İşçi alacakları davasında, bozmaya uyularak verilen kararın temyizi; Gürcistanda geçen çalışma dönemi için mutad işyeri hukuku ve milletlerarası özel hukuk uygulaması.
Özet: İşçi ve işveren arasındaki uyuşmazlık, iki farklı dönemde gerçekleşen istihdam ilişkisinden kaynaklanan kıdem, ihbar, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacakları taleplerine dayanmaktadır. İlk derece ve istinaf mahkemelerinin kısmen kabul kararlarının ardından, Yargıtay, taraflarca hukuk seçimi yapılmaması nedeniyle Gürcistandaki ikinci çalışma dönemi için mutad işyeri hukuku olan Gürcistan hukukunun uygulanması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuş, ilk derece mahkemesi bozmaya uyarak Gürcistan iş hukukunda kıdem tazminatı düzenlemesi olmadığını, yıllık iznin kalmadığını ancak fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının bulunduğunu tespit ederek davayı kısmen kabul etmiş; bu son karara karşı davacı vekili ücret tespiti, mesai saatleri ve yabancı hukukta düzenleme olmaması halinde Türk hukukunun uygulanması gerektiği iddialarıyla temyiz yoluna başvurmuştur.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/198 E., 2025/105 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince davacı vekilinin duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1. Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait ... Barajı projesinde 27.12.2012-06.05.2014 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin iş bitimi sebebiyle feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, hafta tatili ücreti, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait ... şantiyesinde 13.07.2014-31.05.2016 tarihleri arasında 1.900,00 Amerikan doları (USD) ücret ile vinç operatörü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ileri sürdüklerini, davacının tüm alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.2. Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; müvekkili Şirketin Gürcistan'da kayıtlı işyeri adresinin bulunmadığını, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümlerinin saklı kalması kaydıyla tarafların seçtikleri hukukun uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli kararı ile; her iki çalışma dönemi yönünden iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle davalı tarafça feshedildiği, asıl dava yönünden davacıya ihbar önelinin verildiği gerekçeleriyle asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin 29.12.2022 tarihli kararı ile; davalı tarafça davacıya ihbar öneli verildiğinin ispatlandığı, asıl dava yönünden ...'dan gelen yazı cevabında taraflar arasında iş sözleşmesinin olmadığının bildirildiği, davalı ile dava dışı ... Şirketi arasında organik bağ bulunduğu bu sebeple Gürcistan'da geçen çalışmalar yönünden davalının sorumlu olduğu, aksine anlaşma bulunmadığından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanmasında hata bulunmadığı gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan 13.07.2014-31.05.2016 tarihleri arasındaki çalışma döneminde mutad işyeri hukuku olan Gürcistan hukukunun uygulanması gerektiği, hâl böyle olunca, uzman bir bilirkişiden de denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek birleşen dava yönünden, dava konusu alacaklar hakkında, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Gürcistan İş Kanunu'nda kıdem tazminatı düzenlemesine yer verilmediği, davacının bakiye izin hakkının kalmadığının tespit edildiği, davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Mahkemenin birinci kararında tespit edilen ücretten farklı bir ücretin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ücretin 1.900,00 USD olduğunu, b. Belirlenen mesai saatlerinin Gürcistan İş Kanunu'na aykırı olduğunu,c. Ücrete fazla çalışma ücretinin dâhil olduğu yönündeki sözleşme hükümlerinin kabul edilemeyeceğini,d. Kıdem tazminatına ilişkin yabancı hukukta düzenleme bulunmaması hâlinde, Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, e. İhbar tazminatına ilişkin eksik ve hatalı hüküm kurulduğunu, f. Gürcistan İş Kanunu'nda takdiri indirime ilişkin düzenleme olmadığını, indirim uygulanmasının hatalı olduğunu, g. Uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,h. Birleşen davaya yabancı hukuk uygulandığından davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Asıl davada kıdem tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, b.Zamanaşımı def'inin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, c. Davacının kısmi talep olarak ileri sürdüğü ihbar tazminatı alacak talebinin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,d. Fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının hatalı hesaplandığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, birleşen dava yönünden uygulanması gereken hukuk, dava konusu alacakların ispatı ve hesaplanması ile vekâlet ücretine ilişkindir.1. Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, birleşen dava yönünden uygulanması gereken hukuk, dava konusu alacakların ispatı ve hesaplanması ile vekâlet ücretine ilişkindir.1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Gürcistan İş Kanunu'nun 37/1-(b) hükmünde, iş sözleşmesinin süresinin bitmesi, fesih nedeni olarak belirtilmiştir. Kanun'un 38/1 hükmünde ise işverenin fesihten önce ihbar öneli vermesi gereken hâller arasında 37/1-(b) hükmü sayılmamıştır. Dosya kapsamında mevcut "(Sözleşmede değişiklik yapmakla ilgili) Anlaşma" başlıklı belgeye göre taraflarca iş sözleşmesinin 31.05.2016 tarihinde sona ereceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça dosyaya sunulan 27.05.2016 tarihli "fesih bildirimi" başlıklı yazıda da sözleşmenin 31.05.2016 tarihi itibarıyla sözleşme süresinin bitimi nedeniyle sona erdirildiği açık biçimde ifade edilmektedir. Söz konusu belgelere göre iş sözleşmesinin Gürcistan İş Kanunu'nun 37/1-(b) hükmü uyarınca süresinin bitimi nedeniyle sona erdiği açık olup bu hâlde davacı ihbar tazminatına hak kazanamaz. Mahkemece ihbar tazminatının reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. 3. Somut olayda; davacı dava dilekçesinde, haftanın her günü 07.00-18.00 saatleri arası çalıştığını, bu çalışmanın haftanın 2-3 günü saat 24.00'a kadar sürdüğünü ileri sürmüştür. Dinlenilen davacı ve davalı tanıklarının birbiri ile örtüşen beyanlarında da genellikle davacının çalışma süresinin 07.00-18.00 saatleri arasında olduğu ifade edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının haftanın 6 günü 07.00-18.30 saatleri arasında çalıştığı, iki haftada bir ise haftada 7 gün çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma alacağı hesaplanmış ise de bu sonuç dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Dava dilekçesi içeriği, tanıkların birbiri ile örtüşen beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının 07.00-18.00 saatleri arasında çalıştığının kabülü gerekir. Mahkemece davacının 07.00-18.30 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 4. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması nedeniyle ret kararı verilmesi hâlinde, bu ret sebebi ile davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır. Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemecesince; bozma kararı doğrultusunda birleşen davaya konu uyuşmazlığın çözümünde Gürcistan İş Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak birleşen dava tarihinin 05.12.2016 olması karşısında, yabancı hukukun uygulanması sonucunda reddedilen alacaklar bakımından, Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olacağı da gözetilmelidir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,06.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.DEĞİŞİK GEREKÇESomut olayda davacı asıl davada; 27.12.2012-06.05.2014 tarihleri arasındaki çalışmalarına ait bir kısım alacaklarının davalıdan tahsilini etmiş, birleşen davada ise davalının Gürcistan'da bulunan işyerinde 13.07.2014-31.05.2016 tarihleri arasında geçen çalışmalarından kaynaklanan kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı tarafların istinaf başvuruları da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.07.2023 tarihli kararı ile davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verilerek birleşen dava bakımından; hukuk seçimi anlaşması bulunmayan 13.07.2014-31.05.2016 tarihleri arasındaki çalışma döneminde mutad işyeri hukuku olan Gürcistan hukukunun uygulanması gerektiği gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda; bozma sonrası dosyaya sunulan iş sözleşmesine göre davacının temel ücretinin 950 USD olduğu tespit edildikten sonra, Gürcistan İş Kanunu'nda kıdem tazminatı düzenlemesine yer verilmediği, davacının bakiye izin hakkının kalmadığı gerekçesiyle söz konusu alacakların reddi, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ise kabulü gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu kararın davalı tarafından temyizi üzerine Dairece, bozma sonrasında dosyaya sunulan iş sözleşmesine değer verilerek davacının ücretinin 950 USD olduğuna yönelik Mahkeme kabulü yerinde görülmüş, yine bozma sonrasında dosyaya sunulan fesih bildirimi dikkate alınarak ihbar tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bu karara aşağıda belirteceğim sebeplerle katılmam mümkün değildir.Medeni usul hukukuna hakim ilkelerden birisi de taraflarca hazırlama ilkesidir. Buna göre dava malzemeleri taraflarca mahkemeye getirilmelidir. Taraflarca ileri sürülmemiş vakıalar hakim tarafından kendiliğinden araştırılamayacağı gibi, taraflarca dava dosyasına intikal ettirilmeyen delillerin mahkemece re'sen dikkate alınması ve hükme dayanak yapılması da mümkün değildir. Hakim, dava dosyasına usulüne uygun girmiş olan dava malzemesiyle sınırlı inceleme yapmakla yükümlüdür. Dava malzemelerinin mahkemeye tam olarak getirilmemesinin sorumluluğu taraflara aittir. Taraflar talep sonucunu dayandırdıkları vakıaları ispata yarayan delilleri göstermemişler ve süresinde sunmamışlarsa dava veya savunmalarını ispatlayamadıkları için davanın aleyhlerine sonuçlanması söz konusu olacaktır.6100 sayılı Kanun'un 1 19... . maddelerine göre delillerin tarafların dilekçeleri ile mahkemeye sunulması zorunludur. 6100 sayılı Kanunun 140/5 hükmüne göre dilekçede belirtilmiş olup da, ellerinde bulunan ya da getirtilmesi gereken belgeleri mahkemeye sunmamışlarsa hâkim, ön inceleme duruşmasında her iki tarafa da bu eksikliğin tamamlanması için iki haftalık kesin süre verir. Verilen kesin süre içinde belgenin ibraz edilmemesi halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir. İnceleme konusu olayda ise İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında ibraz edilmeyen iş sözleşmesi ile 27.05.2016 tarihli "fesih bildirimi" başlıklı yazı, ilk defa 11.07.2023 tarihli bozma kararından sonra yapılan yargılama sırasında dosyaya sunulmuştur. Çoğunluk görüşüne göre, sonradan sunulan iş sözleşmesindeki ücret miktarına itibar edilerek hak kazanılan alacakların hesaplanması yerindedir. Ancak bozmadan sonra sunulan 27.05.2016 tarihli fesih bildirimi dikkate alınmak suretiyle yargılama yapılmalı ve davacının ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmelidir. Sayın Çoğunluğun ulaştığı sonuç, hem yargılamaya yönelik usul kurallarına hem de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun aynı konuda benimsediği ilke ve esaslara açık biçimde aykırıdır.Öncelikle 6100 sayılı Kanun'un 145. maddesine göre taraflar kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir. Somut olayda davalı taraf ilk derece yargılaması sırasında süresi içinde ilgili belgeleri sunmamış, 6100 sayılı Kanun'un 145. maddesi hükmünün sağladığı imkândan da yararlanmamıştır. İkinci olarak benzer bir konuda Hukuk Genel Kurulu, davalının sonradan delil gösterilebilmesi için 6100 sayılı Kanun'un 145. maddesinde belirtilen istisnai hâllerin mevcudiyetini ileri sürmediği, delili sonradan sunmasının kendisinin ihmalinden kaynaklandığı, bu durumda temyizde yeniden yargılamanın söz konusu olamayacağı, temyiz incelemesinde tahkikat yapılamayacağı, dolayısıyla davanın en başından beri var olduğu hâlde yargılama aşamasında ileri sürülmeyen delilin kararın temyizi aşamasında sunulması halinde o delile değer verilmesinin hukuk yargılamasının temel ilke ve esasları ile bağdaşmayacağı sonucuna ulaşmıştır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11.11.2021 tarihli ve 2019/(22)9-637 Esas, 2021/1387 Karar sayılı kararı). Genel Kurulun 2025 yılında verdiği bir diğer kararda da aynı ilke ve esaslara yer verilerek "...Gerçekten de uyuşmazlık hakkında, bu işlemin dayandığı veya onu ortadan kaldıran kalıba uygun belge ya baştan beri vardır ya da yoktur. Böyle bir belge varsa, belgeyi bilen davalının buna rağmen bu belgeden söz etmemesi ya da sunmaması, ona etkin hak arama imkânı tanınmamasından değil, kendi ihmâlinden kaynaklanmaktadır. Böyle olunca da, bu belgenin sonradan sunulması davayı uzatacak ve bu suretle davanın kısa sürede çözümlenmesini engelleyecektir. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama aşamasında söz konusu belgeyi ileri sürmeyen davalının, yargılamanın geldiği aşamada yeni deliller dosyaya sunarak bu deliller doğrultusunda değerlendirme yapılmasını talep etmesi mümkün değildir." denilmek suretiyle, süresinden sonra sunulan delillere değer verilmemesi gerektiği açık biçimde ifade edilmiştir. Belirtmek gerekir ki bozma öncesi yargılama sırasında elindeki belgeleri dosyaya sunmayan tarafın, hükmün temyiz incelemesi yapılıp bozulmasından sonraki yargılama aşamasında belge sunmasına imkan vermek, yargılama faaliyetini ciddiye almayanı veya yargılamayı uzatma amacını taşıyan kötüniyetli kişileri ödüllendirmek olur.Bozmadan sonra sunulan belgelerin dikkate alınmaması hâlinde, alacağa hak kazanmadığı hâlde dava açan kişinin himaye edilmiş olacağı şeklindeki görüşe de katılmak mümkün değildir. Çünkü, alacaklı olmadığı halde dava açan kişi, gizli, hileli veya gayrı meşru bir yöntemle değil, hukuki dinlenilme hakkının geçerli olduğu bir yargılama sistemi içerisinde talepte bulunmaktadır. Ayrıca, hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan tarafla ilgili yapılacak işlem 6100 sayılı Kanun'un 329. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre haksız dava açan taraf, yargılama giderinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkum edilebilir. Bundan başka beşyüz Türk lirasından beşbin Türk lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkum edilebilir. Bu hallere vekil sebebiyet vermişse disiplin para cezası vekil hakkında uygulanır. Somut olayda davalı taraf belgelerini süresi içinde sunarak davanın reddine karar verilmesini ve sözü edilen hükmün uygulanmasını sağlayabilirdi. Alacaklı olmadığı halde dava açan kişinin dava hakkının olmadığı, bunun dava şartı olduğu şeklindeki görüşe de katılmak mümkün değildir. Bir kimsenin alacaklı veya borçlu olması taraf sıfatı ile ilgilidir. Taraf sıfatı ise dava şartı değildir (Hakan Pekcanıtez, Muhammet Özekes, ... Akkan, Hülya Taş Korkmaz, Medeni Usûl Hukuku, Cilt I, ..., 15. Bası, s.612). Taraf sıfatının bulunup bulunmadığı, başka bir anlatımla bir kimsenin alacaklı veya borçlu olup olmadığı mahkeme tarafından resen araştırılacak bir husus değildir. Bu konuda ayrıca belirtmek gerekir ki, usul kanunlarımızda itiraz niteliğindeki belgelerin yargılamanın her aşamasında sunulabileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. İtiraz niteliğindeki belgelerin usulüne uygun şekilde dosyaya ibraz edilmesi halinde mahkemece re'sen göz önünde bulundurulması gerekir. Başka bir anlatımla, usulüne uygun şekilde dosyaya sunulmuş bu tür bir belge sonradan tarafların gözünden kaçsa bile mahkemenin bu belgeyi re'sen dikkate alması gerekir. Somut olayda, dava 31.08.2016 tarihinde açılmış, Mahkemece verilen karar Dairenin 11.07.2023 tarihli ilâmı ile bozulmuş, davalı taraf süresi içinde sözü edilen belgeleri sunmadığı gibi, aradan geçen yaklaşık 7 yıllık süre içinde de ibraz etmemiştir. Davalının, birleşen dava bakımından kararın bozulmasından sonra iş sözleşmesini ve 27.05.2016 tarihli "fesih bildirimi" başlıklı yazıyı dosyaya sunması ve bu gecikmenin makul gerekçesini dahi ortaya koymaması karşısında, söz konusu belgelere değer verilmesi gerektiği yönündeki bozma ilâmına katılmak mümkün değildir. Yukarıda açıkladığımız sebeplerle mahkeme kararının onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.