Kredi kartı komisyonu işleminde tefecilik suçunun yasal unsurları oluşmadığından beraat yerine verilen mahkumiyet hükmünün bozulması.
Özet: Yüksek mahkeme, sanığın mağdurun kredi kartından çekilen paradan küçük bir miktar kesintiyi banka komisyonu olarak belirtip kalanını mağdura iade etmesini içeren eyleminin, kazanç elde etme kastıyla ödünç para verme amacı taşımadığı ve bu nedenle tefecilik suçunun yasal unsurlarını oluşturmadığı gerekçesiyle yerel mahkemenin mahkumiyet kararını bozmuştur; ayrıca, suçun unsurları oluşsa bile, sanık lehine olan kanun hükmü uyarınca adli para cezasının alt sınırının yanlış belirlenerek sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesinin de hatalı olduğunu belirtmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/309 Esas, 2021/560 KararSUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine SUÇ : TefecilikHÜKÜM : MahkumiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaEK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onamaMahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;Hazinenin tefecilik suçunun mağduru olduğu, vekilinin sanık hakkındaki hükmü temyiz ettiği gibi bozma öncesinde verilen hükmü de temyiz ettiği, talebinin katılma iradesi içerdiği ancak mahkemece katılma kararı verilmediği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237/2 ve 260/1. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında atılı suçtan açılan kamu davasına katılan olarak kabulüne ancak temyiz aşamasında vekalet ücretine hükmedilemeyeceğine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:Olay tarihi olan 15.05.2014 tarihinde mağdur ...'ın sanığın işlettiği işyerine gelerek paraya ihtiyacı olduğunu, kredi kartı ile para çekemediğini söyleyip kartını verdiği, sanığın da kartı post cihazından geçirerek 480 TL çekip karşılığında bankanın komisyon aldığını söyleyerek mağdura 451 TL ve 20 TL değerinde iki paket sigara verdiği, sanığın gerçek bir alışveriş olmaksızın mağdurun kredi kartından çektiği paradan 9 TL kesinti yapıp kalan kısmı mağdura iade ettiği kabul edilerek tefecilik suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesi gerektiği, sanığın banka komisyonu kadar kesinti yaptığı, bu itibarla somut olayda kazanç karşılığı borç para verme kastının olmadığı anlaşılmakla, tefecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilerek atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,Kabule göre de;5237 sayılı Kanun'un 241/1. maddesinde yer alan “beş yıla kadar hapis ve” ibaresi 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 14. maddesi ile “altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden” şeklinde değiştirilmiş ise de suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan hali ile 5237 sayılı Kanun'un 241/1. maddesi ve aynı Kanun'un 52/2. maddesi uyarınca tefecilik suçu yönünden adli para cezasının alt sınırının 5 gün olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü ve mahkeme kararında alt sınırdan uzaklaşıldığının da belirtilmemiş olması nazara alındığında sanığın lehine olan Kanun gözetilmeksizin adli para cezasına ilişkin olarak alt sınırdan belirlenen temel cezanın "5 gün" yerine "500 gün" olarak tayin edilerek sanık hakkında fazla ceza tayini, Kanuna aykırı, katılan Hazine vekili ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.