Yabancı ülkede iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarda zamanaşımı süresi, hak düşürücü süre ayrımı ve vekalet ücretine ilişkin 9. Hukuk Dairesi içtihadı.
Özet: Davacı işçinin yurt dışındaki çalışmasından kaynaklanan kıdem, ihbar ve diğer işçilik alacakları talebiyle açtığı, işverenin ise zamanaşımı ve yabancı hukuk uygulanması definde bulunduğu uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesinin yabancı hukuktaki dava açma sürelerini hak düşürücü olarak değerlendirerek davayı reddetmesini ve istinafın bu kararı onamasını takiben, Yargıtay daha önceki içtihatlarından dönerek ilgili yabancı kanundaki sürelerin hak düşürücü değil zamanaşımı süresi niteliğinde olduğunu ve dava tarihi itibarıyla alacakların zamanaşımına uğradığını tespit etmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/2234 E.  ,  2025/6665 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/3022 E., 2024/3689 K.
DAVA TARİHİ : 29.05.2020
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 58. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/554 E., 2024/261 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının yurt dışındaki şantiyelerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının yabancı ülkede çalıştığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasının mümkün olmadığını, uyuşmazlığa ilgili ülke hukukunun uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, iş sözleşmesinden doğan taleplerde, talebin tâbi olduğu hukukun (esasa uygulanan hukuk) zamanaşımı ve hak düşürücü süre bakımından da yetkili olduğu dikkate alındığında ... Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanmasının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkındaki Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereği olduğu, ... Federasyonu İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin, hak düşürücü süre olarak düzenlendiği, davacının hak düşürücü süreden sonra bu davayı açtığı ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidildiğinden davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekili tarafından süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde, hem zamanaşımı def'inde bulunulduğu hem de uygulanacak hukuk (taraflar arasındaki uyuşmazlığa davacının çalıştığı ülke hukukunun uygulanması gerektiği) itirazında bulunulduğu, dolayısıyla eldeki davada talep edilen alacakların, dava tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığı, davanın zamanaşımı nedeniyle değil de hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu ancak istinaf incelemesinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılacağına dair yasal düzenleme gereği davanın zamanaşımı nedeniyle değil de hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi yönündeki hatanın kaldırma nedeni yapılmadığı, içtihat değişikliği sebebiyle davanın reddine karar verildiği gözetilerek Mahkemece davalı lehine vekâlet ücreti verilmemesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Dava konusu uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, yabancı hukukun uygulanmasının adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu,
b. Rus hukukuna göre davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin hatalı olduğu,
c. Yargılama giderleri ile arabulculuk ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde; davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı ve vekâlet ücreti konularına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
... Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de söz konusu sürelerin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi ve bu konuda istinaf talebi bulunmadığı gerekçesiyle kararın ortadan kaldırılmaması hatalı olmakla birlikte, bu hata sonuca etkili olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davacı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.