Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, ortaklık vaadiyle iradesi fesada uğratıldığı ileri sürülen işçinin arabuluculuk anlaşmasının iptali davasını inceledi.
Özet: Davacı işçi, davalı işyerinde 12 yılı aşkın süredir döner ustası olarak çalıştıktan sonra, şirket ortağı yapılacağı vaadiyle yanıltılarak, arabuluculuk toplantısı olduğundan ve belgenin içeriğinden habersiz bir şekilde, iradesi fesada uğratılarak iş akdinin feshine ve 7.000 TL kıdem tazminatı ile 3.000 TL ücret alacağı ödenmesine ilişkin arabuluculuk anlaşmasını imzaladığını iddia ederek bu anlaşmanın iptalini talep etmiş; davalı işveren ise işçinin iş akdini resmi olarak sonlandırmak ve marka lisans bedeline mahsuben ortaklık teklifi kapsamında yapılan anlaşmanın, işçinin rızasıyla ve arabuluculuk sürecinin bilincinde olarak gerçekleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/6583 E.  ,  2025/8133 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/1715 E., 2025/1512 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 5. İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/158 E., 2023/250 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 2009 yılından bu yana döner ustası olarak çalıştığını, 27.12.2021 tarihinde arabulucuya götürüldüğünü, evrakı imzalaması hâlinde kendisinin artık usta olarak değil, şirket ortağı olarak yer alacağı vaadi ile kandırılarak tutanağın imzalattırıldığını, bu görüşmenin arabuluculuk toplantısı olduğunun müvekkiline söylenmediğini, arabuluculuk faaliyeti hakkında bilgi verilmediğini, tutanağı okumasına imkân verilmediğini, yalnızca, "Bu kağıdı imzalayarak işyerinde artık usta olarak çalışmayacaksın." dendiğini, tutanakta çelişkili ifadeler bulunduğunu, 12 yılı aşkın bir süredir işyerinde çalıştığı davalıca da kabul edilen bir işçinin, sebep göstermeksizin istifa etmesinin, üstelik çalışması karşılığında yalnızca 7.000,00 TL kıdem tazminatını kabul etmesinin yerleşik yüksek mahkeme kararlarına göre de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin iradesinin istifa olmadığını zira bu tarihten sonra şubenin kapanış tarihi olan 2022 yılı Nisan ayına kadar çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin tutanakta kararlaştırılan 7.000,00 TL kıdem tazminatı ve 3.000,00 TL ücret alacağının işçilik alacaklarına dair ödendiğini de bilmediğini, davalı Şirket yetkilisinin "tutanağı imzaldıktan sonra ortak olacaksın, sana 10.000 TL para göndereceğim, bununla lokantanın masraflarını halledersin." dediğini, tutanakta kararlaştırılan günde 10.000,00 TL'yi müvekkiline gönderdiğini ve" ... yanına gelecek 8680 TL, geri kalan 1320 marketçiye öde, sana 10 yolluyom ... ibanını ver." dediğini, buna dair ekte whatsapp konuşma çıktısının sunulduğunu ancak Şirket yetkilisinin ise bu dekontun açıklamasına arabuluculuk dosya numarasını yazdığını ileri sürerek hukuka aykırı olarak düzenlenen arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının 01.01.2009-27.11.2021 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde döner ustası olarak çalıştığını, müvekkiline ortaklık teklif ettiğini, davacının ortaklık tekliflerini değerlendirebilmek ve markanın Türkiye çapında bilinir bir marka olduğu da göz önüne alınarak markaya biçilen bir lisans bedelinin de varlığı dikkate alınarak davacı ile bir anlaşma yapıldığını, normal şartlarda müvekkilinin bir lisans sözleşmesi ile marka hakkını kullandırmasının bedelinin 150.000,00 TL olduğunu, davalı Şirketin de bu bedeli bildiğinden davacı ile bu bedeli karşılayabilecek ama aynı zamanda yıllardır bu işletmeye emeği geçen davacıyı ihya edebilmek maksadıyla bir pazarlık zemini oluşturulduğunu, davacının marka lisans bedelinin tamamını karşılayamayacağını ancak kıdem tazminatıyla alakalı bir mahsup söz konusu olursa bu işi yapabileceğini dile getirdiğini ve 2021 yılının Kasım ayında davacı tarafa, lisans bedelinin kıdem tazminatına mahsubu hususunda olumlu görüş bildirilerek şifahen bir ortaklık tesis edildiğini, davacının elinde bir miktar nakit kalması adına da 10.000,00 TL nakit para istediğini, müvekkili ve diğer davalının, davacının iş sözleşmesinin sonlanması durumu söz konusu olduğundan bu ilişkiyi de resmî bir şekilde sonlandırmak istediğinden arabuluculuk yoluna başvurmayı teklif ettiğini ve davacının kabul ettiğini, davacının arabuluculuk görüşmesi yapıldığından haberdar olduğunu, arabuluculuk tutanaklarının iptalinin talep edilmesinin hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli bir yaklaşım olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında yapılan ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinde taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun "İşverenlerden ... işletmesinde 01.01.2009-31.12.2018, ...'nde 01.01.2019 - 27.12.2021 tarihlerinde mutfak işçisi olarak çalışmaya başlayan ve çalışmaya devam ederken 27.12.2021 tarihinde istifa eden işçinin iş akdini feshetmesi ve işçinin çıkış kodunun SGK'ya ... numarası olarak bildirilmesi hususunda anlaşmaları üzerine işçinin, işverenler nezdindeki çalışmaları nedeniyle tüm sözleşmesel ve yasal haklarının nasıl ve ne şekilde ödeneceği ile miktarları konusundaki işçilik hak ve alacaklarından kaynaklı uyuşmazlık" olarak gösterildiği ve görüşmeler neticesinde tarafların davacıya 7.000,00 TL kıdem tazminatı ile 3.000,00 TL ücret alacağı olmak üzere toplam net 10.000,00 TL ödeme yapılması konusunda anlaştığı, iptali talep olunan arabuluculuk anlaşma tutanağında davacının çıkış kodunun istifa olarak bildirilmesinin taraflar arasında kararlaştırıldığı hâlde çelişkili şekilde davacı işçiye kıdem tazminatı ödemesi yapılacağının aynı arabuluculuk anlaşma tutanağında kararlaştırılmış olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 27.12.2021 tarihli ve 2021/350324 sayılı ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mevcut arabuluculuk anlaşma tutanağından, davacının aynı gün içinde hem iş sözleşmesinin feshedildiği, hem tarafların ihtiyari arabuluculuğa başvurdukları, arabulucunun görevlendirildiği ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiği, hem de tarafların anlaşma belgesinde sayılan tüm alacaklar üzerinde müzakere ettikten sonra anlaşma sağladıklarının belirtildiği, tüm bu işlemlerin aynı gün içerisinde gerçekleşmiş olduğunu kabul etmenin güç olduğu, arabulucuya başvurmadan önce taraflar arasında hangi konuda ve nasıl bir uyuşmazlık çıktığının ortaya konulmuş olmadığı, kaldı ki ilgili belgede davacının iş sözleşmesini feshettiği belirtilmesine ve kuruma bu şekilde bildirimde bulunulmasına rağmen bununla çelişkili olarak davacıya kıdem tazminatı ödenmesinin de hüküm altına alındığı diğer yandan, arabuluculuk yönteminin, fesih işlemlerinin ve buna bağlı ödemelerin yapılması amacıyla bir araç olarak kullanılamayacağı ayrıca arabuluculukta temel amacın, mevcut bir uyuşmazlığın müzakere edilerek çözülmesi olduğu, arabuluculuğun, bu amaç dışına çıkılarak özellikle salt işçinin ileride dava açmasını engellemek amacıyla kullanılabilecek bir yöntem olmadığı, fesih işlemi arabulucu aracılığıyla gerçekleştirildiğinden; somut olayda, taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlığın çözümünden ziyade, usulüne uygun bir müzakere ortamı da sağlanmadan, salt dava açma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla hareket edildiği sonucuna ulaşıldığı ve bu itibarla 27.12.2021 tarihli anlaşma belgesinin geçerli bir arabuluculuk anlaşma belgesi niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının kendi hür iradesiyle gönüllü olarak ihtiyari arabuluculuk sürecine katıldığını, süreci devam ettirdiğini ve anlaşma şeklinde sonlandırma iradesi gösterdiğini,
2. Tarafların kesin hükümsüzlük, aşırı yararlanma, yanılma, aldatma, korkutma, sahtelik iddiası gibi hâllerde anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri sürmesinin mümkün olduğunu ancak dava konusu olayda bu iddiaların ileri sürülmediği gibi bu yönde bir ispat da söz konusu olmadığını,
3. Davacının kötüniyetinin korunmaması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü kapsamında geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.