İşverene kesilen idari para cezası ve uğranılan kazanç kaybının maden mühendisi daimi nezaretçiden rücuen tahsili davasının, cezanın şahsiliği ve işverenin denetim sorumluluğu gerekçesiyle reddi.
Özet: Davacı maden ruhsat sahibi, davalı daimi nezaretçi mühendisin görevini gereği gibi yapmaması nedeniyle şirkete kesilen idari para cezasını ve maden faaliyetlerinin durmasından kaynaklanan sekiz aylık kar kaybını tazmin talebiyle dava açmış; fakat hem ilk derece hem de istinaf mahkemeleri, idari para cezasının ruhsat sahibinin kendi denetim eksikliğinden kaynaklandığını, cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca davalıdan tahsil edilemeyeceğini, davalının deftere aykırılıkları kaydettiği ve ruhsat sahibinin de bu kayıtları imzaladığı göz önüne alındığında davalının kusurlu bir davranışının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2143 E., 2025/1077 K.DAVA TARİHİ : 18.04.2023İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 46. İş MahkemesiSAYISI : 2023/182 E., 2024/88 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işçinin müvekkilinin ruhsat sahibi olduğu maden işletmesinde daimi nezaretçi maden mühendisi olarak çalıştığını, davalının kendisine yüklenen görevi gereği gibi yerine getirmediğinden müvekkiline Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün 26.01.2022 tarihli kararı ile 103.833,00 TL idari para cezası uygulandığını, müvekkilinin söz konusu cezayı ödemek zorunda kaldığını, ayrıca aynı karar ile faaliyeti durdurulan işletme 8 ay üretim yapamadığından bu dönem kârından da mahrum kaldığını, bu durumun farkında olan davalının sorumluluktan kurtulmak amacıyla 17.11.2021 tarihinde ihtarname ile iş sözleşmesini feshettiğini, müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı idari para cezasının davalının kusuru oranında rücuen tahsili ile 8 aylık kazanç kaybının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı işveren nezdinde 22.02.2018-17.11.2021 tarihleri arasında maden mühendisi ve daimi nezaretçi olarak çalıştığını, ücretlerinin eksik ve geç ödenmesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, müvekkilinin daimi nezaretçi olarak çalışmış olduğu dönemde görevini yerine getirdiğini, müvekkilinin dava konusu taleplere ilişkin bir sorumluluğu bulunmadığını, sorumluluğun ruhsat sahibinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamına göre 3213 sayılı Maden Kanunu'nun (3213 sayılı Kanun) 10. maddesi ile Maden Yönetmeliği'nin 126. maddesinde daimi nezaretçinin haftada bir kez faaliyetleri düzenli bir şekilde denetleyerek tespit ve önerilerini daimi nezaretçi defterine kaydetmek zorunda olduğunun belirtildiği, aksi takdirde daimi nezaretçi ve ruhsat sahibi için ayrı ayrı idari yaptırım öngörüldüğü, daimi nezaretçi defterinin düzenli tutulmaması nedeniyle davacı Şirkete hakkında uygulanan idari yaptırımın uygun ve yerinde olduğu, nezaretçi defterinin bütün kayıtlarında ruhsat sahibi ve yetkilisinin de imzasının ve olurunun bulunduğu, ruhsat sahibinin denetim sorumluluğunun bulunduğu, idari yaptırımın ruhsat sahibinin denetimsizliğinden kaynaklandığı, daimi nezaretçinin dahlinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işçinin davacıya ait işyerinde 22.02.2018-17.11.2021 tarihleri arasında teknik nezaretçi maden mühendisi olarak çalıştığı, 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinde teknik nezaretçi defterinin zamanında ve gerçeğe uygun olarak doldurulmaması nedeniyle hem maden ruhsat sahibine hem de teknik nezaretçiye ayrı ayrı yaptırımlar ve idari para cezalarının öngörüldüğü, belirtilen nedenle davalı işyerinde yapılan denetim sonucu davacı ruhsat sahibine nezaretçi defterinin usulüne uygun olarak tutulmamasından ayrı yaptırım düzenlendiği ve bundan şahsen sorumlu olduğunun belirlendiği, cezaların şahsiliği ilkesi gereğince belirtilen cezanın davalıdan tahsilinin talep edilemeyeceği, ruhsat sahibi davacının tebliğinden itibaren 30 gün içinde idari para cezasının iptalini idare mahkemesinden talep etme hakkı olmasına rağmen bu yola başvurduğuna yönelik herhangi bir bilgi ve beyan da bulunmadığı, davalının teknik nezaretçi defterine projeye aykırı durumları yazdığı ve projeye aykırılığın ne şekilde giderilmesi gerektiğine ilişkin görüşlerini belirttiği defterin ruhsat sahibi davacı tarafından da imzalandığı, davacının kendisi hakkında verilen idari para cezasını davalıdan rücu etmesinin mümkün olmadığı, davalı teknik nezaretçinin kusurlu bir davranışı ya da kanundan kaynaklanan sorumluluğunun tespit edilemediği, faaliyeti durdurma nedeniyle mahrum kalınan zararın da davalıdan tahsili talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı tarafın maden mevzuatına aykırı davranışta bulunduğundan sorumluluğu bulunduğunu, 2. Bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; dava konusu alacak taleplerinden davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.