Yağış ve fırtına sonucu iş yeri hasarına dayalı sigorta tazminatı davasında, hukuki dinlenilme hakkı ihlaliyle verilen bozma sonrası gider avansı yatırılmaması.
Özet: Davacı, müşterek maliki olduğu işyerinde meydana gelen fırtına hasarı nedeniyle sigortacıdan talep ettiği tazminatı 78.087 TLye yükselttikten sonra ilk derece mahkemesinde davayı kazanmış; ancak bu karar, bilirkişi raporlarının davalıya tebliğ edilmeyerek savunma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle Yargıtay tarafından bozulmuştur. Bozma sonrası ilk derece mahkemesi, bilirkişi atamaları ve gider avansı sorumluluğu konusunda yaşanan tereddütler ve yargıç değişikliği sonrasında, yeni bir bilirkişi heyeti için gerekli gider avansını davacının kesin süre içinde yatırması gerektiğine hükmetmiş, fakat davacı bu kesin süreye uymayarak avansı yatırmamış ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun dava şartı olan gider avansı hükümlerine aykırı bir durum ortaya çıkarmıştır.
4. Hukuk Dairesi         2022/14697 E.  ,  2025/16451 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/443 E., 2022/277 K.
Karar, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ....... geldi. Davalı adına gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 09.12.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin müşterek maliki olduğu davalıya sigortalı iş yerinde 15-16 Aralık 2009 tarihinde yoğun yağış ve fırtına sebebi ile hasar meydana geldiğini açıklayıp fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL nin davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah ile artırılan toplam 78.087,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, hasar miktarının poliçe muafiyet tutarının altında kaldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.11.2013 tarihli ve 2010/674 Esas, 2013/12 Karar sayılı kararıyla davanın kabulü ile 78.087,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.07.2015 tarih ve 2013/16503 esas ve 2015/9416 karar sayılı ilamı ile;''1-Dava, iş yeri sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 1982 T.C. Anayasa'sının 26. ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 27.maddesi uyarınca, taraflar dinlenmeden iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm verilemez. Yine HMK'nin 280 maddesi hükmüne göre "Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir." Bilirkişi rapor örneğinin taraflarca okunup değerlendirilebilmesi, varsa itirazlarını dile getirebilmeleri ya da belirsizlik gösteren hususlar hakkında açıklama yapılmasını temin amacıyla veya yeni bilirkişi incelemesini talep edebilmeleri için taraflara tebliğ edilmesi zorunluluğu öngörülmüştür.
Somut olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ve davacı tarafından dosyaya sunulan deliller davalıya tebliğ edilmeden, rapora itiraz etme veya beyanda bulunma hakkı verilmeden Anayasa ve HMK ile koruma altına alınan hukuki dinlenilme ve savunma hakkı kısıtlanarak davalı aleyhine hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. '' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''Alınan bilirkişi raporu davalıya tebliğ edilmiştir. İtiraz sonrası ek rapor alınmıştır. Ek raporun yeterli görülmemesi üzerine yeniden rapor alınmak istenilmiş, 27/03/2018 tarihli 1 numaralı ara karar gereği rapor alınması için atanan sigorta uzmanı bilirkişinin KHK nedeniyle ihraç olması nedeniyle heyette bulunan diğer bilirkişilerden inşaat ve hukukçu bilirkişi tarafından rapor verilmiştir. Sigorta bilirkişisi eksiğinin tamamlanması için yeniden sigorta bilirkişisi atanmıştır. Alınan rapor ile de yetinilmemiş itiraz üzerine yeniden 3'lü heyetten (sigorta, nitelikli hesap ve inşaat bilirkişisinden) rapor alınması yönünde ara karar hükmedilmiş, davalı tarafça masrafın yatırılmasına hükmedilmiştir.
Bu yöndeki ara karardan sonra mahkememizde hakim değişikliği olmuş, 19. Celse ara kararındaki hükmün yerine getirilmesi konusunda tereddüt oluşması nedeniyle, mahkeme hakimince yeni heyete verilecek ücretin ispat yükümlülüğü kapsamında davacı tarafça karşılanması gerektiği düşünülerek davacı tarafça yatırılması gerektiği yönünde karar verilmiştir. Ancak celsede hükmedilen ara kararda davalı vekilince gider avansının ödenmesi gerektiği yazıldığından kesin süre davacı açısından işlememiştir. Bu duruma ilişkin 22. Celsede davacı vekilinin kalemce arandığına dair de duruşma zaptına madde eklenmiştir. Ek olarak 22. Celsede yeni bilirkişi heyetinden rapor alınması yönünde davacı vekiline eksik gider avansını yatırmak için kesin süre ve sonuçlarını ihtar eden ara karar tesis edilmiş ve bu karar davacı vekiline tebliğ edilmesine rağmen 2 haftalık kesin süre içerisinde gider avansı yatırılmamıştır.
HMK'nun 114/g maddesinde gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiştir. HMK.nun 115/2 ve 120 maddelerinden ve 30.09.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan HMK gider avansı tarifesinin 1 ve 6 maddelerindeki düzenlemelerden gider avansının davanın açılması sırasında alınmasının şart olmadığı mahkemenin sonradan da bu eksikliği kesin süre vererek ikmal ettirebileceği anlaşılmaktadır. Davanın açıldığı tarihte eksik veya hiç gider alınmamış olsa bile gider avansı dava şartı olmakla hüküm verilinceye kadar ikmal ettirilebilir. Bu durum, davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. Gider avansının yatırılmaması halinde dava usulden red edilir. Tarafların bazı usuli işlemleri belli bir süre içinde yapmaları için hakimin bir tarafa kesin mehil verebileceği HMK'nun 94 ve devamı maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
30.09.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 1. maddesinde tarifenin amacının dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu açıklanmıştır. Tarifenin 6. Maddesinde “Bu Tarifenin yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan davalarda, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 120. maddesinin ikinci fıkrasına göre gider avansı ikmal ettirilir.” düzenlemesi getirilmiştir.
Anılan düzenlemelerden ve dava şartı müessesesinden gider avansının davanın açılması sırasında alınmasının şart olmadığı, mahkemenin sonradan bu eksikliği kesin süre vererek ikmal ettirebileceği anlaşılmaktadır. Buradan hareketle 1086 sayılı HMK döneminde açılmış olsa da, istisnai hüküm bulunmaması nedeniyle davanın her aşamasında aranan gider avansı dava şartının HMK 114/g, 115/2 ve 120 maddeleri gereği gözetilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Davanın açıldığı tarihte eksik veya hiç gider alınmamış olsa bile gider avansı dava şartı olmakla hüküm verilinceye kadar ikmal ettirilebilir. İster gider avansı isterse tamamlama avansı olarak tanımlansın, ikmal edilmesi gereken paranın hukuk yargılamasındaki nitelemesi dava şartı olarak gösterilen gider avansıdır. Gider avansının yatırılmaması veya ikmal edilmemesi halinde dava usulden reddedilecektir.
Ancak Kanunun 324. maddesinde delil ikamesi avansı, 325. maddesinde ise re'sen yapılması gereken işlemlerde giderler düzenlenmiştir. 324. madde gereğince “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır”.
HMK’nın 120. maddesindeki gider avansı ile ilgili düzenlemenin 324. maddedeki delil ikamesi için avans kuralı ile birlikte değerlendirilmesi ve dava şartı olan gider avansının delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderleri için dikkate alınması gerekir. Dolayısı ile delil ikamesi için alınacak avans ile dava şartı olan gider avansının birbirinden ayrılması, delillerin ikamesi için alınacak avansın gider avansı içinde yer almaması zorunludur.
Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı HMK.’un 324. maddesi düzenlemesi karşısında yoktur. Ayrıca delil ikamesi avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekir. Diğer yandan örneğin resen hesap raporu alınacaksa giderin 325. maddesi kapsamında değerlendirilmesi isabetli olacaktır.
Yukarda açıklandığı üzere dava şartı olarak öngörülen düzenlemenin davanın reddine yol açması nedeniyle mahkemece gider avansı ile delillerin ikamesine yönelik avans ayrılmalı, gider avansının da nelerden ibaret olduğu net olarak belirlenmeli ve tarafa da hem gider avansının hem de delil ikamesi avansının hukuki sonuçları konusunda uyarı yapılmalıdır.
Somut olayda mahkemece 11/07/2019 tarihli duruşmada "davacı vekiline 750,00 TL eksik gider avansı ve keşif harcını depo etmek üzere iki hafta kesin süre verilmesine" şeklinde ara karar verilip, verilen kesin süre içinde gider avansının yatırılmadığından bahisle HMK 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş ise de, söz konusu ara kararında delil avansını oluşturan keşif harç ve masrafları kalem kalem açıklanıp, her kalemin miktarı ayrı ayrı gösterilmediği gibi, verilen kesin sürede yatırılmamasının sonuçları da ihtar edilmemiş olup, ayrıca yukarda açıklandığı gibi gider avansı dava şartı iken, delil ikamesi avansı dava şartı olarak nitelendirilemeyeceğinden, delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması davanın dava şartı yokluğu ile reddine neden teşkil etmez. Taraf belirtilen sürede delil avansı giderini yatırmazsa dayandığı o delilden vazgeçmiş sayılır.
Mahkemece delil avansına yönelik ara kararında delil avansını oluşturan harç, tebligat, bilirkişi ücreti gibi gider gerektiren işlemleri kalem kalem açıklamalı, her kalemin miktarını ayrı ayrı göstermeli, verilen kesin sürede yatırılmamasının sonuçlarını da duruşma zaptına veya tebliğ evrakına açıkça yazmalıdır. Ayrıca delil ikamesine yönelik avans istenildiğinde HMK.’un 115. maddesine göre değil, 324. maddesine göre işlem yapmalıdır.'' denilmektedir.
Tüm bu açıklamalardan sonra verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça gider avansının yatırılmaması nedeniyle davanın ispat edilemediği'' gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararda kanun yolunun açıkça hatalı gösterildiğini, bu hususun bozma nedeni olduğunu, kesin süre içinde delil avansını yatırılmadığından bahisle mahkemenin davayı reddetmesinin fahiş hata olduğunu, dosya kapsamında defaatle bilirkişi incelemesi yapıldığını, raporlarının tarafları lehine olduğunu, taraflarınca raporların yeterli olduğu ve bu haliyle karar verilmesi açıkça talep edilmesine karşın davalı tarafça talep edilen bilirkişi inceleme talebinde masrafın davacı tarafa yüklenmesinin akla uymadığını, ayarıca süresinde masraf yatırılmamasının davanın reddi sebebi olmadığını, mevcut delillere göre karar verilmesi gerektiğini, yargılamanın çok uzun sürmesi nedeniyle müvekkilinin zararının çok daha fazla olduğunu, makul yargılanma süresinin fazlasıyla aşıldığını belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
6100 sayılı HMK’nda gider avansı ve delil avansı ayrı ayrı düzenlenmiştir. Kanun’un 120. maddesi, “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı’nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir” hükmünü içermektedir. Bu maddede öngörülen gider avansı, HMK’nun 114. maddesi uyarınca dava şartları arasında yer almaktadır. Dava şartlarının eksik olması ve tamamlanmaması durumunda ise aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca usulden red kararı verilmesi öngörülmüştür.
Aynı Kanun’un 324. maddesinin başlığı ise “Delil İkamesi İçin Avans” olup, “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler” hükmü düzenlendikten sonra, ikinci fıkrasında tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemeleri halinde talep ettikleri delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür.
Görüldüğü üzere HMK’nın 324. maddesinde düzenlenen delil ikamesi avansı, HMK’nın 114. maddesinin 1. fıkrasının “g” bendinde belirtilen gider avansından hüküm ve sonuçları itibariyle farklı olup, dava şartı niteliğinde değildir.
Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı, HMK’nın 324. maddesi düzenlemesi karşısında yoktur.
HMK’nın 324. maddesi gereğince bu avansın hiç yatırılmamasının veya eksik yatırılmasının hukuki sonucu, delile dayanan tarafın o delilden vazgeçmiş sayılmasıdır.
Somut olayda; bozma gereği bilirkişi raporu davalıya tebliğ edildikten sonra davalı tarafça rapora yönelik itiraz edilmesi üzerine ek rapor alınmasına karar verilmiş, ek raporun düzenlenmesinin ardından çeşitli sebeplerle tekraren rapor alınmasına yönelik ara kararlar kurulmuş, davacı tarafça ise dosya kapsamında düzenlenen raporların yeterli olduğu, dosya kapsamındaki delillere göre karar verilmesi talep edilmiş, davacı tarafça bilirkişi raporu alınmasına yönelik talep olmamasına karşın bilirkişi masrafının yatırılması davacıdan istenilmiş ve davacı tarafça da masrafın yatırılmaması üzerine yukarıda belirtilen gerekçe ile ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi raporu alınmasına yönelik gider delil avansı olup, delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı HMK.’nun 324. maddesi düzenlemesi karşısında yoktur. HMK’nun 324. maddesi gereğince bu avansın hiç yatırılmamasının veya eksik yatırılmasının hukuki sonucu, delile dayanan tarafın o delilden vazgeçmiş sayılmasıdır. Ancak mahkemenin gerekçeli kararının incelenmesinde; dosya kapsamında bulunan delillere yönelik hiçbir değerlendirmenin olmadığı, sadece bozma sonrası sürecin aktarıldığı, ardından gider avansı delil avansına yönelik hukuki düzenlemelerin yer aldığı bir gerekçe yazılmış, sonra verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça gider avansının yatırılmaması nedeniyle davanın ispat edilemediği gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine şeklinde karar verilmiş ise de varılan sonuç ve değerlendirme hatalıdır.
Şu halde mahkemece, açıklanan yönler ve HMK’nın 324. maddesi gözetilerek dosyada mevcut delillere göre bir hüküm tesisi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA,
40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine
09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.