6360 sayılı Kanun kapsamında devredilen işçinin önceki statüdeki geçici/mevsimlik hizmet süreleri ile derece ve kademe intibakının eşitlik ilkesi uyarınca belirlenerek ücret farklarının tahsili davası.
Özet: Bir çalışan, 6360 sayılı Kanun kapsamında idari devirler sonucunda atandığı yeni görevinde, önceki hizmet sürelerinin ve farklı statülerde geçirdiği çalışma dönemlerinin derece ve kademe intibakına tam olarak yansıtılmadığı, bu durumun maaş ve ek ödemelerde düşüşe yol açtığı ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddiasıyla fark alacaklarını talep etmiş; ilk derece mahkemesi, davacının geçici işçilikten itibaren tüm hizmetlerinin intibak hesaplamasına dahil edilmesi gerektiğine hükmederek davayı kabul etmiş, istinaf incelemesinde de tüm çalışma dönemlerinin kıdeme dahil edilerek intibak yapılması ve 4857 sayılı İş Kanununun eşit davranma ilkesinin gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
9. Hukuk Dairesi         2025/6493 E.  ,  2025/7508 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2025/21 E., 2025/322 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mülga ... Genel Müdürlüğünde bina ve mal bakıcısı olarak çalışmakta iken 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 sayılı Kanun) ile İdarenin kapatılması üzerine bu Kanun'un geçici 1 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca sürekli işçi ve geçici işçi pozisyonlarında çalışmakta olanların mevcut kadro ve pozisyonları ile Büyükşehir Belediye Başkanlığına devredilmesi sebebi ile Belediyeye, buradan da Belediyenin bildirimi ile şu an görev yaptığı ... Araştırmalar Enstitüsü Müdürlüğüne atandığını, davacının önceki çalıştığı yerlerindeki görev unvanının nitelikli bir iş olmasına rağmen son işyerinde bu unvanın verilmediğini, atama işlemlerinin hiçbirisinin davacının kendi iradesi ile gerçekleşmediğini, Türkiye Yol, yapı, İnşaat İşçileri Sendikası (... Sendikası) üyesi iken işkolunun değişmesi nedeni ile Tarım İşçileri Sendikasına (... Sendikası) üye olduğunu, mülga ... Genel Müdürlüğündeki hizmet süreleri göz önüne alınmadan dava dışı İl Özel İdaresine aktarıldığını, İl Özel İdaresinde sanki yeni işe girmiş işçi gibi derece ve kademe intibakının yapıldığını, bu durumun iş hukukunun temel ilkeleri ile bağdaşmadığını ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek alması gereken ücretinin ve ücrete esas ek ödemelerin tutar ve oranlarının tespiti ile buna bağlı fark alacakların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, 6360 sayılı Kanun kapsamında ihtiyaç fazlası personel olarak müvekkili Bakanlığa devredildiğini, davacının devir veya nakil işleminden önceki tabi olduğu toplu iş sözleşmesinin yürürlük süresi sona erse de yenisi yürürlüğe girinceye kadar malî ve sosyal haklarının devir öncesi toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre verilmeye devam edileceğini, davacının devirle geldiği işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinden doğan haklarından müvekkili Bakanlık adına ... ve Hizmet Sektörü (TÜHİS) ile ... Sendikasıyla bağıtlanan 16. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nin imza tarihi olan 25.06.2015 tarihine kadar yararlandırıldığını, sözü edilen toplu iş sözleşmesinin geçici ikinci maddesi gereği kamu kurum ve kuruluşlarında geçen tüm hizmetleri dikkate alınarak intibakının yapıldığını, davacının fark alacak taleplerinin haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.06.2022 tarihli kararı ile; davacının 01.09.2014 tarihinde davalı Kuruma nakli yapılarak buradaki görevine başladığı, mülga ... Genel Müdürlüğü bünyesinde geçici (mevsimlik) iş ilişkisinin kurulduğu 22.04.1985 tarihinden itibaren İl Özel İdaresi bünyesinde Türkiye Ticaret ..., Eğitim, ... İşçileri Sendikası (... İş Sendikası) üyesi olduğu, işkolu değişikliği sebebi ile ... Sendikasına üye olduğu, geçici işçilikte geçen hizmet süresinin hesaplanarak belirlenecek derece ve kademeye intibakının yapılması gerektiği, aynı işveren nezdinde ... İş Sendikası üyeliğinde geçen hizmet süresinin, daha önceki çalışması sırasında İl Özel İdaresi tarafından performans değerlendirmesi ile ilgili bir düzenlemeye göre puanlama yapılmamış olması dikkate alınarak davacının davalı Kuruma nakli öncesinde İl Özel İdaresinde bulunması gereken derece ve kademesi yönünden tespit ve hesaplama yapıldığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 15.06.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 22.02.2024 tarihli ve 2022/1234 Esas, 2024/311 Karar sayılı kararı ile; somut olayda davacının öncesinde ... Genel Müdürlüğü bünyesinde geçici/mevsimlik işçi olduğu, 17.08.1992 tarihinden itibaren İl Özel İdaresi bünyesinde ... İş Sendikası üyesi olduğu, İl Özel İdaresinde çalıştığı dönemde işkolu değişikliği nedeniyle ... Sendikası üyesi olduğunun anlaşıldığı, davacının başlangıçtan itibaren farklı statülerde geçen çalışmalarının kıdemine dâhil edilerek intibakının yapılması gerekeceği, 4857 sayılı İş Kanunu'nun eşit davranma ilkesini düzenleyen 5. maddesi hükmü gereği aynı durumdaki işçilere objektif ve farklı davranmayı haklı kılacak nedenler bulunmadıkça eşit davranılmasının zorunlu olduğu, kısaca aynı durumdaki işçiler arasında farklılık yaratılamayacağı, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.02.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 10.12.2024 tarihli ilâmı ile; dosya içeriğine göre davacının geçici işçilikte geçen çalışma süresinin ne kadar olduğunun anlaşılamadığı, yeni bir bilirkişi raporu aldırılarak; dosya içerisinde yer alan davacıya ait hizmet döküm cetveli ile derece ve kademelerini gösterir intibak cetvelleri karşılaştırılmak suretiyle ve davacının mevsimlik işçilikte geçen çalışma süresi bulunarak mevsimlik işçilikte geçen çalışma süresi yönünden eklenmesi gereken derece ve kademenin ne olduğu, davacının pozisyonuna göre ilerleyebileceği derecenin üst sınırı denetime elverişli olacak biçimde gösterilmek suretiyle hesaplama yapılması gerektiği, ayrıca davacının nakilden önce tâbi olduğu toplu iş sözleşmesinden nakil sonrasında yararlanmayı sürdürmesinin 6360 sayılı Kanun gereği olduğu, dolayısıyla davacının ... Sendikasının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği en erken tarihin imza tarihi (25.06.2015) olduğu gözetilmeden hüküm tesisinin usul ve kanuna aykırı olduğu, dosya kapsamından 03.07.2015 tarihinde ... Sendikasına üye olduğu ve üyeliğinin aynı tarih itibarıyla işverene bildirdiği anlaşılan davacının ... Sendikasının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden ancak 03.07.2015 tarihinden itibaren yararlanabileceği, dosya kapsamında bulunan bazı ücret bordrolarında, "..." adı altında yapılmış tahakkuklar bulunduğundan bu ödemenin hangi alacak kalemine ilişkin olduğu davacı asıldan da sorulmak ve banka kayıtları getirtilerek bordrolar ile karşılaştırma yapılmak suretiyle hesaplama yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmında belirtilen esaslar doğrultusunda bilirkişiden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacı vekili tarafından dava değeri ıslah edilmiş olmasına rağmen ıslah nazara alınmadan dava değeri üzerinden maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
2. Dava konusu uyuşmazlıkla aynı mahiyette olan emsal mahiyetteki dosyada ... Bölge Adliye Hukuk Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince farklı yönde karar verildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının geçici işçilikten sürekli işçi kadrosuna geçirildiği tarihte geçici işçilikte geçen çalışma süresinin derece ve kademesinin belirlenmesinde dikkate alınıp alınmadığı, çalıştığı pozisyona göre davacının bulunması gereken derece ve kademesinin ve bu derece ile kademeye isabet eden ücret miktarının doğru belirlenip belirlenmediği, davacının naklen geldiği Kurumun tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanması gereken tarihin tespiti ile ücret bordrolarında yer alan bir kısım tahakkukların açıklığa kavuşturulması konularına ilişkindir.
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtayın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanunî şekilde uymuş olan Mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir.
Dairemizin 10.12.2024 tarihli bozma kararında özetle; dosya içerisinde yer alan davacıya ait hizmet döküm cetveli ile derece ve kademelerini gösterir intibak cetvelleri karşılaştırılarak davacının pozisyonuna göre ilerleyebileceği derecenin üst sınırı denetime elverişli olacak biçimde gösterilmesi gerektiği, davalı ile ... Sendikası arasında 25.06.2015 tarihinde bağıtlanan toplu iş sözleşmesi 01.01.2015 tarihinde yürürlüğe girmekle birlikte davacının 07.07.2015 tarihinden itibaren bu toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği, dosya kapsamında bulunan bazı ücret bordrolarında, "...." adı altında yapılan tahakkukların hangi alacak kalemine ilişkin olduğu saptanmadan sonuca gidilemeyeceği belirtilerek söz konusu eksiklikler tamamlandıktan sonra dava konusu alacaklar bakımından bir karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma kararının gereği yerine getirilmeden, bozma kararında belirtilen eksiklikler tamamlanmayıp tarafların bozmaya karşı beyanları dahi alınmadan dosyanın tensip zaptıyla bilirkişiye tevdi edildiği ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun da bozma kararında yer alan esaslara uygun tanzim edilmediği görülmektedir. Zira bozma kararında da açıkça vurgulandığı üzere davacının davalı Kuruma nakli sırasındaki intibak cetvellerinin tetkiki ile derece kademe intibakının ne surette yapıldığının denetime uygun biçimde açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilmesine rağmen bu konuda her hangi bir bilgi ve belgenin celbedilmemiş, davacının 2025 yılı Ocak ayından itibaren ... Sendikasının tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden yaralanabileceği kabulüyle hesaplama yapılmış ve ücret bordrolarında yer alan bir kısım ödeme tahakkukları açıklattırılmadan ve davacı beyanı alınmadan eksik araştırma ve incelemeyle hüküm tesis edilmiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş; 10.12.2024 tarihli bozma ilâmında işaret edildiği şekilde intibak cetvelleri getirtildikten sonra davacının pozisyonuna göre ilerleyebileceği derecenin üst sınırı denetime elverişli olacak biçimde gösterilmesi, ücret bordrolarında "...." adı altında yer alan tahakkukların hangi alacak kalemine ilişkin olduğu hususu açıklattırılarak, gerektiğinde davacı asılın beyanı alınarak sonucuna göre uyuşmazlık konusu yapılan alacak taleplerinden mahsubunun gerekip gerekmediğinin belirlenmesidir. Ayrıca davacının davalı Kurumun taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden ancak sendika üyeliğinin bildirildiği tarihten itibaren yararlanabileceği göz önünde bulundurulmalı, ihtiyaç duyulduğu takdirde belirtilen tüm hususlarda denetime elverişli yeni bir bilirkişi raporu aldırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde kurulacak hükümde, yargılama gideri ile vekâlet ücreti hüküm altına alınan alacak tutarlarına göre yeniden belirlenmeli, dava dilekçesindeki talebin ıslah ile artırıldığı hususu da göz ardı edilmemelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden ve bozma gerekleri yerine getirilmeden, hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi nedeniyle hükmün ikinci kez bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.