Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan sanığın müdafiinin yokluğunda ve savunması alınmadan verilen mahkûmiyet hükmünü savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle bozmuştur.
Özet: Yüksek mahkeme, hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararını, bölge adliye mahkemesinin sanık müdafiinin mazeret dilekçesine rağmen duruşmaya devam etmesi, başka bir müdafi görevlendirmemesi ve sanığın savunmasını almaksızın hüküm kurması nedeniyle bozmuştur; zira Türk Ceza Kanununun 142/2-h ve 143. maddelerinde düzenlenen suçun alt sınırının 5 yıldan fazla olması sebebiyle Ceza Muhakemesi Kanununun 150/3. maddesi uyarınca müdafi hazır bulunmadan karar verilemeyeceği, bu durumun savunma hakkını kısıtladığı ve 188/1 ile 289/1-e maddelerine aykırılık teşkil ettiği tespit edilerek, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına ve dosyanın bölge adliye mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2023/16128 E.  ,  2025/20983 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2019/3902 E., 2022/717 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkûmiyet hükmü kaldırılarak mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin "Sanığın suçu işlediğine dair hiçbir delil bulunmadığı, sanığın tek suçunun traktörün 500 m. yakınından geçen bir aracın içerisinde olmak olduğu, aksine dosyada sanığın lehine bir çok delilin mevcut olduğu, sanığın beraat etmesi gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesinde yer alan yasal zorunluluk nedeniyle müdafinin hazır bulunduğu oturumda karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, müdafiinin mazeret dilekçesine binaen yargılamaya devam edilip duruşma ertelenmeden veya başka bir müdafi de görevlendirilmeden, sanığın savunması da alınmaksızın yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.