, dava konusu iptali istenen arabuluculuk görüşmesinde davacının arabulucu ile görüşmeden arabuluculuk anlaşma tutanaklarının düzenlendiği ve davacının düzenlenen belgeler yönünden sonradan imzasının alındığı, ihtiyari arabuluculuk sürecinin usul ve yasaya aykırı yürütüldüğünün sabit olduğu gerekçesiyle taraflar arasında yapılan 03.08.2021 tarihli arabulucu anlaşma belgesi ve tutanaklarının iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 1. ve geçici 9. maddelerine tâbi teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında çalışan personel ile bu teşebbüs ve bağlı ortaklıklar arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlerin iş mahkemelerinde görülmesi esasının kabul edildiği, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 37. maddesi de dikkate alındığında kapsam dışı personelin kamu görevlisi olmadığını, bu nedenle uyuşmazlık konusu davada görevli mahkemelerin iş mahkemeleri olduğu, bu nedenle davacının anlaşma belgesinin işçi olmadığı kamu personeli olduğu gerekçesiyle de iptal edilmesi gerekirken yalnızca usul yönünden iptaline karar verilmesinin isabetsiz olduğu yönündeki davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, ihtiyari arabuluculuk sürecinin de usul ve yasaya uygun yürütülmediği ve İlk Derece Mahkemesinin 03.08.2021 tarihli arabulucu anlaşma belgesi ve tutanaklarının iptaline yönelik kabulünün yerinde olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Hukuki statüde belirleyici unsurun iş sözleşmesi olduğunu,b. Kamu iktisadi teşebbüslerinde çalışan kapsam dışı personelin kamu personeli olduğunu, bu kişiler ile kurumlar arasında anlaşmazlık çıktığında idari yargıda çözüldüğünü, c. Davalı Kurumun özel hukuk hükümlerine geçişinin gerçekleşmediğini, ortada 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında herhangi bir hizmet sözleşmesinin ve 4857 sayılı İş Kanunu'nda öngörülen ödenecek aylık ücretin belirlendiği iş sözleşmesinin yazılı veya sözlü yapılmasının mümkün olmadığını, çalışma koşullarının Yönetmelik ile ödenecek aylık ücretin ise Cumhurbaşkanı kararı ile belirlendiğini,d. Müvekkilinin kamu görevlisi olduğunu, memuriyetten çıkarma cezalarının hangi koşullarda ve ne şekilde uygulanabileceğine dair Danıştay kararları olduğunu, bunun dışında müvekkilinin işten çıkarılmasının mümkün olmadığını, e. Müvekkilinin olmayan iş sözleşmesinin feshinin ve akabinde imzalanan arabuluculuk anlaşma belgesinin ve tutanaklarının taraflar arasında özel hukuk hükümlerine göre düzenlenemeyeceği için yapılan işlemin mutlak butlanla hükümsüz olduğunu, f. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde davacı müvekkilinin hukuki statüsü ile herhangi bir inceleme ve tespit yapılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,g. Davacı ile davalı arasında yapılan 03.08.2021 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesi ve tutanaklarının davacının işçi olmadığı ve 4857 sayılı Kanun'a tabi çalışmaması ve kapsam dışı personel olması nedeni ile usul ve esas yönünden iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;a. Zamanaşımı def'i ve hak düşürücü süre itirazları yönünden davanın reddi gerektiğini, b. Davacının davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, c. Davacının kendi rızası ile anlaşma belgesini imzaladığını dava dilekçesinde de ikrar ettiğini,d. Tanıkların davacı ile menfaat birliği içerisinde olduklarını, e. Arabuluculuk ilk ve son oturum tutanaklarında gerekli bilgilendirmelerin, arabuluculuğun temel ilkelerinin, arabuluculuk sürecinin hukuki ve mali sonuçlarının davacıya analatıldığını, f. Tutanakların imza için taraflara gönderilmesinin süreci hukuka aykırı hale getirmeyeceğini, g. Arabuluculuk sürecinin telefonla dahi sürdürülebilecek kadar esnek bir süreç olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline ve kapsam dışı personel olan davacının işçi sıfatının bulunup bulunmadığına ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.