Yabancılık unsuru içeren işçi alacakları davasında, temyiz kesinlik sınırının altında kalan davalı tarafın başvurusu reddedilerek Gürcistan iş hukukunun uygulanması.
Özet: Gürcistanda çalışan davacının iş akdinin feshi sonrası açtığı işçilik alacakları davasında, uyuşmazlığa Gürcistan iş hukukunun uygulanması neticesinde kıdem ve ihbar tazminatı talepleri bu ülkenin hukukunda düzenleme bulunmaması ve sözleşmenin belirli süreli kabul edilmesi gerekçeleriyle reddedilmiş, buna karşın hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları kısmen kabul edilmiştir; davalının temyiz başvurusu kabul edilen alacak miktarının kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle reddedilirken, davacının temyiz başvurusu ise esastan incelemeye alınmıştır.
9. Hukuk Dairesi         2025/3425 E.  ,  2025/6671 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/3413 E., 2025/454 K.
DAVA TARİHİ : 04.02.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 30. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/229 E., 2024/713 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre iş sözleşmesi 10.06.2016 tarihinde sona eren davacının, kabul edilen ve temyize konu edilen toplam alacak miktarı 576,68 USD olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin Gürcistan'da bulunan işyerinde 08.12.2014-13.06.2016 tarihleri arasında kaynak ustası olarak 2.000,00 USD net ücret ile çalıştığını, davalının yemek ve kalacak yer temin ettiğini, davacının sabah 07.00'den akşam 21.00'e kadar haftanın her günü çalıştığını, iki haftada bir izin kullandığını, dinî bayramların ilk günü hariç tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı işverenin davacının Gürcistan'da çalışmaya gitmesine aracılık etmediğini, bahse konu tarihler arasında davalı işverende çalışmadığını, iş sözleşmesinin olmadığını dolayısıyla herhangi bir hukuki bağının bulunmadığını, davalı işverenin Gürcistan'da kayıtlı bir işyerinin olmadığını, bu nedenlerle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, hukuki bağı olmayan davacının dava konusu alacakları talep edemeyeceğini, dava dışı .... isimli Şirketin Gürcistan yasalarına göre kurulmuş ayrı bir tüzel kişilik olduğunu, dolayısıyla iş sözleşmesinde de belirtildiği üzere yetkili mahkemelerin bu Ülkenin mahkemeleri olduğunu, dava konusu uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulamayacağını ayrıca davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, davacının davalı Şirket nezdinde 09.12.2014-10.06.2016 tarihleri arasında 1 yıl 6 ay 2 gün çalıştığı, en son aylık net 2.000,00 USD ücret aldığı, dava konusu talepler yönünden Gürcistan iş hukukunun uygulanması gerektiği, Gürcistan iş hukukunda kıdem tazminatına ilişkin düzenleme bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafın kıdem tazminatı talebinin yerinde olmadığı, yine davacının iş sözleşmesinin Gürcistan İş Kanunu'nun 37/B hükmü uyarınca feshedildiği, bu nedenle iş sözleşmesinin belirli süreli olarak kabulünün gerektiği, bu nedenle ihbar tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği, davacının günlük 12 saatlik vardiyalar ile 1,5 saatlik ara dinlenmelerinin düşümü neticesinde günlük 10,5 saat, 2 haftada 1 gün pazar tatili yaparak çalıştığı, haftada 6 gün çalışılan haftalarda 63 saat, haftanın 7 günü çalışan haftalarda ise 73,5 saat çalışma yaptığı, davacıya bu çalışmalar için yapılan ödemeler de dikkate alındığında ödenmeyen fazla çalışma alacağının bulunmadığı, buna karşın ödendiği yargılama süresince ispat edilemeyen net 227,68 USD hafta tatili alacağının bulunduğu, bu miktarın hüküm altına alınması gerektiği, yine dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından davacının ödenmeyen ulusal bayram ve genel tatil alacağının bulunduğu, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıkta, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukuk uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmesi ve yabancı hukuk uygulanması nedeniyle davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Gürcistan İş Kanunu'nda kıdem tazminatına dair düzenleme bulunmadığından talebin reddi isabetli olduğu, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olarak düzenlendiği, süre sonunda sözleşmenin yenilenmediği bu durumda Gürcistan İş Kanunu'nun 37/B hükmüne göre sözleşmenin sona erdiği ve aynı Kanun'un 38. maddesine göre davacının ihbar tazminatı hakkı olmayacağı, benzer iş sözleşmeleri ile çalışan işçilerle ilgili emsal kararlarda Yargıtay uygulaması gözetilerek ücret seviyesi ile çalışma düzenin belirlenmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, davalı lehine vekâlet ücretine ve yargılama giderine yansıtılmaması gerektiğine dair kabulün yerinde olduğu gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Dava konusu uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, yabancı hukukun uygulanmasının adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu,
b. Davacının ücretinin hatalı belirlendiğini,
c. Davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının kabulünün gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekilinin temyiz istemi miktar itibarıyla kesinlik sınırı altında kaldığından temyiz nedenlerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Gürcistan hukukuna göre kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının bulunup bulunmadığına ve alacakların hesaplanmasına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dosya içeriğine göre davacının yurt dışında çalıştırılması Türkiye İş Kurumu aracılığı ile gerçekleşmemiştir. Taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinde topoğraf olarak çalışacak olan davacıya her ay 2.000,00 USD ödeneceği ancak bunun 1.000,00 USD kısmının temel ücret, 1.000,00 USD'lik kısmının ise haftada 20 saat fazla çalışma ve ayda iki hafta tatilinde 10 saatlik çalışma karşılığı olduğu belirtilmiştir. Davacı aylık temel ücretinin 2.000,00 USD olduğunu iddia ederek işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının aylık temel ücreti 1.000,00 USD kabul edilmek suretiyle işçilik alacakları hesaplanmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm, “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir.
Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı).
Avrupa Adalet Divanının bir kararında belirtildiği üzere azami çalışma süresi işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgilidir (14.10.2010, Günter Fuß v Stadt Halle, Case C-243/09, EU:C:2010:609, p. 32-33). Ülkemizde de çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak amacıyla çalışma süreleri sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda 4857 sayılı İş Kanunu’nda (4857 sayılı Kanun) günlük çalışma için en çok 11 saat, haftalık çalışma için ise en çok 45 saatlik bir süre öngörülmüştür. İşçinin onayı ile yılda 270 saati geçmemek üzere fazla çalışma yapılabileceği göz önünde bulundurulduğunda 4857 sayılı Kanun'a tâbi işçiler bakımından haftalık azami çalışma süresinin 50 saat olduğu söylenebilir.
Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin asgari ücretten ayda en az 22,5 saatlik fazla çalışmayı karşılayacak miktarda yüksek olması kaydıyla fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna yönelik sözleşme hükmü geçerlidir. Böyle bir durumda yılda 270 saat fazla çalışma karşılığının aylık ücret içinde ödendiği kabul edilmektedir. Yine Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin fazla çalışmayı da kapsadığı şeklinde bir düzenleme olması durumunda, temel ücret yılda 270 saatlik fazla çalışmayı de içine alan ücrettir. İşçilik alacakları bu temel ücret üzerinden hesaplanmaktadır. Yani temel ücret belirlenirken fazla çalışma karşılığı olarak ödenen miktar ayrıştırılmamaktadır. Gerçekten işçiye, fazla çalışma yapmasa dahi aynı ücretin ödenmesi, ayrıştırma yapılmamasını gerektirir.
Somut olayda sözleşmede davacı işçiye her ay 2.000,00 USD ödeneceği ve bunun için davacının ayda iki hafta haftalık 57 saat, iki hafta ise haftalık 67 saat çalışacağı düzenlenmiştir. Davacının sürekli biçimde bu şekilde çalıştırılması Türk hukukunda öngörülen azami çalışma süresini ihlal eden bir durumdur. Türk hukuku bakımından da azami çalışma sürelerine ilişkin kurallar iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanabilmesinin bir gereğidir. Azami çalışma süresi, ihlali hâlinde ortaya çıkabilecek kazalar dikkate alındığında, sadece işçinin değil üçüncü kişilerin de sağlık ve güvenliğini ilgilendirdiğinden Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ve vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle kamu düzenine ilişkin bir düzenleme olarak kabul edilmelidir.
Yukarıda belirtildiği üzere 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca belirli bir uyuşmazlığa uygulanacak yabancı hukuk hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, gerekli görülen hâllerde, o kural yerine Türk hukuku uygulanmalıdır. Davacı işçinin her ay sürekli olarak iki hafta 57 saat, iki hafta ise 67 saat çalışması gerektiğinin kararlaştırılması, Türk hukukunda yer alan ve kamu düzenine ilişkin azami çalışma süresini açıkça ihlal ettiğinden, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerekir. Bu durumda aylık temel ücretin 2.000,00 USD olduğu ve bunun yıllık 270 saat fazla çalışma ücretini kapsadığı kabul edilmeli, işçilik alacakları da buna göre hesaplanmalıdır.
Belirtilen nedenlerle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, Sayın Çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyoruz.