Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, mobil telekomünikasyon şirketinde kayıt dışı kontör kartı satışlarıyla oluşan 142 milyon YTL zararın kesin delillerle ispatlanamaması üzerine açılan sorumluluk davasını inceliyor.
Özet: TMSF tarafından devralınan bir şirketin eski yöneticilerine karşı, teftiş raporlarıyla tespit edilen ve toplam 142 milyon YTLyi aşan kontör yükleme kartı satışlarındaki usulsüzlükler ve sistem manipülasyonları nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini talebiyle açılan davada, mahkeme, bilirkişi raporlarının davalıların kusurlu eylemleri ile zararın miktarı arasındaki nedensellik bağını ve zararı şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edememesi, ayrıca ilgili ceza davasının zaman aşımından düşmesi gerekçeleriyle, zararın net ve açık bir şekilde kanıtlanamadığı sonucuna vararak davanın esastan reddine karar vermiştir.

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1989 Esas, 2023/2090 KararASIL VE BİRLEŞEN DAVADAHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2007/379 E., 2020/57 K.BİRLEŞEN DOSYA : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2008/594 E.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA1.Asıl dava ile birleşen davada davacı vekili dava dilekçelerinde; Teftiş Kurulu Başkanlığının 06.03.2006 tarihli 01 no.lu inceleme raporunda... Mobil Telekominikasyon Hiz. A.Ş.'nin muhasebe ve finansman programı üzerinden faturalı satılan kontör yükleme kartı (KYK) ile müşteriler tarafından alınan, yüklemesi yapılan ve stoklarda bulunması gereken KYK'lar arasında sanal olarak 6.672.290 adet, 13.986.582 adet ve 142.131.157,60 YTL tutarında farklılık tespit edildiğini, bu farklılığın nedenlerine bakıldığında, uzun süredir prosedür dışı üretimi yapılan KYK'ların büyük kısmının kayıtlara alınmadığı, kayıt dışı satışların gizlenmesi için sistem üzerine bir program eklendiğini, KYK sisteminin her türlü veriyi değiştirmeye veya silmeye müsait hale getirildiğini, faturasız satılan KYK'ların bir kısmının grup şirketleri olan...A.Ş. ve ... A.Ş. tarafından ithal edildiğini, ancak ithalatı yapan şirket kayıtlarına bu KYK'ların ya hiç girilmediğini veya farklı şekillerde girildiğini, şirketin yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyeleri ve diğer yöneticilerin uygulamaları sonucu şirketin toplam 142.131.157,60 YTL tutarında zarara uğratıldığını ileri sürerek şirket zararı olan 142.131.157,60 YTL'den fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 YTL'lik zararın, meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankası tarafından ilan edilen avans faizi oranı ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPAsıl ve birleşen davada davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; asıl ve birleşen davanın reddini istemişlerdir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın konusunun TMSF tarafından temlik alındığı, temlik alan davacının teftiş kurulu başkanlığının 06.03.2006 tarih ve 01 no.lu raporuna istinaden KYK'lar üzerinde yapılan incelemede fiziki ve sanal olarak toplamda 13.986.542 adet ve 142.131.157,60 TL bedelde farklılık tespit edildiğini, kayıt dışı satış işlemleri nedeniyle oluşan bu zarar miktarının davalıların sorumlulukları oranında tazminini talep ettiği, zarara ilişkin dosyaya sunulan tek ve somut belgenin bu teftiş raporu olduğu, rapor incelendiğinde KYK'ların türleri, KYK üretim yöntemleri, satış ve kullanım bilgileri incelenerek Ocak 2001 ve Şubat 2004 dönemini kapsar biçimde KYK'ların kayıt dışı satıldığının tespit edildiği, fakat davalıların hangi kusurlu eylemlerinin hangi zarara sebebiyet verdiğine dair açıklama ve beyan olmadığı, asıl ve birleşen davaların açılış tarihi itibariyle davalara eski 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) uygulanması gerektiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde davalıların ticari operasyonlar koordinatorü, sap projeler yönetim direktörü, muhasebe müdürü, ... A.Ş. yönetim kurulu başkanı vs. gibi pozisyonlarda görev yapmaları nedeniyle sorumluluk davası açtığını belirttiği, alınan bilirkişi raporunda KYK'lar üzerinde yapılan incelemede 1.877.062 adetlik fark ile ilgili olarak veri tabanında ürün tanımlamalarının tam olarak ne anlama geldiği hususunun netleştirilmediği, SAP satış verilerinin ürün ayrıştırılması ile birlikte analiz edilmesi gerektiği, KYK oluşturma, imha, kullanma, yükleme süreçlerinde veri tabanındaki değişiklikleri analiz edebilecek uzman bir bilirkişiye ihtiyaç olduğunun bildirildiği, bu nedenle GSM operatörlerine yazılan tüm müzekkerelere olumsuz yanıt verildiği o dönemde çalışmış uzman bir bilirkişinin saptanamadığı, alınan raporda zararın şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilemediği, davalılardan... ve ... yönünden Küçükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan ceza davasında mahkemece mahkumiyet kararı verilmiş ise de Yargıtay tarafından 23.02.2011 tarihli bozma ilamında bulunan kontorlerin şirket kayıtlarında olup olmadığı, şirketin zarara uğrayıp uğramadığı hususlarında ayrıntılı bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkeme kararının bozulduğu, Küçükcekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nce zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verildiği ve kararın kesinleştiğini, davacı şirketin zarara uğrayıp uğramadığı ve uğradıysa zararın miktarının net, açık ve şüpheden uzak şekilde tespit edilmesinin gerektiği, bu tespitin yapılamadığı, davacının bu hususta sadece kendi yetkililerince düzenlenmiş teftiş raporuna dayandığı, zararın varlığı ve miktar için bu delil ve teftiş raporunun yeterli görülmediği, zararın ispat edilemediği, zaten zarar tespit edilmiş olsaydı bile davalıların sorumlulukları, bu sorumluluklara göre kusurları, kusur ile zarar arasındaki illiyet bağının da mevcut olması gerekmekte ise de davalılardan birçoğunun yönetim kurulu üyesi veya denetçi sıfatını taşımadığı, 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumluluklarının olmadığı, sorumlu olabilecek görevlerde çalışanların ise hangi kusurlu eyleminin hangi zarara sebebiyet verdiğinin davacı tarafça açıklanamadığı gibi dosyaya sunulan delillerden de tespit edilemediği, sorumluluk davasının temel şartları olan mesuliyet, kusur, illiyet bağı ve zarar unsurlarının somut davada oluşmadığı, KYK'ların kayıt dışı satış işlemlerinden oluşan zarardan davalıların sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davada, teftiş kurulu başkanlığının 06.03.2006 tarih ve 01 no.lu raporuna istinaden KYK'lar üzerinde yapılan incelemede fiziki ve sanal olarak toplamda 13.986.542 adet ve 142.131.157,60 TL bedelde farklılık tespit edildiği, kayıt dışı satış işlemleri nedeniyle oluşan bu zarar miktarından davalıların sorumlu olacakları ileri sürülerek zararın tazmini talep edildiği, mahkemece tarafların sundukları deliller ile yapılan yargılama aşamasında konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulan bilirkişi kurullarından alınan rapor içeriğindeki tespitler dikkate alınarak ve sunulu deliller değerlendirilip, gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu, İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde işaret edildiği üzere, davaya dayanak sunulan teftiş raporunda KYK'ların türleri, KYK üretim yöntemleri, satış ve kullanım bilgileri incelenerek Ocak 2001 ve Şubat 2004 dönemini kapsar biçimde KYK'ların kayıt dışı satıldığının tespit edildiği, fakat davalıların sorumluluğunu doğuracak hangi kusurlu eylemlerinin hangi zarara sebebiyet verdiğine dair açıklama ve beyan olmadığı, Mahkemece alınan bilirkişi raporu içerikleri ile ceza yargılaması kapsamında verilen kararın temyiz incelemesi sonucu Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere, şirketin zarara uğrayıp uğramadığı ve uğradıysa zararın miktarının net, açık ve şüpheden uzak şekilde tespit edilmesi gerekmekte ise de, zarar ve miktarının tespit edilemediği, davacı yanca bu hususta sadece kendi yetkililerince düzenlenmiş teftiş kurulu raporuna dayanıldığı, zararın varlığı, miktarı ve davalıların sorumluluğu için teftiş kurulu raporunun yeterli olmayacağı, kaldı ki zarar tespit edilmiş olsa dahi davalıların sorumlu görülebilmesi için kusurları ile zarar arasındaki illiyet bağının da mevcut olması gerektiği, ancak davalılardan birçoğunun yönetim kurulu üyesi veya denetçi sıfatının olmayıp 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumlu görülemeyecekleri, sorumlu olabilecek görevlerde çalışan davalılar yönünden de, bu davalıların hangi kusurlu eyleminin hangi zarara sebebiyet verdiğinin davacı tarafça açıklanamadığı gibi dosyaya sunulan delillerle de kanıtlanmadığı, buna göre KYK'ların kayıt dışı satış işlemlerinden oluşan zarardan davalıların sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddi yönünde kurulan hükümlerin yerinde bulunduğu, davanın şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı maddi tazminat niteliği taşıdığı, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 hükmü uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedileceği, davalı vekilinin nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinaf itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeAsıl ve birleşen dava, anonim şirket yöneticilerininin sorumluluğuna dayalı tazminat istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davada davalı ...'ya yükletilmesine, asıl ve birleşen davada davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 10.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.