Kadastro Mahkemesi tarafından orman-tarım arazisi ayrımına dayalı zilyetlik yoluyla tescil taleplerinin temyiz incelemesi.
Özet: Davacıların, kadastro tapulama komisyonunca orman olduğu gerekçesiyle tapulama dışı bırakılan, ancak 20 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız zilyetliğinde bulunarak tarım arazisi olarak kullanıldığı ve sonradan orman kadastrosunca orman dışı sayıldığı ileri sürülen taşınmazların kendi adlarına tescili talepli davalarında, ilk derece mahkemesi, talep edilen yerlerin büyük kısmının ya tescilli parseller içerisinde kaldığı ya da hakkında kadastro tutanağı oluşmamış tescil dışı yerler olduğu tespitiyle, bu iddialar için genel mahkemelerin görevli olduğuna karar vererek görevsizlik yönünde hüküm kurmuş; sadece zilyetliklerinin kadastro tutanağında belirtildiği iki davacının talepleri doğrultusunda yargılamaya devam etmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2023/3841 E.  ,  2025/5961 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2021/98 E., 2023/55 K.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar, davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili asıl dosyanın dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde kain tapunun 12.04.1956 tarih ve cilt: 226, sayfa: 89, sıra: 58'de kayıtlı 18 hektar miktarındaki gayrimenkulun 1963 senesinde Kadastro Tapulama Komisyonunca orman olduğu gerekçesi ile tapulama harici bırakıldığını, adı geçen yerin ormanla hiç bir ilgisinin olmadığını, tarım arazisi olduğunu, 1984 yılında geçen Orman Kadastrosunca gayrimenkulün tamamının orman olmayan yerlerden sayıldığını, 20 seneyi aşkın bir süre nizasız ve fasılasız müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, yaklaşık 12 dönüm miktarındaki gayrimenkulün davacı müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen 2003/327 Esas sayılı dava dosyası, birleşen 2003/328 Esas sayılı dava dosyası, birleşen 2003/329 Esas sayılı dava dosyası, birleşen 2005/102 Esas sayılı dava dosyası davacıları vekilleri; tapunun 12.04.1956 tarih ve cilt: 226, sayfa: 89, sıra: 58'de kayıtlı 18 hektar miktarındaki gayrimenkulun 1963 senesinde Kadastro Tapulama Komisyonunca orman olduğu gerekçesi ile tapulama harici bırakıldığını, adı geçen yerin ormanla hiç bir ilgisinin olmadığını, tarım arazisi olduğunu, 1984 yılında geçen Orman Kadastrosunca gayrimenkulün tamamının orman olmayan yerlerden sayıldığını, 20 seneyi aşkın bir süre nizasız ve fasılasız müvekkillerinin zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, yaklaşık 12 dönüm miktarındaki taşınmazın müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Birleşen 2004/117 Esas sayılı dosyanın davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde kain, tapunun 12.04.1956 tarih ve cilt: 226, sayfa: 89, sıra: 58'de kayıtlı 18 hektar miktarındaki gayrimenkulun 1964 senesinde Kadastro Tapulama Komisyonunca orman olduğu gerekçesi ile tapulama harici bırakıldığını, adı geçen yerin ormanla ilgisinin olmadığını, tarım arazisi olduğunu, 1984 yılında geçen Orman Kadastrosunca gayrimenkulün tamamının orman olmayan yerlerden sayıldığını, 20 seneyi aşkın bir süre nizasız ve fasılasız müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğunu, yaklaşık 26 dönüm miktarındaki gayrimenkulü müvekkilinin eski malikleri...ve ...'den köy senedi ile satın aldığını, tapu kaydındaki malikler ... ve...tarafından 1973 yılında ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1988/765 Esas sayılı dava dosyasında tapulama tesbitinin iptali ve tescil davası açıldığını, bu dosyaya verilen bilirkişi raporlarında dava konusu arazinin çok eski yıllardan beri kültür arazisi olarak kullanıldığının bildirildiğini ileri sürerek, orman ile hiç bir ilişkisi olmayan, 20 yılı aşkın bir süredir nizasız ve fasılasız olarak müvekkilinin zilyetliğinde bulunan gayrimenkulün davacı müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının yargılamasının devam ettiği ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, dava konusu yerlerde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca kadastro çalışması yapıldığı ve böylece genel Mahkemenin görevinin sona erdiği belirtilerek, dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılarak yukarıdaki esas sırasına kaydedilmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine ve Orman İdaresi ile dahili davalılar ... ve ... vekilleri davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; mahallinde yapılan keşifte birleşen dosya davacıları ... ve ... dışındaki taraflara yer göstermesi yapılmış, her bir davacı dava ettikleri yerlerin 1 60... ile 1 61... parseller olmadığını beyan ettikleri, fen bilirkişi raporunda birleşen dosya davacısı ... ve ... dışındakilerin talep ettikleri yerlerin tescilli 1 23... ile 1 14... , 2 ve 4 parseller içerisinde ve tescil harici yerde kalan yerlerden olduğu, bu nedenle birleşen dosya davacıları ... ve ... dışındaki davacıların talep ettikleri yerlerin bir kısmının tescilli parsellere ilişkin olduğu ve bu taleplerin tapu iptali tescil istemi ile genel Mahkemede ileri sürülebileceği, tescil harici bırakılan yerdeki talep yönünden de kadastro tutanağı oluşmadığı için Kadastro Mahkemesinin görevinin başlamayacağı, bu talebin ancak tescil istemi ile genel Mahkemede ileri sürülebileceği belirtilerek, Mahkemenin görevsizliğine karar verildiği; birleşen dosyanın davacıları ... ve ...'ün talepleri yönünden ise dava konusu 1 60... 1 61... parsellerin tutanaklarında, taşınmazların ...'ün zilyetliğinde olduğunun belirtildiği, keşifte dinlenen tanıkların; her iki taşınmazın ... ve ...'e anneleri ...'den kaldığını, anneleri ...'nin bu yeri ...'dan satın aldığını, bu yerin esasen ... ile ...'ye babalarından değil, annelerinden kalan bir yer olduğunu, ...'nin iki oğlu olduğunu, bu yeri de onlara bıraktığını, bu iki oğlunun halen bu yerleri kullandıklarını, daha sonra ... ölünce ...'nin çocukları ile ...'in birlikte kullanmaya devam ettiklerini, aralarında kullanım yönünde herhangi bir ihtilafın olmadığını, ...'ün iki evlilik yaptığını, ilk evliliğinden olan kızı ...'nin babasından kalan yerlerini aldığını, ...'ın ikinci evliliğini ... ile ...'ün anneleri ... ile yaptığını, ...'nin ... ile ...'den başka çocuğu olmadığını, bu yerin ...'den kaldığı, ... ile ... ve üvey kardeşleri ... arasında herhangi bir miras ihtilafının olmadığını, çünkü dava konusu iki parselin ... ile ...'ye annelerinden kaldığını, ...'dan kalan yerlerin daha önce paylaştırıldığını beyan ettikleri; dosya arasında alınan teknik ... ve orman bilirkişi raporlarında ise taşınmazların kesinleşen Orman Kadastrosunda orman sınırları dışında kaldığı, taşınmazların en eski 1963 tarihli hava fotoğraflarında ve halen fiili olarak tarımsal üretim amacı ile kullanıldığı, taşınmazın zilyetlikle edinebilecek kültür arazisi vasfında olduğunun belirtildiği davacılar ... ve ...'ün ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1988/952 (bozmadan sonra 2004/117) dosyasında anneleri ... tarafından alınan 21.11.1957 tarihli tapu senedine ve 12.04.1956 tarihli ve 58 sıra numaralı tapu kaydına dayandığı, keşif esnasında yapılan uygulamada dava konusu yerlerin kısmen dayanılan tapu kaydı kapsamında kaldığı, dinlenen tanıkların da dava konusu yerlerin davacıların annesi ... tarafından satın alındığını beyan ettikleri, incelenen nüfus kayıtlarının tanık anlatımlarını doğruladığı, tüm bu deliller ışığında, dava konusu taşınmazların ... ve ...'ün anneleri ...'den kaldığı, geçmişten günümüze kadar fiili olarak tarımsal üretim amacı ile kullanıldıkları parsellerin orman toprağı vasfında olmadıkları zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi vasfında oldukları gerekçesiyle; taşınmazların yarı hisse ile ... mirasçıları ile ... adlarına tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazların taşlık ve çalılık olduğunu, davacıların taşınmazları imar ihya etmediğini, nizasız ve fasılasız 20 yıllık zilyetliklerinin bulunmadığını belirtirek, kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazların özel mülkiyet kurulabilecek yerlerden olmadığını, davalı kurum lehine vekalet ücretinin hükmedilmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 maddesine göre genel Mahkemede açılan, tescilli ve tescil harici bırakılan yerlerin tescili istemine ilişkin iken dava konusu taşınmazlarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmalarından dolayı kadastro tespitine itiraz istemine ilişkin olduğu gerekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan davadır.
Birleşen 2004/117 Esas sayılı dosya davacılarının tescilini talep ettiği yerlere ilişkin 1 60... ve 1 61... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kadastro tutanağı düzenlendiği, diğer taleplerin tescil harici ve tescilli 1 23... ile 1 14... , 2 ve 4 parseller içerisinde kaldığı tespit edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.