Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin "BIAS Mühendislik" marka tescil başvurusu itirazında iltibas ve tanınmışlık iddialarını inceleyen YIDK kararı iptali istemine dair içtihadı.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacının "Bias Mühendislik" markasının bazı hizmetler için tescil başvurusunun, davalı şirketin tanınmış markalarıyla görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik ile hizmetler arası çakışma iddiaları üzerine, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından kısmen kabul edilerek tescil kapsamından çıkarılan hizmetler nedeniyle davacının kurul kararının iptalini talep etmesiyle başlamıştır; ancak ilk derece mahkemesi, tarafların markaları arasında yüksek derecede benzerlik ve günümüz teknolojilerinde mühendislik ile bilgisayar-yazılım hizmetleri arasında düşük dereceli de olsa benzerlik bulunduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/4045 E.  ,  2026/867 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/486 Esas, 2025/774 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/25 E., 2021/237 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1997 yılından beri tasarım, mühendislik, mekanik performans ve ömür testleri, sahadan ölçüm, ürün geliştirme- doğrulama ve prototip üretimi faaliyetinde bulunduğunu, 20 yılı aşkın süredir gerçekleştirdiği bu faaliyetlere paralel olarak ..." ibareli tescilli markasının da olduğunu, 2015/35148 sayılı "BİAS MÜHENDİSLİK" ibareli markanın 07. sınıfın tamamı ve 42. sınıfın bir kısmında tescilini talep ettiğini, davalı şirketin marka tesciline yönelik itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak kısmen kabul edilerek 42. sınıfta bulunan "Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme ile bu amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi" hizmetlerinin markadan çıkarılmasına karar verildiğini, müvekkilinin markasının kelime, şekil, renk, görüntü ve fonetik olarak ilk bakışta dahi itiraza dayanak markalardan ayrıştığını, yine markaların aynı mal ve hizmetleri de kapsamadığını, iltibas tehlikesinin bulunmadığını, tanınmışlık yönünden itiraza dayanak markanın tanınmışlığının değerlendirilmesi gerekirken bu markanın sahibi olan davacı şirketin tanınmışlığının değerlendirmeye esas alındığını, 20 yıldan beri markasını hem ürünlerinde hemde ticaret unvanında kullanan müvekkilinin markayı kullanma hakkının olduğunu ileri sürerek 2016-M-11193 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin “...” ve ...” ibareli markalarının tanınmışlığının izaha mahal bırakmayacağını, "..." ibaresinin müvekkili ...Anonim A.Ş.’nin kısaltması niteliği taşıdığını, bu şekilde kullanılacağının kamuoyu ile daha önceden paylaşıldığını, Resmi Gazete'de dahi bu şekilde kullanıldığını, dolayısı ile müvekkilinin “...” ve ...” ibareli markalarının tanındığını, “2015/35148 sayılı ...” marka başvurusunun müvekkili şirketin markasını ve itibarını zedeleyeceğini, müvekkili şirketin kuruluş ve marka tescilinden sonra, davacının müvekkili şirketin markası ile aynı mahiyette ...” ibaresini ticaret unvanın çekirdek unsuru olarak belirlemesinin haksız ve kötüniyetli bir girişim olduğunu, müvekkilinin ...” ve “...” ibareli markaları ile ...” markasının görsel ve işitsel olarak tüketici kitlesinde aynı etkiyi bıraktığını, ...” markasının aynı renkteki farklı karakterde yazımı ve “S” ibaresinin oldukça küçük kalmasının davacının kötüniyetini ortaya koyduğunu, davaya konu edilen hizmetlerin aynı/benzer amaca yönelik, aynı tüketici grubuna hitap etmesinin yanı sıra söz konusu emtialar ve hizmetlerin birbiri ile rekabet edici mahiyeti de dikkate alındığında ifade edilen hizmetlerin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 hükmü kapsamında benzerlik içerdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu marka başvurusunun 42. sınıfta tescil edilmek istendiği: “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi.” alt sınıfları ile davalı itirazına mesnet markaların 42. sınıfta tescilli olduğu: “Bilgisayar hizmetleri; Bilgisayar programcılığı hizmetleri, bilgisayar yazılımlarının tasarımı hizmetleri,” arasında, günümüz teknolojilerinde mühendislik hizmeti ile bilgisayar-yazılım hizmetlerinin içi içe geçmiş olması nedeni ile düşük dereceli bir benzerlik bulunduğunun kabulü gerektiği, davacı markasından başlamak üzere taraf markalarının .../... biçiminde algılanacağı, ilgili tüketici kesiminin bilinçli tüketicilerden oluşması karşısında taraf markaları görsel ve işitsel olarak aynı olmasa da yüksek derecede benzerlik içeren (neredeyse aynı veya birbiri ile ilişkili) markalar olarak algılanacağı, anlamsal olarak dava konusu başvurunun İngilizce kökenli bir sözcük olduğu ve Türkçede “önyargı, eğilim, sapma” gibi bir karşılığının bulunduğu, hedef tüketicilerin bilinçli kişilerden oluşması karşısında İngilizce bilgi seviyesi kapsamında belirtilen anlamın kolay algılanabileceği, davalı şirketin 2013/20275 tescil numaralı önceki tarihli markasının ... ibaresinden oluştuğu, taraf markalarının son harflerinin S-Ş olarak değişmesinin İngilizce'nin yaygın kullanımı, bu dilde noktalı harflerin olmaması, S-Ş harflerinin Türkçe'de birbirini takip eden harfler olmasının da etkisiyle markalar arasında kesin bir farklılık oluşturmayacağı, taraf markaların bütünsel olarak yüksek dereceli görsel, işitsel, anlamsal ve bütünsel benzerlik içinde oldukları, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet alınan davalı şirket markalarının düşük dereceli kapsam benzerliğinin yanı sıra yüksek dereceli işaret benzerliği içerdiği, bu benzerlik ilişkisinin, markaların aynı serinin parçaları olarak algılanmalarına, ilgili tüketici kesiminin markalar veya işletmeler arasında bağlantı olduğu yönünde bir algıya ulaşabileceği, taraf marka işaretlerinin yüksek derecedeki benzerliğinin etkisiyle aralarında düşük dereceli kapsam benzerliği olan 42. sınıftaki hizmetler bakımından taraf markalarının ilgili tüketici nazarında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu; davalı şirketin redde mesnet alınan markalarının tanınmışlığından kaynaklı olarak davacı başvurusunun kısmen reddedildiği hizmetler bakımından tescil engelinin bulunduğundan söz edilemeyeceği, bu durumun dava konusu YİDK kararı ile ilgili ulaşılan sonucu değiştirmeyeceği, davacının ileri sürdüğü tescilsiz işaret veya ticaret unvanı kullanımları nedeniyle başvurusunun kısmen reddine ilişkin koşulların ortadan kalkmasının mümkün olmayacağı ve söz konusu iddiaların davacının önceki tarihli 2013/66687 tescil numaralı markalarının kısmen reddedilen hizmetler bakımından ciddi kullanımının ispat edilmemiş olması nedeni ile kazanılmış hak oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, hitap edilen tüketici kesimi nezdinde dahi, markalar arasında görsel sesçil, telaffuz, tonlama ve anlamsal yakın ve sıkı benzerlik bulunduğu, itiraza mesnet markanın tescilli olduğu 42. sınıftaki hizmetler ile davaya konu markanın 42. sınıfta tescilinin istendiği hizmetlerin iç içe geçtiği, aynı/ benzer hizmetler niteliği taşıdıkları, YİDK kararının iptaline yönelik davanın, YİDK karar tarihindeki hukuki ve fiili duruma göre çözümlenmesinin zorunluluğu karşısında her ne kadar davacı vekili tarafından istinaf aşamasında itiraza mesnet markaların İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin davalının itiraza mesnet markalarının tescil tarihinden itibaren iptaline dair 02.06.2022 tarihli 2021/116 E., 2022/75 K. sayılı kesinleşmemiş mahkeme kararlarını delil olarak ileri sürmüş ise de, YİDK'e itiraz aşamasında sunulmuş bir mahkeme kararının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, 10.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.