Yurt dışı şantiyelerde haksız fesih iddiasıyla açılan işçilik alacakları davasında, grup şirketleri arasında sorumluluğun ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması koşullarının incelenmesi.
Özet: Dava, davacının yurt dışı şantiyelerinde haksız fesihle işten çıkarılması ve ödenmeyen fazla çalışma, tatil ücretleri, yıllık izin ile kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının tahsili talebine dayanmaktadır. Davalı, aralarında işçi-işveren ilişkisi olmadığını savunarak husumet itirazında bulunmuş, ilk derece ve istinaf mahkemelerince bu itiraz reddedilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz incelemesinde yüksek mahkeme, tüzel kişiler arasında yalnızca organik bağ bulunmasının, tüm çalışma dönemine ilişkin alacaklardan müteselsil sorumluluk sonucunu doğurmayacağını belirtmiştir. Grup şirketleri veya holdingler bünyesindeki çalışmalarda, işçilik alacaklarının hesaplanması ve işverenlerin sorumluluğunun belirlenmesi için işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam gibi somut hukuki ilişkilerin varlığının zorunlu olduğunu vurgulayarak, aksi takdirde hizmetlerin birleştirilemeyeceğini ifade etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1495 E., 2025/421 K.DAVA TARİHİ : 22.09.2020İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. İş MahkemesiSAYISI : 2020/556 E., 2022/152 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bünyesinde yurt dışı şantiyelerde çalıştığını, iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, haftanın 7 günü sabah saat 07.00'de işe başlayıp akşam 19.00'a kadar çalıştığını, iş yoğunluğuna göre 19.00'dan aşağı olmamak üzere gece 23.00'e kadar da çalışmasının olduğunu, davalı işverence hafta tatili izni kullandırılmadığını, ücretinin de ödenmediğini, ayrıca müvekkilinin hafta tatillerinde çalışmasının günlük 7,5 saati aşan kısmının fazla çalışma olarak hesaplanması gerektiğini, ulusal bayram ve genel tatillerin tamamında çalışmaya devam ettiğini ve karşılığının da ödenmediğini, müvekkilinin davalı işverene ait şantiyede yatılı olarak kaldığını ve günde 3 öğün yemeğin işveren tarafından sağlandığını, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ve karşılığının da ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücretli izin ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, müvekkili Şirketin yurt dışı şantiyesi bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasında işçi - işveren ilişkisi bulunmadığını, talep edilen alacaklara hak kazanılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; husumet itirazına değer verilmeyip yapılan inceleme sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılama aşaması ve dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporuna yapılan itirazlar değerlendirilerek İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu ifade edilmiş, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Ücret tespitinin hatalı olduğunu, ayrıca kabul edilen para biriminin de isabet taşımadığını,2. Davacı ile davalı arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, husumet itirazlarının dikkate alınmamasının hatalı olduğunu,3. Yıllık izinlerin kullandırıldığını,4. Talep edilen alacaklara hak kazanılamayacağını, uygulanacak hukukun hatalı tespit edildiğini, bütün hak ve alacakların eksiksiz ödendiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, husumet, hüküm altına alınan alacakların ispatı ve hesaplanması, hizmet süresi, ücret seviyesi ile davacının iş sözleşmesinin tazminatı gerektirecek şekilde son bulup bulmadığı noktalarında toplanmaktadır.Tüzel kişiler arasında sadece organik bağ bulunması, çalışma döneminin tamamına ilişkin alacaklardan işçinin çalışmış olduğu her bir tüzel kişinin müteselsilen sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Zira sadece organik bağın varlığı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir. Grup şirketleri veya holdingler bünyesinde yer alan çalışmalar açısından; çalışma hayatında işçinin sigorta kayıtlarında yer alan işverenin dışında grubun başka şirketlerine hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında birbiri ile bağlantısı olan bu şirketler tarafından sürekli giriş çıkışlarının yapıldığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Sadece şirketler arasında organik bağdan söz edilerek işçilik alacaklarından aralarında bağlantı bulunan işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi veya birden fazla şirkette geçen çalışmalar için sadece bir şirketin sorumluluğunun yeterli görülmesi mümkün değildir. Belirtmek gerekir ki aynı gruba ait olan şirketlerin aralarında organik bağ bulunması olağandır. İşçilik alacaklarının belirlenmesi noktasında, kural olarak aynı gruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliğe haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün olmaz. Bu gibi durumlarda işçilik alacaklarının hesabında, hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi için şirketler/işverenler arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir.Türk uyruklu kişilerin yabancı ülkelerde o ülke vatandaşları ya da şirketleriyle birlikte kurdukları şirketler aracılığıyla aldıkları işler kapsamında çalıştırdıkları Türk işçilerinin alacaklarından yabancı kişinin şirketteki pay durumuna göre Türk firmasının sorumluluğunun irdelenmesi gerekir. Yurt dışında kurulan firmanın hakim ortağı Türk firması ise yurt dışında bu işyerinde çalıştırılan işçiler yönünden hâkim ortağın sorumluluğuna gidilmesi mümkündür. Yabancı kişinin ortaklığı, gerçek bir ortaklık olmayıp o ülkede iş yapabilmek amacıyla salt bir formalitenin yerine getirilmesinden ibaret ise işçilik alacaklarına karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınmak hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir. Bu durumda Türk firmasının sorumluluğu söz konusu olur.Somut uyuşmazlıkta davacı vekili; davacının davalı işverenin işçisi olup müvekkilinin hak ve alacaklarından davalı Şirketin sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili ise davacı ile davalı Şirket arasında herhangi bir iş ilişkisi mevcut olmadığını savunarak davanın husumet yönünden reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince davacının yurt dışında kurduğu iş ilişkisine dair belgelerden hareketle dava dışı ...,....,.... Firmalarının özellikle Türkiye'de temsilciliklerinin bulunup bulunmadığına ilişkin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığına müzekkere yazılmış ise de bu yazılara verilen cevaplar ile herhangi bir kayıt sunulmadığı görülmüştür. Mahkemece husumet hususunda ağırlıkla tanık beyanlarından hareket edilerek gerekçe oluşturulmuş ve davalının sorumluluğuna gidilmiştir. Ancak yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.Öncelikle davalı Şirketin ve dava dışı bahsi geçen iki şirketin ortaklarını gösterir ticaret sicil kayıtları ve davacının işyeri kayıtlarının eksiksiz bir biçimde, yöntemince temin edilmelidir.Bu eksiklikler giderildikten sonra açıklanan ilkeler doğrultunda davacının iddiası değerlendirilip sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre karar verilmesi yerine, deliller tam olarak toplanmadan eksik inceleme ile davalının sorumluluğuna karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.