Okuma yazma bilmeyen davacının hata ve hileye maruz kalarak imzaladığını iddia ettiği kefalet ve ipotek sözleşmesinin iptali talebinin, ehliyet eksikliğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmesi kararı.
Özet: Davacı tarafından, okuma yazma bilmemesine, ileri yaşına ve hastalığına rağmen, yanıltılarak kendi adına kayıtlı taşınmazı bir kredi sözleşmesi kapsamında ipotek gösterdiği ve kefil olduğu, bu nedenle tapu iptali, menfi tespit veya bedel iadesi talepleriyle açtığı asıl ve birleşen davaların reddine yönelik bölge adliye mahkemesi kararı, davacının kendi iradesiyle attığı imzaya bağlı olduğu, okuma yazma bilmemesinin sözleşme ehliyetini etkilemediği ve hile iddiasının ispatlanamadığı gerekçeleriyle Yargıtay tarafından hukuka uygun bulunarak onanmıştır.
11. Hukuk Dairesi         2025/4393 E.  ,  2026/842 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Mahkemesi

SAYISI :2024/2317 Esas, 2025/993 Karar
BİRLEŞEN DAVA :... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/38 E. sayılı dosyası
HÜKÜM :Ret
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...’nın oğlu ...’nın hissedarı bulunduğu dava dışı şirket ile davalı arasında 10.08.2011 tarihinde akdedilen 1.000.000,00 TL limitli kredi kapsamında müşterek müteselsil borçlu ve kefil sıfatı ile yer aldığını ve taşınmazını ipotek ettirdiğini, ancak adı geçenin okuma yazmasının bulunmaması, yaşı ve uzun süreden beri hasta olması nedeni ile kredi sözleşmesinden haberdar olmadığını, imzaları, adına kayıtlı olup, Çayırova Belediyesi uhdesinde kalan hissenin satın alma işlemleri için gerçekleştirdiği inancıyla attığını, yine el yazısı ile yazılı kısımları bakarak yazdığını, müvekkilinin hata ve hileye duçar bırakıldığını, banka tarafindan ipoteğin paraya çevrilmesi amacıyla başlatılan icra takibi sonucunda taşınmazın davalıya intikali ile 26.10.2015 tarihinde durumdan haberdar olduğunu ileri sürerek dava konusu ..., ......ada, 6 no'lu parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazın davalı banka adına olan tapu kaydının iptaline, bu talebin kabul edilmemesi halinde müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile açılan menfi tespit davasının kabulüne, belirlenecek taşınmazın rayiç bedelinin davalı bankadan istirdadı ile davacıya ödenmesine, yolsuz tescil sonucu oluşmuş ipoteğin iptali ile ipotek kaydının düzeltilmesine, davalı hakkında %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesinin netice-i talep bölümünde maddi hata sonucu yer verilmeyen tescil istemi açısından eldeki davanın açıldığını ileri sürerek asıl davanın konusunu oluşturan taşınmazın davacı ... adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, kendi eli ile imza atmayı tercih eden davacının okuma yazma bilmese bile imzasıyla bağlı olması gerektiği, kaldı ki okuma yazma bilinmemesinin sözleşme yapma ehliyetine de bir etkisinin bulunmadığı, davacının hileli yollarla kefil olduğuna yönelik iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı hakkında başlatılan icra takiplerine dayanak genel kredi sözleşmesine ilişkin kefaletin ve ipotek senedinin geçerli olmadığından bahisle menfi tespit ile tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.