Genel Kredi Sözleşmesine dayalı banka alacağında kefillerin imza sahteciliği ve borçlu olunmadığı iddialarının reddiyle bölge adliye mahkemesi kararının Yargıtayca onanması.
Özet: Davacılar, bankaya karşı açtıkları davada, genel kredi sözleşmesi ve kefalet imzalarının sahte olduğunu iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile ipotek ve kefaletlerin kaldırılmasını talep etmişler; ancak ilk derece mahkemesi, bilirkişi incelemeleri ve adli tıp kurumu raporu doğrultusunda sözleşmenin ve imzaların geçerli olduğuna, bankanın alacağının mevcut olduğuna kanaat getirerek davayı reddetmiş, bu ret kararı bölge adliye mahkemesi tarafından da usul ve yasaya uygun bulunarak onanmış, temyiz incelemesi sonucunda da ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi kararlarında hukuka aykırılık görülmediğinden davacıların temyiz itirazları reddedilerek hüküm kesinleşmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/3857 E.  ,  2026/861 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ...Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/298 Esas, 2025/810 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ...3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/371 E., 2023/455 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın davacı kefillere karşı 28.04.2014 tarihli genel kredi sözleşmesine (GKS) dayalı ... 15. İcra Müdürlüğünün 2015/17593 E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptığını, iddia edilen alacağın sadece tek bir GKS olduğunu, takip ve davanın birden fazla GKS'ye değil sadece 28.04.2014 tarihli tek bir GKS'ye dayandığını ve sözleşmedeki tüm imza ve yazıların sahte olduğunu, bankanın takip ve dava konusu sözleşmeyi iptal ettiğini, kefalet hükümlerinin geçersiz olduğunu, ipoteğin kişisel bir alacağı temin etmek için kurulan bir rehin hakkı niteliği taşıdığını, tek başına alacağın varlığını belgeleyemeyeceğini ileri sürerek davacılar adına olan ipoteklerin fekki ile kefaletlerin kaldırılmasını ve davacıların borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl borçlu ve kefiller hakkında kullandırılan GKS'de yaşanan sıkıntılar nedeniyle borçlulara 26.11.2015 tarihinde ...4. Noterliğinin ... yevmiye no.lu hesap kat ihtarı gönderildiğini, ihtara rağmen ödeme yapılmayınca takibe geçildiğini, GKS'nin halen geçerliliğini koruduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...Plastik San. ve Tic. A.Ş. ile davalı banka arasında 28.04.2014 tarihli 12.500.000,00 TL bedelli GKS akdedildiği, davalılar ..., ..., ... ve ...'ün akdedilen genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil oldukları, kefalete ilişkin şekil şartlarının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesine uygunluk taşıdığı, davalı ...'ün ise ipotek veren sıfatının bulunduğu, benimsenen bankacı bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı bankanın davacılardan toplam 8.636.257,88 TL alacağının tespit edildiği, davacıların aynı zamanda imza ve yazı itirazında da bulundukları, davacılara isticvab davetiyesi çıkartıldığı, davacılardan ... ve ...'ün isticvab davetiyesine riayet etmeyerek duruşmaya katılmadıkları, yurtdışında olduklarından bahisle mazeret gönderdikleri, mahkememizce yurtdışında bulunmalarının yeterli bir mazeret olarak görülmediği bu nedenle imza ve yazı itirazlarının hükme esas alınmadığı, ..., ... ve ...'ün isticvab davetiyesine riayet ederek duruşmaya katıldıkları, huzurda imzaları alınarak, imza incelemesi yapılmak üzere dosyanın Adli Tıp Kurumu'na (ATK) gönderildiği, benimsenen ATK Fizik İhtisas Dairesi raporuna göre davaya konu genel kredi sözleşmesindeki imzaların ... ve ...'e ait olduğu, ...'e atfedilen herhangi bir imzanın bulunmadığı, bu nedenlerle davacı tarafça ileri sürülen hususların dayanaksız olduğu gerekçesiyle her bir davacı yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, GKS kapsamında asıl borçlu ve kefillere başlatılan icra takibine karşı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve dosyada davacıların cevabi ihtarnamelerin mevcut olduğu görülmekle Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinde kat ihtarnamesine de itiraz edilmediğinin belirtilmesinin sonuca etkili olmamasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 10.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.