6831 Sayılı Orman Kanununun 2/b Kapsamında Orman Sınırı Dışına Çıkarılan Taşınmazın Tapu Kaydına Statü ve Zilyetlik Şerhi Konulması Talepli Davanın Hukuk Genel Kurulu Bozması Sonrası İncelenmesi.
Özet: Bir gayrimenkulün tapu kaydına, 6831 sayılı Orman Kanununun 2/b maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılmış yerlerden olduğu ve davacının zilyetliği bulunduğuna dair şerh düşülmesi talebine ilişkin olarak açılan ve ilk derece mahkemesinin davayı kabul eden kararının üst mahkemece bozulması üzerine bozmaya uyularak verilen yeni kararın, davacı tarafından tekrar temyiz edildiği uzun soluklu bir hukuki süreç incelenmektedir.
8. Hukuk Dairesi         2025/4180 E.  ,  2025/5885 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/344 E., 2024/670 K.
Taraflar arasındaki dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi ile ormandan çıkartılan yer olduğu hususunun tapuya şerh verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararının temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2023 tarihli ve 2023/8-516 Esas, 2023/965 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Dava konusu parselin bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahdidin aplikasyonu ve ... Vakfının tapulu taşınmazları yönünden ... Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahdidi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 sayılı 31.8.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdidi sonucunda kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığını, 1976 yılında ise 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında çalışma yapıldığını ve taşınmazın orman sınırı dışına çıkarıldığını, buna karşın tapu kaydında 2/B parseli olduğuna dair şerh bulunmadığından müvekkilinin taşınmazı satın alamadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydına Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğu ve müvekkilinin 30.12.2011 tarihinden önceki zamandan beri taşınmazda zilyet/kullanıcı olduğunun şerh verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; bir yerin orman olup olmadığı ya da orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılmadığının buna ilişkin tutanak ve haritalara göre belirleneceğini, 29.12.2008 tarihli komisyon raporunda dava konusu taşınmazın maki hattı sahası içinde kaldığının belirtildiğini, buna göre taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olmadığı gibi tapu kaydının beyanlar hanesinde de böyle bir şerhin bulunmadığını, davacının Hazine adına kayıtlı taşınmazda zilyetlik tespitiyle birlikte tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesine ilişkin talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun kapsamında satışa ilişkin şartları taşıyıp taşımadığı iddiasını davacının ispat etmesi gerektiğini, eldeki davada hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin de dolduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.09.2014 tarihli ve 2013/577 Esas, 2014/283 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın evveliyatının 1942 tarihinde orman iken 1976 tarihinde yapılan 2/B maddesi uygulaması ve aplikasyon çalışmaları sonucunda orman rejimi dışına çıkartıldığı, davacının önceki zilyet ... yaklaşık 15-20 yıl önce zilyetliğini devralıp kullandığı ve bu şekilde tasarruf ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ...Mahallesi 281 25... parselde bilirkişi raporuna bağlı kalınarak davacının zilyetliğinde olan (A1) olarak işaretli 3117 m²lik kısım ile bu yer içinde kalan (A/2) ile gösterilen 177 m²lik tek katlı ev ve muhtelif ağaçlar ile ilgili kısmın davacının zilyetliğinde olduğunun ve Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun tapuya şerh verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 20.11.2017 tarihli ve 2016/10119 Esas, 2017/9618 Karar sayılı ilamıyla; “...dava, Hazine adına tapuda kayıtlı taşınmazın beyanlar hanesine 2/B ve kullanıcı şerhi konulmasına ilişkindir.
Çekişmeli parselin bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahdidin aplikasyonu ve ... Vakfının tapulu taşınmazları yönünden ... Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahdidi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın davacının zilyetliğinde olan (A1) ile bu yer içinde kalan (A2) ile gösterilen tek katlı ev ve muhtelif ağaçlar ile ilgili kısmın davacının zilyetliğinde olduğunun ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun tapuya şerh verilmesine karar verilmiş ise de İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki; dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, taşınmazın 2/B niteliğiyle orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 31.12.2011 tarihinden evvel davacının kullanımında olduğunun beyanlar hanesine yazılması istemine ilişkindir. Hükme esas fen ve orman bilirkişiler tarafından ortak düzenlenen 15.07.2014 tarihli raporun incelenmesinde; çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sınırı içinde bırakıldığı, daha sonra 1976 yılında ilk tahdidin aplikasyonu ve ... Vakfının tapulu taşınmazları yönünden ... Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahdidi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmalarında bahsi geçen kararda sanki tüm ormanlar iptal edilmiş gibi işlem yapılarak yeni sınırlandırma yapıldığı, yeni yapılan sınırlandırma ile daha geniş bir alanın orman sınırları içine alındığı, ekip çalışmalarına yapılan itirazlar değerlendirilerek çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışında bırakılan (P2) poligonu içinde kaldığı, ekip çalışmalarına itirazlar üzerine 2. madde ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin evvelce maki sahası olarak tefrik edilmiş olması nedeniyle orman sayılmayan yer olarak orman sınırları dışına çıkarıldığının rapor edildiği, rapor ekindeki çakıştırmada ise çekişmeli taşınmazın açık alanda gösterildiği anlaşılmıştır.
Davacı, taşınmazın 2/B niteliğiyle orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 31.12.2011 tarihinden evvel kullanımda olduğunun beyanlar hanesine yazılması istemiyle dava açtığına göre taşınmazın tahdit haritasındaki konumunun tespit edilmesi gerekli olup dosya kapsamına tüm çalışma evrakları ve tahdit haritaları eksiksiz olarak getirilmediğinden hükme esas raporun içeriği denetlenememektedir. Denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1942 yılında yapıldığı anlaşılan orman tahdidi, 1976 yılında ilk tahdidin aplikasyonu ve ... Vakfının tapulu taşınmazları yönünden ... Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahdidi iptal edilen yerler hakkında yapılan orman kadastrosu (özellikle orman ve fen bilirkişinin 04.04.2016 tarihli ek raporlarında belirtilen: 2. madde ile orman sınırları dışına çıkarılmaya ilişkin ekip karalarının iptaline dair 09.11.1976 tarihli ve 5 numaralı tutanağın), 1988 yılında yapılan aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 2/B madde uygulamasına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu (PII 2/B poligonu) yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri ve yörede yapılan ilk orman tahdidinde kullanılan hava fotoğraflarının orijinal renkli onaylı örnekleri de temin edilerek dosya arasına konulduktan sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ve yöreyi iyi bilen, dava sonucunda yararı olmayan elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişiler marifetiyle yeniden yapılacak keşifte 05.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren Orman Kadastro Teknik İzahnamesinin 36. maddesinde yazılı “Orman sınır nokta ve hatlarının arza uygulanmasında; tutanaklardan, orman kadastro haritalarından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon ve röper nokta ve krokilerinden yararlanılır. Sınırlama tutanakları, ölçü değerleri ve orman kadastro haritaları ile zemindeki durum arasında çelişki olduğunda, tutanaktaki kararlar ile orman sınır noktası ve hatlarının yazılı tarifleri esas alınmak suretiyle ölçü, harita ve zemin kontrolü yapılarak gerçek duruma uygun olanı uygulanır” hükmü ile 20.11.2012 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin “Teknik İşler” başlıklı Sekizinci Bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması işlemi ile ilgili sınır noktaları bilgisayar ortamında aynı ölçeğe çevrilerek (...veya benzeri programlar kullanılarak) çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu, aplikasyon, 2/B madde uygulaması haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır..." gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli ve 2018/210 Esas, 2020/84 Karar sayılı kararı ile; bozma ilamına uyularak yapılan araştırma sonucu önceki karar gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacının zilyetliğinde olduğu hususu ile Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun tapuya şerh verilmesi talebinin kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili ile ihbar olunan Orman İdaresinin temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 05.04.2022 tarihli ve 2021/6817 Esas, 2022/3270 Karar sayılı ilamıyla, “…İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de bilirkişi raporları ve aynı bölgeye ait Dairemizin temyiz incelemesinden geçen diğer dosyalardaki tahdit evraklarından çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanunu'nun (3116 sayılı Kanun) hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, ... İdaresinin Muratpaşa Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği, makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına” şeklinde de işaret edildiği, 1976 yılında Orman Kadastro Komisyonunca “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 nolu hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen Devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere” nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, önce çekişmeli taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 14.07.1976 tarihinde II numaralı parsel sahası olarak 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 2. madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine itirazları inceleme komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere “2 numaralı parselin 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, 2 numaralı parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanun'un orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine” karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan kanunlardaki hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II numaralı parselin, itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2. madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve daha sonra 1989 yılında yapılan çalışmalarda 2/B uygulamasına da konu edilmediği anlaşılmakta olup, çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin mahkeme kararının hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen taşınmazın 2. madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesi de hukuken mümkün bulunmamaktadır. Zira, kesin hükmün varlığı için, her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davadaki hüküm fıkrası ile diğer davadaki talep sonucunun aynı olması gerektiği gibi; kesin hükümle bağlılık, kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez.
Hal böyle olunca; davanın tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B ve zilyetlik şerhi verilmesine yönelik olduğu; çekişmeli taşınmazın 2. madde kapsamında veya 2/B alanında kalmadığı ve 5831 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanun'a eklenen Ek-4. maddesi kapsamında yapılan kullanım veya güncelleme kadastrosuna konu olmadığı gözetilerek İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir…” gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 24.11.2022 tarihli ve 2022/288 Esas, 2022/416 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
E. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2023 tarihli ve 2023/8-516 Esas, 2023/965 Karar sayılı ilamıyla; Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
F. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 03.10.2024 tarihli ve 2024/344 Esas, 2024/670 Karar sayılı kararı ile; bozma gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kesin hüküm kuralları nazara alınmadan hatalı olarak karar verildiğini, ... Kadastro Mahkemesinin 1991/337 Esas ve 1994/2179 Karar ve 1995/67 Esas ve 1995/108 Karar sayılı ilamlarının kesin hüküm oluşturduğunu, bu kararlara ilişkin Yargıtay onama kararının hüküm fıkrasında dava konusu yerin 2/B kapsamında kaldığının vurgulandığı ve kesinleşmiş Mahkeme kararlarının gerekçesinden de anlaşılacağı gibi, dava konusu yerin 2/B alanı olduğunu, Yargıtay incelemesi sonucu aynı mahiyetteki emsal kararların onandığını, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu beyan ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.