Genel müdür yardımcısının jestiyon primi gecikmesinden kaynaklanan munzam zarar talebi, kusur ve somut ispat eksikliği nedeniyle reddedilerek Yargıtayca onandı.
Özet: Davacı, eski genel müdür olarak ödenmeyen yönetim primini uzun süren yargılamalar sonucunda tahsil etmesi sebebiyle, paranın değer kaybı ve yüksek enflasyon nedeniyle faizle karşılanmayan munzam zararının davalıdan tahsilini talep etmiş; ancak ilk derece mahkemesi ve istinaf, munzam zarar için kusur ve somut zararın ispatlanamadığını, davacının parayı nasıl kullanacağına dair delil sunamadığını belirterek davayı reddetmiş, temyiz incelemesi sonucunda da bölge adliye mahkemesinin bu kararı usul ve kanuna uygun bulunarak onanmıştır.
9. Hukuk Dairesi         2025/6331 E.  ,  2025/7780 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/765 E., 2025/1097 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 35. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/785 E., 2025/169 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette genel müdür yardımcılığı ve genel müdürlük yaptığını, 23.11.2016 tarihinde genel müdürlük görevi sona eren davacının jestiyon primlerinin ödenmediğini, jestiyon priminin ödenmemesi sebebiyle uyuşmazlığın yargıya intikal ettiğini, davalının davacıya ödemediği jestiyon primini yedinde tuttuğunu ve bu paradan haksız olarak yararlandığını, uzun süren yargılamayı fırsat bilerek maddi menfaat sağladığını, davacının çok açık şekilde faiz ile karşılanmayan munzam zararının söz konusu olduğunu ileri sürerek munzam zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının munzam zarar alacağının bulunmadığını, davacının talep ettiği faiz oranını kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; munzam zarar talep edilebilmesi için kusur şartının arandığı, davacının talep ettiği alacak kalemlerinin yargılamayı gerektirdiği ve yargılama neticesinde davalı tarafından faiziyle birlikte davacının alacaklarının ödendiği, dava dilekçesinde kusura ilişkin bir iddiada bulunulmadığı gibi davacının para alacağını zamanında tahsil etmesi hâlinde ne şekilde kullanacağını, paranın zamanında verilmemesi nedeniyle faiz dışında ne gibi maddi zararlarının oluştuğunu somut delilerle ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Başka bir mahkemede dava açılarak elde edilen prim/jestiyon alacağında tahsil olunan meblağ ve tahsilat tarihi dikkate alındığında, aradan geçen sürede paranın değer kaybının davacıyı mağdur ettiğini, davalının jesyion primini kendi kusuru nedeniyle ödemeyerek paradan haksız olarak yararlandığını, uzun süren yargılamayı fırsat bilerek maddi menfaat sağladığını,
2. Davalının kusuru nedeniyle davacının jestiyon prim alacağına geç kavuşması sonucu uğradığı munzam zararın talep edilmesi ihtiyacı doğduğunu, davacının açık şekilde faiz ile karşılanmayan munzam zararının bulunduğunu,
3. Yüksek enflasyon dönemlerinde munzam zararın somut delillerle kanıtlanması gerekmediğini, yüksek enflasyonun munzam zararın varlığı için karine olarak kabul edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davada varlığı iddia olunan munzam zarar olgusunun ispatına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.