Zeytin ağaçlarında dinamit ve yol yapım tozları nedeniyle oluşan ürün kaybı tazminatı davasında, ilk bozma sonrası davalının keşif avansını yatırmaması üzerine mevcut delillerle hüküm kurulması.
Özet: Davalı şirketin yol çalışması tozlarından kaynaklandığı iddia edilen zeytin ağacı ürün kaybı nedeniyle açılan maddi tazminat davasında, yerel mahkeme ilk olarak davalıyı kusurlu bularak tazminata hükmetmiş, bu karar davalının yokluğunda yapılan tespit ve eksik inceleme gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulmuştur; ancak bozma sonrası davalıya verilen kesin süreye rağmen keşif giderini yatırmaması üzerine, yerel mahkeme mevcut delilleri değerlendirerek davayı tekrar kabul etmiş ve 18.057,63 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir.
4. Hukuk Dairesi         2024/11945 E.  ,  2025/17024 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/186 E., 2023/390 K.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından yapılan viyadük ve yol çalışması sırasında, dinamitleme ve çakıl üretme makinelerinin çıkardığı tozların, rüzgarın da etkisi ile kendisine ait zeytin ağaçlarının üzerinde biriktiğini, bu suretle ağaçların yeni filizler çıkarmasına, büyümesine, çiçek açmasına ve döllenmesine mani olarak ürün kaybının oluşmasına sebebiyet verildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/24 D. İş sayılı dosyasında belirlenen 18.057,63 TL maddi tazminatın tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davadan önce yapılan tespit sonucunda verilen tespit raporunu kabul etmediklerini, dava konusu zarar ile şirketin çalışmaları arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 02.10.2014 tarihli, 2013/30 Esas ve 2014/139 Karar sayılı ilamı ile dava konusu zeytin ağaçları ve bahçedeki ürünlerin verim kaybı ile oluştuğu iddia olunan zararın, D.S.İ. 26. Bölge Müdürlüğünce yükleniciye ihale olunan işin yapım çalışmaları sırasında ortaya çıkan tozlardan kaynaklandığı, ağaçların üzerinde biriken tozun ağaçların metabolizmasını etkilediği, zeytinlerin olgunlaşmadan döküldüğü ve bu şekilde zararın oluştuğu, bu hususun 2012/24 D. İş sayılı dosya kapsamında yapılan tespit ve bilirkişi raporu ile belirlendiği ve zararın oluşmasında davalının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 13.12.2012 havale tarihli ziraat bilirkişi raporunda yer alan hesaplamalar uyarınca taşınmazlarda 2012 yılında ortaya çıkmış olan gelir kaybından dolayı 18.057,63 TL'nin, tespitin yapıldığı 12.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
Mahkemenin 02.10.2014 tarihli, 2013/30 Esas ve 2014/139 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 17.05.2017 tarihli, 2017/1000 Esas ve 2017/2970 Karar sayılı ilamı ile; ''...Dosyanın incelenmesinde, mahkemece yapılan 2012/24 D. İş sayılı tespitin, davalının yokluğunda icra edilmiş, tespit sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ise davalı tarafından kabul edilmemiştir. Davalı tarafından yargılama sırasında yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması istenildiği halde, yetersiz gerekçe ile bu talebin red edilerek eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece mahallinde uzman bilirkişiler marifeti ile keşif yapılarak dava konusu zararın davalıya ait işletmenin çalışmalarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ile zararın kapsamının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Bu nedenle, eksik inceleme ile verilen kararın bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 22.05.2018 tarihli, 2017/504 Esas ve 2018/402 karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; keşif delilline dayanan davalı tarafa delil avansı yatırmak üzere iki haftalık süre verilmiş olup, davalı tarafın mahkemece tayin edilmiş kesin süre içerisinde keşif giderini yatırmadığı, hal böyle olunca, 6100 sayılı HMK'nın 94. Maddesinin 2. ve 3. fıkralarında zikredildiği üzere "Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar." hükmüne istinaden dosyada mevcut delil, bilgi ve belgeler ışığında bir değerlendirme yapmak gerektiği belirtilerek dava konusu zeytin ağaçları ve bahçedeki ürünlerin verim kaybı ile oluştuğu iddia olunan zararın, D.S.İ. 26. Bölge Müdürlüğünce yükleniciye ihale olunan işin yapım çalışmaları sırasında ortaya çıkan tozlardan kaynaklandığı, ağaçların üzerinde biriken tozun ağaçların metabolizmasını etkilediği, zeytinlerin olgunlaşmadan döküldüğü ve bu şekilde zararın oluştuğu, bu hususun 2012/24 D. iş sayılı dosya kapsamında yapılan tespit ve bilirkişi raporu ile belirlendiği, zararın oluşmasında davalının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 13.12.2012 havale tarihli ziraat bilirkişi raporunda yer alan hesaplamalar uyarınca taşınmazlarda 2012 yılında ortaya çıkmış olan gelir kaybından dolayı 18.057,63 TL'nin, tespitin yapıldığı 12.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
Mahkemenin 22.05.2018 tarihli, 2017/504 Esas ve 2018/402 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 10.02.2022 tarihli, 2021/311 Esas ve 2022/2247 Karar sayılı ilamı ile; ''...Dosya içeriğinden; mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen 02.10.2014 tarihli ilk kararın, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.05.2017 tarih, 2017/1000 esas ve 2017/2970 karar sayılı ilamı ile; mahkemece yapılan 2012/24 D.iş sayılı tespitin, davalının yokluğunda icra edildiği, tespit sonrası düzenlenen bilirkişi raporunun ise davalı tarafından kabul edilmediği ve yargılama sırasında yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması istenildiği halde, yetersiz gerekçe ile keşif talebinin reddedilerek eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığı, mahkemece mahallinde uzman bilirkişiler marifeti ile keşif yapılarak dava konusu zararın davalıya ait işletmenin çalışmalarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ile zararın kapsamının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine değinilerek bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyularak 11.01.2018 tarihli davalı vekilinin hazır olduğu celsede; keşif ve bilirkişi ücretini yatırmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği ve kesin sürenin sonuçları hatırlatılarak keşif ücreti ve masrafları yatırılmadığı takdirde keşif ve bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilerek keşif ve günü saatinin 06.04.2018 tarihine bırakıldığı, davalı vekili tarafından kesin süreye rağmen iki haftalık süre geçirildikten dört gün sonra 29.01.2018 tarihinde keşif ve bilirkişi masrafının yatırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; 11.01.2018 tarihli davalı vekilinin hazır olduğu celsede verilen keşif ve bilirkişi ücretinin yatırılmasına ilişkin ara kararın keşif günü olan 06/04/2018 tarihinden önce 29.01.2018 tarihinde yerine getirildiği, keşif ve bilirkişi ücretinin verilen iki haftalık kesin süre içinde yerine getirilmemesinin keşfin belirlenen günde yapılmasına herhangi bir engel oluşturmadığı ve yargılamanın gecikmesine neden olmadığı anlaşılmakla 11.01.2018 tarihli celsede verilen ara karar doğrultusunda keşif icra edilerek diğer bütün deliller ile birlikte değerlendirilmek suretiyle dava konusu zararın davalıya ait işletmenin çalışmalarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususu ile zararın kapsamının belirlenmesi ve bu şekilde sonuca gidilmesi gerekirken mahkemece anılan yön gözetilmeden eksik inceleme sonucu verilen usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuş; bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda meteoroloji mühendisi ve çevre mühendisi tarafından düzenlenen 02.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda, konkasör tesisinin faaliyette olduğu 2014 yılında yapılan imisyon ölçüm sonuçlarına göre tesisin faaliyetinden kaynaklanan imisyonların Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği'nde belirlenen sınır değerlerin altında olduğu, konkasör tesisi ile diğer faaliyetler süresince dava konusu alanda imisyon ölçümlerinin sürekli yapılmaması nedeniyle söz konusu faaliyetlerden kaynaklanabilecek toz emisyonlarının çevreye olumsuz bir etkileşim oluşturamayacağının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu zararın davalının tesislerinde yürütülen faaliyetlerden kaynaklandığı hususunun tespit dosyası ve eldeki dava dosyasında dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanıklar ile ortaya konulduğunu, dava konusu edilmeyen ve yol çalışmalarının son bulduğu yıl olan 2014 yılı için verilen meteoroloji mühendisi ve çevre mühendisinden oluşan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesis edildiğini, dosya içeriğine aykırı bir değerlendirme yapıldığını ve bilirkişi raporuna yapılan itirazların değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı şirketin faaliyetleri sırasında çıkan toz nedeniyle zeytin bahçesinde meydana gelen ürün kaybı nedeniyle uğranılan maddi zararın tahsili istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; davalı şirket tarafından yapılan viyadük ile yol çalışması sırasında, dinamitleme ve çakıl üretme makinelerinin çıkardığı tozların, rüzgarın da etkisi ile davacıya ait zeytin bahçelerinde ürün kaybı zararının oluşmasına neden olduğunun ileri sürüldüğü, Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/24 D. İş sayılı tespit dosyasında; dava konusu taşınmazların kapama zeytin bahçesi vasfında olduğu, taşınmazlara yakın mesafede faaliyet gösteren beton santrali, konkasör tesisi ve yol yapım çalışmaları sonucu ortaya çıkan tozların zeytin yapraklarında birikerek anatomik ve morfolojik olarak olumsuz etkilere yol açtığı, sürgün boyu, yaprak ve meyve gelişimini engelleyerek % 60-65 oranında verim kaybına neden olduğu, İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün 2012 yılı ürün maliyet cetvelleri esas alınarak toplam zararın 18.057,63 TL olarak belirlendiği, mahkemece bozma öncesi 2012 yılında ortaya çıkmış olan gelir kaybından dolayı davanın kabulüne karar verildiği, 2. bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu ziraat mühendisi bilirkişiden alınan 27.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda 2012 yılı İlçe Tarım Müdürlüğü verileri esas alınarak davacının ürün kaybı zararının 14.587,74 TL olarak hesaplandığı anlaşılmıştır.
Mahkemece davanın reddine esas teşkil eden ve çevre mühendisi ile meteoroloji mühendisinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 02.01.2023 tarihli raporda ise 01.11.2022 tarihinde dava konusu tesis alanının Artvin Barajının suları altında kaldığı, davanın açıldığı tarihte faaliyette olan konkasör tesisi ile aynı bölgede bulunan hazır beton tesisinden kaynaklanan toz emisyonlarının tespiti amacıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığından yeterlilik almış olan dava dışı firmaya 18.06.2014 tarihinde PM10 ölçümü ile 18.06.2014-18.08.2014 tarihleri arasında tesis içi ve tesis dışında 4 noktada çöken toz ölçümlerinin yaptırılarak 27.08.2014 tarihli İmisyon Ölçüm Raporu hazırlatıldığı, dosya bilgi ve verileriyle teknik ve meteorolojik değerlendirme sonucu, konkasör tesisinin faaliyette olduğu 2014 yılında yapılan imisyon ölçüm sonuçlarına göre tesisin faaliyetinden kaynaklanan imisyonların Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği'nde belirlenen sınır değerlerin altında olduğu ve konkasör tesisi ile diğer faaliyetler süresince dava konusu alanda imisyon ölçümlerinin sürekli yapılmaması nedeniyle söz konusu faaliyetlerden kaynaklanabilecek toz emisyonlarının çevreye olumsuz bir etkileşim oluşturamayacağı mütalaa edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de bozmanın gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Davacının talebi davaya konu zeytin bahçelerinde 2012 yılında meydana gelen ürün kaybı zararına ilişkin olup, 27.08.2014 tarihli İmisyon Ölçüm Raporu esas alınarak hazırlanan 02.01.2023 tarihli raporda konkasör tesisinin faaliyette olduğu 2014 yılında yapılan imisyon ölçüm sonuçlarına göre tesisin faaliyetinden kaynaklanan imisyonların Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği'nde belirlenen sınır değerlerin altında olduğu ve davalı şirketin söz konusu faaliyetlerden kaynaklanabilecek toz emisyonlarının çevreye olumsuz bir etkileşim oluşturamayacağı yönündeki tespitler esas alınarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda; mahkemece, davaya konu zararın meydana geldiği 2012 yılı verileri esas alınarak hazırlanan rapora itibar edilerek sonuca gidilmesi gerekirken anılan yön gözetilmeden verilen kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.