İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, trafik kazası kaynaklı cismani zarar tazminat davasında sigorta limiti, kusur tespiti ve bilirkişi raporu itirazlarını değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf başvurusu, kimliği belirsiz bir aracın neden olduğu trafik kazasında cismani zarar gören davacının, sigorta şirketinden talep ettiği tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin poliçe limiti dahilinde kısmen kabul ederek davacıya 261.098 TL maddi tazminat ödenmesine karar vermesi üzerine, hem davacının talep ettiği artırılmış miktarın tam olarak hükmedilmemesi ve haksız vekalet ücreti yükletilmesi, hem de davalının kusur durumu, SGK ödemelerinin mahsubu, TRH-2010 yaşam tablosu kullanımı gibi hesaplama yöntemleri ve davanın niteliği ile ilgili itirazları çerçevesinde verilen kararın usul ve yasaya uygunluğunu incelemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R ESAS NO: 2025/2155 KARAR NO: 2026/762İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: 30/05/2025NUMARASI: 2024/166 Esas - 2025/383 KararDAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan TazminatKARAR TARİHİ: 02/04/2026Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14/10/2014 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile seyri sırasında gidiş istikametine göre sağ tarafında bulunan ...benzin istasyonuna yakın bir mesafedeyken, kendisine ait şeritte kendisine hızla ... marka bir aracın yaklaştığını fark ettiğini, ancak sol şeritte seyretmekte olan araçlar da olduğu için sol şeride yönelemeyen müvekkilinin sağ tarafında bulunan benzin istasyonuna kaçmak zorunda kaldığını ve kanopi direklerine çarpmasıyla meydana gelen kazada plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün asli ve tamamen kusurlu olduğunu, kazaya yol açan aracın plakasının belirlenemediğini, kazanın ardından ağır şekilde yaralanan müvekkilinin uğradığı maddi zararlar için şimdilik geçişi iş göremezlik dolayısıyla 500 TL ve sürekli iş göremezlik dolayısıyla 500 TL olmak üzere toplamda 1.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işlemiş yasal faiziyle birlikte davalı tarafından ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava öncesi davacı tarafından yazılı başvuru şartının yerine getirilmeden doğrudan dava açıldığını, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen araçların motor ve şasi numaraları da belirtilmek suretiyle mecburi mali mesuliyet sigorta poliçesinin araştırılmasını, dava dilekçesinde belirtilen kazadaki kusur durumu, illiyet bağının tespiti, maluliyet oranının ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile; kaza tarihi itibariyle geçerli olan poliçe limiti ile (268.000,00-TL) sınırlı olmak üzere- 261.098,00 TL maddi tazminatın (260.598,00-TL sürekli iş göremezlik ve 500,00-TL geçici iş göremezlik olarak) dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sürekli iş göremezlik tazminatının limitin çok üzerinde olduğunu ancak ıslah dilekçesi ve değer artışı ile sınırlı olarak 260.598,00 TL tutarında hüküm kurulduğunu, dava değerinin poliçe limiti dahilinde 268.000,00 TL'ye çıkarılarak gerekli harçların yatırıldığını, kararda taleple bağlı kanılmak suretiyle hüküm kurulduğu kısmının anlaşılamadığını oysa taleplerinin 267.500,00 TL sürekli iş göremezlik ve 500,00 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplamda 268.000,00 TL olduğunu, bu sebeple hükmün bu yönüyle kaldırılması gerektiğini, davacı müvekkili adına olan taleplerinin teminat limiti ile sınırlı kalacak şekilde artırılmış olup eksiksiz harç yatırıldığını, mahkeme, bu sınıra ulaşmadan karar verdiği halde, sanki haksız şekilde fazlaya ilişkin istemde bulunulmuş gibi karşı vekil lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin zararının poliçe limitlerinin dahi üzerinde olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olduğunu, dava dilekçelerinde davanın HMK 107 kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığı açıkça belirtilmedi ğinden dava kısmi dava niteliğinde olduğunu, ikinci kez ıslah yapılamayacağını, SGK tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihi itibarı ile güncellenerek toplam tazminattan mahsup edilmesi gerekirken ödeme tarihi itibarı ile güncelleme yapılmadan ödenen tutarın o günkü değeri ile mahsup edilmesi hukuka aykırı olup yapılan ödemenin faizi ile birlikte tenzili gerektiğini, mahkeme tarafından TRH-2010 tablosu esas alınarak hatalı hüküm kurulduğunu, dava konusu iddia edilen maddi vakıa şaibeli olup, gerçeğe aykırı olarak, haksız çıkar sağlamak amacı olduğunu, maluliyet zararı oluşmadığından davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 28/02/2024 tarih, 2023/485 Esas, 2024/240 Karar sayılı kararı ile " ....tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde 14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı). Bilirkişi raporu yargıtay uygulamasına uygun olarak hazırlanmış olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde değildir.Mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda davacıya ..... tarafından yapılan 6.084.00 TL geçici iş göremezlik ödemesinin davalı tarafın kusuru oranında rücuya tabi kısmının davacının hesaplanan geçici iş göremezlik zararından güncellenmeden indirilerek hesaplanmasında isabetsizlik görülmemiştir.... Davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davasını kısmi dava olarak açmıştır. Dava belirsiz alacak davası olarak değil kısmi dava olarak açılmış olduğundan davacı vekilinin sadece bir kez ıslah hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle mahkemece davacının talep artırım hakkı bulunmadığı ve ancak bir kez ıslah yapabileceği gözden kaçırılarak, ikinci kere verilen ıslah dilekçesi doğrultusunda tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.Kaza nedeniyle mahkemece bilirkişiden alınan ilk kusur raporunda davacının tam kusurlu olduğu tespit edilmiş, teknik açıdan yeterli olmadığı gerekçesiyle Karayolları fen heyetinden alınan ikinci kusur raporunda ise davacı tali, plakası bilinmeyen araç sürücüsü %60 kusurlu olduğu tespit edilmiş ve mahkemece bu rapor hükme esas alınmıştır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporu ile ilk alınan kusur raporu arasında kusur oranlarında çelişki ortaya çıktığı halde İlk Derece Mahkemesince kusur oranları bakımından bilirkişi raporları arasında oluşan çelişkinin giderilmesi için ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden, ..... Makine Mühendisliği bölümünde görevli akademisyenlerden oluşturulacak bilirkişi kurulu gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan çelişkiyi giderecek şekilde kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. " gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporuna göre;"...İzlenen olay anı görüntülerinden; davacı aracının diğer araçlara göre daha hızlı bir şekilde görüntüye girerek kavşağa geldiği, kavşakta sağa yönelerek hızla seyrini sürdürdüğü, araç akaryakıt istasyonuna girdikten sonra ters yönden seyirle kavşakta dönüş yapan plakası belirsiz beyaz aracın görüntüye girdiği, davacı aracının ilk pompaya sürterek geçtiği ve diğer pompaya çarparak durabildiği anlaşılmıştır. ...Plakası belirlenemeyen aracın yolun sağını takiben olay yerine yaklaştığı, ancak kavşağa girmeden önce sola doğru erken manevra yaparak karşı yön bölümüne geçiş yaptığı ve davacının seyir durumunu bozduğu anlaşılmaktadır. Bu oluş şekli itibariyle dosya içerisinde bulunan 08.08.2018 tarihli rapor isabetsiz bulunmuştur. Davacı sürücü ... idaresindeki otomobil ile mahal şartlarının çok üzerinde bir hızla seyrederek kavşak mahalline girdiği, yüksek hızda gerçekleştirdiği seyri neticesinde önüne manevra yapan araca karşı kendisine ayrılan yol bölümünde kalacak şekilde tedbir alamadığı ve aracının hakimiyetini kaybettiği olayda %40 , Kimliği belirsiz sürücü idaresindeki otomobil ile kavşaktaki manevrasını erken yaparak nizamlara aykırı şekilde ters yönü kullandığı ve karşısından gelen aracın seyir dengesini bozarak kazaya sebebiyet verdiği anlaşılmakla sürücünün %60 oranında kusurlu" oldukları tespit edilmiştir.Bu durumda kusur raporları arasındaki çelişki giderilmiş olup, kaza anını gösteren kamera kayıtları nazara alınarak plakası tespit edilemeyen ve kimliği belirsiz sürücünün kullandığı beyaz renkli aracın kazaya karıştığı ve kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu tespit edilmiş olmasına göre davalı vekilinin kusura ve husumete ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı vermiş olduğu istinaf dilekçesinde; davacının maluliyeti oluşmadığına yönünde istinaf talebi bulunmadığından davacının maluliyeti ve oranı bakımından davacı lehine usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Davalı vekilinin SGK'dan yapılan ödemenin mahsubu, davanın belirsiz alacak olarak açılayacağına ve tazminat hesaplamasında TRH 2010 Yaşam Tablosu uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf talepleri ise dairemizin ilk kararında karşılanmış olup aynı yöne değinen istinaf talepleri yeniden inceleme konusu yapılmamıştır. Yine İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda; (Dava belirsiz alacak davası olarak değil kısmi dava olarak açılmış olduğundan davacı vekilinin sadece bir kez ıslah hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle mahkemece davacının talep artırım hakkı bulunmadığı ve ancak bir kez ıslah yapabileceği gözden kaçırılarak, ikinci kere verilen ıslah dilekçesi doğrultusunda tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.) davacının talep arttırım hakkı bulunmadığı ve ancak bir kez ıslah yapabileceği nazara alınarak davacı vekilinin 12/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde talep edilen 500,00-TL sürekli ve 500,00-TL geçici iş göremezlik tazminatından sadece sürekli iş göremezlik tazminatını 260.098,00-TL artırarak 260.598,00-TL'ye çıkardıklarını belirtmesi ile 260.598,00-TL sürekli iş göremezlik ve 500,00-TL geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesi ile davacı vekilinin ikinci kez arttırdığı miktar için davanın reddi ile reddedilen dava değeri üzerinden AAÜT hükümlerine göre davalı lehine vekalet ücreti belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekili ile davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-a)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,b)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 17.835,60 TL harçtan peşin alınan 4.458,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.376,70 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/04/2026