Kesinleşmiş orman tahdidi içinde kalan özel mülkiyetli taşınmazın tapu iptali ve orman vasfıyla hazine adına tescili talepli dava kararı incelenmesi.
Özet: Mevcut karar, davalı adına kayıtlı bir taşınmazın, 1990 yılında kesinleşen orman kadastro çalışmaları neticesinde orman alanı içinde kaldığının bilirkişi raporuyla sabit olması üzerine, davalının tapu kaydının iptal edilerek taşınmazın orman vasfıyla hazine adına tescilini onamış; ancak, davalının dava tarihinden önce geçerli bir tapu kaydına dayanarak tasarrufta bulunması sebebiyle orman idaresinin haksız elatmanın önlenmesi talebini hukuka uygun bulmayarak reddetmiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/23 E., 2023/1786 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 4. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI: 2017/813 E., 2022/555 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili, davalı vekili ve feri müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A RI. DAVADavacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde 82 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan Orman Kadastro çalışmalarının 18.10.1990 tarihinde ilan edilmek suretiyle kesinleştiğini, davalı adına tapuda kayıtlı ... ili ... Mahallesinde kain ... parsel (eski 7 26... parsel) sayılı taşınmazın tamamının “... Ormanı” sınırları içerisinde kalması nedeniyle, tapusunun iptaline, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline ve müdahalenin menine, var ise taşınmaz üzerindeki bina ve yapıların kal'ine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı vekili; müvekkilinin taşınmazı sadece tapuya güvenerek ...'ın açtığı ihale sonucu üzerinde konut yapılacağı düzenlenen imarlı bir arsa olarak Milli Emlak ve Belediye işlemlerine güvenerek satın aldığını, taşınmazın etrafında tamamlanmış ve halen devam eden konut inşaatları bulunduğunu, orman olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur..2Hazine 28.05.2018 tarihli fer'i müdahale dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, taşınmazın imar yoluyla 07.12.1993 tarihinde Hazine adına tescil edildiğini, beyanlar ve şerhler hanesinde herhangi bir takyidat bulunmadığının belirlenmesi üzerine; 16.06.1997 tarihinde yapılan ihale sonucunda davalı adına kesin ihalesi onaylanarak 25.07.1997 tarih ve ... yevmiye numarası ile ilgili adına tescilinin yapıldığını, taşınmazın satışı esnasında tapu kütüğünde ve dosyasında orman alanında kaldığına dair hiçbir bilgi ve belgenin bulunmadığını, imar planlarının yapılmış olmasından dolayı satışının gerçekleştirildiğini, Hazinenin taşınmaz satımından doğan herhangi bir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, zira taşınmazın tapu kütüğüne Hazinece satışından yaklaşık 21 yıl sonra ... Orman İşletme Müdürlüğü'nün 02.05.2017 tarih ve 883294 Esas sayılı yazılarına istinaden "... Ormanı" beyanının konulduğunu, bu durumda müvekkili İdareye kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını belirterek davalı yanında davaya müdahillik taleplerinin kabulüyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi... parsel (eski 7 26... parsel) de kayıtlı davalı adına olan taşınmazın tapu kaydının iptaliyle orman vasfı ile Hazine adına tesciline, davacının men-i müdahale talebinin reddine, yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, taraflar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden lehlerine vekalet ücreti verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... İdaresi vekili, davalı vekili ve feri müdahil vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; orman ve fen bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 22.05.2022 tarihli raporda; davaya konu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdidine dayalı olarak yapılan inceleme ve uygulama sonucunda taşınmazın 18.10.1990 ilâ 18.04.1991 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı belirlendiğine göre davanın tapu iptali talebi yönünden kabulüne dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığı, diğer taraftan, Türk Medenî Kanunu'nun 683. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı bulunan malikin, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olduğu, haksız bir elatma varsa, anılan hüküm, malike her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi de tanıdığı belirtilmiştir. Somut olayda, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmaz davalı adına tapuda kayıtlıdır. Davalı, dava tarihinden önce taşınmaz üzerinde tapu kaydına dayanarak tasarruf ettiğinden, davalının dava konusu taşınmaza haksız bir elatmasından söz edilemez. Bu itibarla, Orman Yönetiminin elatmanın önlenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ile kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede; davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde ve taşınmazın belirlenen değeri üzerinden taraflar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık olmadığından hükme yönelik istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bu yönden bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu, çelişkiler giderilmeden sadece orman bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu, taşınmazın orman sayılan alanda kalmadığını, ayrıca müvekkilinin tapuya güvenerek taşınmazı satın aldığını, yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Feri müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarının kendilerine tebliğ olmadığını, raporlar arasında çelişki olduğunu, çelişkiler giderilmeden sadece orman bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu, taşınmazın orman sayılan alanda kalmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; kesinleşen orman tahdidine dayalı tapu iptali tescil ve el atmanın önlenmesi isteklerine ilişkindir. Dosya kapsamından; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1326 parsel sayılı 10.966,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın 07.12.1993 tarihinde ihdasen hali arazi niteliği ile Hazine adına tescil edildiği, 07.12.1993 tarihinde ise imar uygulamasıyla 3.838 metrekare yüzölçümlü kesiminin DOP olarak kesildiği, 7.128 metrekare yüzölçümlü bölümünün ise 7 26... , 3, 4 ve 7 32... ilâ 6 parsellere gittiği, 7 26... parsel sayılı 700,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın 07.12.1993 tarihinde imar yoluyla arsa niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edildiği, 25.07.1999 tarihinde satış yoluyla davalı ...’a geçtiği, 15.12.2009 tarihinde imar uygulamasıyla 954 43... parsele gittiği, anılan 700,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuda kayıtlı olduğu, beyanlar hanesine 09.05.2017 tarihinde “... Ormanı” şerhinin konulduğu, Orman İdaresi'nin 16.10.2017 tarihinde taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı iddiasıyla eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.... beldesinde 1989 yılında yapılan Orman Kadastrosu 18.10.1990 ilâ 18.04.1991 tarihleri arasında ilân edilmiş, taşınmaz tahdit sınırları içerisinde kalmıştır. 1-Davacı ... İdaresi vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2-Davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazına gelince; İlk Derece Mahkemesince belirtilen nedenlerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinden sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) eklenen 36/A maddesi uyarınca davalı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek hüküm kurulması isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... İdaresi vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 4 ve 5. bentlerinin hükümden çıkarılarak, 4. bendin yerine; " 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı ... İdaresi üzerinde bırakılmasına" ifadesinin yazılmasına, 5. bendin yerine; "3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince davacı ... İdaresi lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına" ifadesinin yazılması suretiyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin 370/2. maddesi gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.