Gürcistanda uluslararası iş sözleşmesiyle çalışan tavan vinç operatörünün kıdem, ihbar, fazla çalışma ve hafta tatili alacakları davasında hukuk seçimi ile temyiz kesinlik sınırı değerlendirmesi.
Özet: Bir işçinin Gürcistandaki grup şirketinde yaptığı çalışma nedeniyle kıdem, ihbar, fazla mesai ve hafta tatili alacakları talebiyle açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, iş sözleşmesindeki hukuk seçimi nedeniyle Gürcistan hukukunu uygulayarak kıdem ve ihbar tazminatlarını reddederken, tespit edilen ödenmemiş fazla mesai ve hafta tatili alacaklarını kısmen hüküm altına almış; davacının, Türk hukukunun uygulanması gerektiği ve reddedilen tazminatlara hak kazandığı yönündeki temyiz başvurusu incelenmek üzere kabul edilmiş, davalının temyizi ise miktar nedeniyle reddedilmiştir.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/322 E., 2025/353 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 43. İş MahkemesiSAYISI : 2024/108 E., 2024/535 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı tarafından temyize konu edilen toplam miktarın, karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işveren nezdinde aynı Şirketin Gürcistan'daki grup şirketi olan ... bünyesinde tavan vinç operatörü olarak 20.05.2015-30.09.2017 tarihleri arasında çalıştığını, çalışmasının günde 12 saatlik vardiyalar şeklinde olduğunu, ayda 2 defa pazar izni kullandığını, iş bitimi nedeniyle iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 20.05.2015-17.09.2016 tarihleri arasında dava dışı şirkette 800,00 Amerikan doları (USD) ücret ile çalıştığı ve sözleşmesinin sona ermesi ile birlikte işten tüm haklarını alarak ayrıldığını, daha sonra 26.09.2016 tarihinde yeniden çalışmaya başladığını ve 30.09.2017 tarihinde sözleşme bitimi ile birlikte tüm haklarını alarak işten ayrıldığını, davacının Şirket çalışanı olmadığını, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) uygulanamayacağını, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işyeri kayıtları kapsamında davacının davalı bünyesinde 20.05.2015-17.09.20 16... .09.2016-30.09.2017 tarihleri arasında çalıştığı, davacı ile davalı işveren arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinde tarafların iş ilişkisindeki hak ve yükümlüklerine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, sözleşmenin 14. maddesinde sözleşme şartlarının Gürcistan kanunlarına tâbi olacağının ifade edildiği ve bu suretle tarafların bir hukuk seçimi anlaşması yaptıklarının görüldüğü, Gürcistan hukukunda dava konusu kıdem tazminatı alacağına ilişkin bir düzenlenme bulunmadığı, davacının iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle sona erdiği ve davacıya sona ereceği önceden ihtar edildiği, Gürcistan İş Kanunu'nda iş bitiminin ihbar tazminatı nedeni olarak sayılmadığı, davacının iş sözleşmesinde haftalık çalışma saatinin 40 saat olarak düzenlendiği, aylık 80 saat fazla çalışma ücretinin ücrete dâhil olduğunun belirtildiği, tanık beyanları emsal dosyalar kapsamında davacının haftalık 63 saat çalışma yaptığı ve Gürcistan makamlarının inşaat işlerinde haftalık normal çalışma süresini 40 saat olarak kabul ettiği, tanık beyanlarına göre davacının haftalık 63 saat çalışma yaptığı, iş sözleşmesine göre ödenen haftalık 20 saat fazla çalışmanın düşülmesi ile davacının haftalık 3 saat fazla çalışmasının ödenmediğinin tespit edildiği, hafta tatili alacağı bakımından ise davacının günlük ara dinlenme sürenin düşümü ile 10,5 saat çalışma yaptığının anlaşıldığı, iş sözleşmesine göre 10 saatlik hafta tatili çalışması ödenmesine göre davacının 0,5 saatlik ödenmeyen hafta tatili çalışma ücreti bulunduğu, 25.06.2024 tarihli bilirkişi raporunun gerekçeli, denetime elverişli olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;a. Davaya Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,b. Kıdem ve ihbar tazminatının reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ve yargılama giderine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması nedeniyle ret kararı verilmesi durumunda bu ret sebebi ile davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır.Somut uyuşmazlıkta, dava tarihinin 15.09.2020 olması ve davanın yabancı hukukun uygulanması nedeniyle kısmen reddedilmiş olması karşısında, Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine, davalı yargılama giderine hükmedilmesi hakkaniyete aykırıdır.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARAR Açıklanan sebeple;A. Davalı Temyizi YönündenDavalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,B. Davacı Temyizi Yönünden1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,3. Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine "6-Davalı tarafından yapılan 530,60 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına," bendinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O Y Dosya içeriğine göre davacının yurt dışında çalıştırılması, Türkiye İş Kurumu aracılığıyla gerçekleşmemiştir. Taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinde demirci olarak çalışacak davacıya her ay 1.600,00 USD ödeneceği ancak bunun 800,00 USD'lik kısmının temel ücret, 800,00 USD’lik kısmının ise haftalık 20 saat fazla çalışma ve ayda iki pazar çalışma karşılığı 20 saatlik fazla çalışma olduğu düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince sunulan sözleşmelere göre davacının aylık 1.600,00 USD ücretine aylık 40 saatlik çalışma, haftalık 20 saat fazla mesai (aylık 80 saat) ve 2 pazar çalışmasının dâhil olduğu ve 18.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda Gürcistan İş Kanunu ve sözleşme maddeleri dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre davacının fazla çalışma ücreti ve hafta tatili ücretinin ödendiği, bakiye alacağının bulunmadığı anlaşıldığından bu taleplerin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince tanık beyanları ile emsal dosyalar kapsamında davacının haftalık 63 saat çalışma yaptığı, iş sözleşmesine göre ödenen haftalık 20 saat fazla çalışmanın düşülmesi ile haftalık 3 saat fazla çalışma ücretinin ödenmediği, hafta tatili alacağı bakımından ise günlük ara dinlenme süresinin düşümü ile 10,5 saat çalışma yaptığı, iş sözleşmesine göre 10 saatlik hafta tatili çalışmasının ödenmesine göre davacının 0,5 saatlik ödenmeyen hafta tatili çalışma ücreti bulunduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde; somut olaya Gürcistan İş Kanunu uygulanarak aylık 1.600,00 USD ücretin içinde haftalık 20 saat fazla çalışma ve ayda 2 pazardan 20 saat hafta tatili çalışması olduğu kabulü ile yapılan hesaplamaya itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi üzerine, taraf vekillerince temyiz yoluna başvurulmuştur. Dairemizce davalının temyiz talebinin kesinlikten reddine davacı temyizi bakımından ise hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun (5718 sayılı Kanun) 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir. Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk Kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlâk ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı).Avrupa Adalet Divanının bir kararında belirtildiği üzere azami çalışma süresi işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgilidir (14.10.2010, Günter Fuß v Stadt Halle, Case C-243/09, EU:C:2010:609, p. 32-33). Ülkemizde de çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak amacıyla çalışma süreleri sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda 4857 sayılı Kanun'da günlük çalışma için en çok 11 saat, haftalık çalışma için ise en çok 45 saatlik bir süre öngörülmüştür. İşçinin onayı ile yılda 270 saati geçmemek üzere fazla çalışma yapılabileceği göz önünde bulundurulduğunda 4857 sayılı Kanuna tâbi işçiler bakımından haftalık azami çalışma süresinin 50 saat olduğu söylenebilir. Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin asgari ücretten ayda en az 22,5 saatlik fazla çalışmayı karşılayacak miktarda yüksek olması kaydıyla fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna yönelik sözleşme hükmü geçerlidir. Böyle bir durumda yılda 270 saat fazla çalışma karşılığının aylık ücret içinde ödendiği kabul edilmektedir. Yine Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin fazla çalışmayı da kapsadığı şeklinde bir düzenleme olması durumunda temel ücret yılda 270 saatlik fazla çalışmayı de içine alan ücrettir. İşçilik alacakları bu temel ücret üzerinden hesaplanmaktadır. Yani temel ücret belirlenirken fazla çalışma karşılığı olarak ödenen miktar ayrıştırılmamaktadır. Gerçekten işçiye, fazla çalışma yapmasa dahi aynı ücretin ödenmesi, ayrıştırma yapılmamasını gerektirir.Somut olayda sözleşmede davacı işçiye her ay 1.600,00 USD ödeneceği ve bunun içinde davacının ayda iki hafta haftalık 57 saat, iki hafta ise haftalık 67 saat çalışacağı düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1.600,00 USD ücretin içinde aylık 80 saat fazla çalışma ücreti ve ayda 2 hafta hafta tatili çalışması karşılığı 20 saatlik hafta tatili ücreti olduğu kabulü ile Gürcistan İş Kanunu’na göre haftalık 3 saat fazla çalışma ücreti hesaplanmış, Gürcistan İş Kanunu’nda hafta tatili için ayrı bir düzenleme olmadığı ve aylık 1.600,00 USD ücrete dâhil edilerek ödendiği gerekçesiyle haftada 0,5 saat için hafta tatili ücreti hesaplanmıştır.Gürcistan İş Kanunu’nda sözleşme ile aksi kararlaştırılmadığı müddetçe Türk hukukundaki gibi %50 zamlı fazla çalışma ücreti ödemesi zorunluluğu bulunmadığı gibi 270 saatlik yıllık bir sınır da bulunmadığı kabulü ile tanık beyanlarına göre hesaplanan haftalık 63 saat çalışmanın 40 saati aşan 23 saatlik kısmının fazla çalışma olduğu belirtilerek işverence ödenmeyen haftalık 3 saatlik fazla çalışma ücreti hesaplanarak hüküm altına alınmıştır.Davacının sürekli biçimde bu şekilde çalıştırılması Türk hukukunda öngörülen azami çalışma süresini ihlal eden bir durumdur. Türk hukuku bakımından da azami çalışma sürelerine ilişkin kurallar iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanabilmesinin bir gereğidir. Azami çalışma süresi, ihlali hâlinde ortaya çıkabilecek kazalar dikkate alındığında, sadece işçinin değil üçüncü kişilerin de sağlık ve güvenliğini ilgilendirdiğinden Anayasanın 17. maddesinde düzenlenen yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ve vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle kamu düzenine ilişkin bir düzenleme olarak kabul edilmelidir. Yukarıda belirtildiği üzere 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca belirli bir uyuşmazlığa uygulanacak yabancı hukuk hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, gerekli görülen hâllerde, o kural yerine Türk hukuku uygulanmalıdır. Davacı işçinin her ay sürekli olarak iki hafta 57 saat, iki hafta ise 67 saat çalışması gerektiğinin kararlaştırılması, Türk hukukunda yer alan ve kamu düzenine ilişkin azami çalışma süresini açıkça ihlal ettiğinden, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması ve davacı tarafından kanıtlanan 270 saati aşan fazla çalışma alacağının temel ücret olan 1.600,00 USD üzerinden hesaplanıp hüküm altına alınması gerekir. Bu durumda aylık temel ücretin 1.600,00 USD olduğu ve bunun sadece yıllık 270 saat fazla çalışma ücretini kapsadığı kabul edilmeli, işçilik alacakları da buna göre hesaplanmalıdır. Belirtilen nedenlerle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan Sayın Çoğunluğun düzeltilerek onanması yönündeki görüşüne katılamıyoruz.