Yargıtay, çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarında mağdurun dinlenmemesi ile bakım yükümlülüğü ve zincirleme suç hükümleri uygulanmadığından yerel mahkeme kararını bozdu.
Özet: Çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen mahkûmiyet hükmü, temyiz incelemesinde bozulmuştur; bozma nedenleri arasında, tek tanık olan mağdur çocuğun duruşmada dinlenmeyerek veya önceki ifadelerinin görüntü kaydı bulunmadığından izleme imkanı sağlanmayarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ilkesine aykırılık teşkil etmesi, sanık üzerinde bakım ve gözetim yükümlülüğü olduğu kabul edilmesine rağmen bu durumu gerektiren ceza artırımının uygulanmaması ve birden fazla kez hürriyetinden yoksun kılma eylemi kabul edildiği halde zincirleme suç hükümlerinin uygulanmamasından kaynaklanan hukuka aykırılıklar yer almaktadır.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/209 E., 2016/61 K.SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaHÜKÜMLER : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozmaİlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, ... 15. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİA. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteğiÖzetle, sanığın servis şoförü olduğuna, katılan mağdure üzerinde koruma ve bakım yükümlülüğü bulunduğundan eksik ceza tayin edildiğine ilişkindir.B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteğiÖzetle, mahkemece tanıklarının dinlenmeyerek savunma haklarının kısıtlandığına, sanığın atılı suçları işlemediğine, aksi düşünülse bile eylemin sarkıntılık düzeyinde kaldığına, eylemin birden fazla gerçekleştiğine dair somut bir delil bulunmadığına, katılan mağdurenin ruh sağlığının ailesinin uygulamış olduğu şiddet sebebiyle bozulduğuna, eylemlerin gerçekleştirildiği iddia edilen tarihlerde sanığın katılan mağdurenin servis şoförü olmadığına ve kabul etmemekle birlikte sanığın katılan mağdurenin yaşı konusunda hataya düştüğüne ilişkindir.III. GEREKÇEA. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak Mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır. B. Sanık Müdafii ile O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstekleri Yönünden1. 5271 sayılı Kanun'un 217/1. maddesinde “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” ve aynı Kanun'un 210/1. maddesinde ise “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez” hükümlerine yer verilmiş olup, her ne kadar aynı Kanun'un 236/2. maddesinde "İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır." ifadesine yer verilmiş ise de; bu kapsamda Mahkemece aynı zamanda olayın tek tanığı konumunda bulunan katılan mağdurenin adli hakikatın ortaya çıkarılması açısından daha önce alınan ifadelerine ait görüntü kaydı bulunmadığı için izleme imkanı bulunmadığından, katılan mağdurenin duruşmaya getirilerek iddiaya konu hususlarla ilgili beyanları alınıp taraflara diyecekleri sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, 2. Sanığın katılan mağdure üzerinde bakım ve gözetim yükümlülüğünün olduğu kabul edilmesine rağmen hüküm fıkrasında sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/3-d maddesinin uygulanmaması, ayrıca gerekçe kısmında sanığın katılan mağdureyi birden fazla kez hürriyetinden yoksun kıldığı kabul edilmesine rağmen hüküm fıkrasına 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca artırım yapılmayarak karışıklığa neden olunması hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARA. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği YönündenGerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle vaki temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık Müdafii ile O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstekleri YönündenGerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle ... 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, kararına yönelik sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Başkaca yönleri incelenmeyen dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2025 tarihinde karar verildi.