Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütü üyeliği davasında sanığın örgütle hiyerarşik bağının eksik araştırılması ve istinaf mahkemesinin usul hatası nedeniyle hükmü bozdu.
Özet: Yargıtay, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkum edilen bir öğretmenin davasında, sanığın 17/25 Aralık sonrası örgütün hiyerarşik yapısına katıldığını gösteren kesin ve yeterli delil bulunmadığını, UYAPtaki olası diğer beyanların araştırılmaması ve tanıkların usulüne uygun dinlenmemesi gibi eksik soruşturma yapıldığını; ayrıca Bölge Adliye Mahkemesinin temel cezayı duruşma açmadan evrak üzerinde düzelterek usul hatası işlediğini belirterek, hükmün yetersiz araştırma ve hukuka aykırı uygulama nedeniyle bozulmasına hükmetmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/777 E., 2020/1633 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 2. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : 2020/184 E., 2020/275 K.SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : BozmaBölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1- Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan ..... terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, dosya kapsamı itibariyle örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat ByLock kullanıcısı olmayan, kod adı kullandığına dair tespit bulunmayan, öğretmen olarak görev yaptığı öğretim kurumunda 2010 yılı ve öncesinde öğrencilere sohbet verdiği, öğrencileri örgüt evlerine yönlendirdiği yönündeki tanık anlatımları dışında delil ikame olunamayan sanığın, 17/25 Aralık sonrası sanığın örgütle ilişkisinin sempati düzeyini aşarak örgütün hiyerarşik yapısına girdiğini gösterir ve örgüt üyeliği suçundan mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil elde edilmesini teminen, UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başkaca bir beyan yahut delil bulunup bulunmadığı araştırılması, şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesi okunmakla yetinilen ...... ve tespiti halinde diğer beyan sahiplerinin tanık sıfatıyla, doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5. maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenmeleri ile tüm delillerin birlikte 5271 sayılı Kanun'un 217 inci maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz belgelere dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi, 2- Kabul ve uygulamaya göre de;Sanığın terör örgütüne üye olmak suçundan eylemine uyan TCK'nın 314/2, 62, 53, 58/9 ve 3713 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi gereğince temel cezanın 6 yıl olarak belirlenip neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ilk derece mahkemesince verilen hükmün temel cezada alt sınırdan makul oranda uzaklaşılmak suretiyle belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle hukuka aykırı olduğunu değerlendiren Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi gereğince duruşma açıp sonucuna göre aynı kanun maddesinin 2. fıkrası gereğince ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması gerekirken, kanun maddesine yanlış anlam yüklenerek duruşma açmaksızın evrak üzerinde ilk derece mahkemesince belirlenen temel cezanın karar düzeltme yoluyla 5 yıl olarak belirlenmesi,Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün belirtilen sebeplerden dolayı 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304/2-b. maddesi uyarınca Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.