YİDK kararının iptali istemli davada, "..." ibaresinin çay ürünlerinde tanımlayıcı olmaması ve benzer markalarla karıştırılma ihtimali nedeniyle marka başvurusunun reddinin hukuka uygun bulunması.
Özet: Davacının "... çayı" ibareli marka başvurusunun "çaylar ve buzlu çaylar" emtiaları için, davalı şirketin tescilli markalarıyla karıştırılma ihtimali nedeniyle Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedilmesi üzerine açtığı iptal davası, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi tarafından, "..." ibaresinin çay ürünleri için tanımlayıcı olmadığı ve esaslı ortak unsur olduğu gerekçesiyle esastan reddedilerek onanmış ve yüksek mahkeme nezdinde temyiz incelemesine konu olmuştur.

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/914 Esas, 2025/1107 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/180 E., 2023/8 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... nezdinde yaptığı 2020/80618 sayılı ve "... ... Çayı" ibareli marka başvurusunun diğer davalının itirazı üzerine "Çaylar ve buzlu çaylar" emtialarında kısmen reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2020-M-3094 sayılı kararıyla nihai olarak reddedilmiş olduğunu, oysa müvekkili markasının asli unsurunun "Karali çay" ibaresi olduğunu, "... çayı" ibaresinin ise tanımlayıcı nitelikte bulunduğunu, aralarında benzerlik bulunmayan taraf markalarının karıştırılmayacağını, markaların bütünlüğünü bozmak suretiyle kurulmaya çalışan benzerliğin asılsız olduğunu ileri sürerek 2022-M-3094 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarakk davanın reddini istemiştir.2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "... Çayı" ve "......" markalarının sektöründe bilinen, tanınmış markalar olup, daha geniş bir korumaya sahip olduğunu, müvekkili markalarına benzeyen dava konusu markanın müvekkilinin markası gibi algılanacağını, aynı ve benzer türden malları kapsadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan "Çaylar, buzlu çaylar." emtiaları ile redde mesnet markalar kapsamlarında yer alan "Çay." emtialarının aynı/ aynı tür olduğu, dava konusu marka başvurusunda "..." ibaresinin ön plana çıkartılacak şekilde mizanpajının yapıldığı, markanın genel görünümü içinde söz konusu ibarenin hemen ve ilk bakışta algılanabilecek konumda olduğu, şekil unsurunun kelime unsuruna göre arka planda kaldığı, redde mesnet markalar incelendiğinde, "LÜKS ... ÇAYI" ve "... ÇAYI" ibarelerinden oluştukları, taraf markalarının genel görünümleri içinde ayırt ediciliği sağlayan esaslı unsurun müşterek olarak "..." sözcüğü olduğu, bu sözcüğün davaya konu emtialar bakımından tanımlayıcı olmadığının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.03.2012 tarih ve 2010/4132 E. - 2012/3269 K.; 19.01.2015 tarih ve 2014/15448 E. - 2015/649 K. sayılı kararlarında da ifade edildiği, buna göre; daha önce redde mesnet markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka başvurusunu davaya konu emtialar üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu marka ile redde mesnet markalar arasında ilişki kurabileceği, marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunabileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, başvurudaki "Karali" ibaresinin çatı markası olduğu ve somut uyuşmazlık yönünden benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmayacağı, "çayın kralı" ve "geleneksel" ibarelerinin de ayırt ediciliği sağlamadığı, bu durumda "..." ibaresinin her iki taraf markasında ortak esas unsur olarak yer aldığı, dava konusu marka kompozisyonunda da bu ibarenin öne çıkartılarak kullanıldığı, her ne kadar davacı tarafça "..." ibaresinin çay emtiası yönünden tanımlayıcı olduğu ve ayırt edicilik taşımadığı ileri sürülmüş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.03.2012 tarih, 2010/4132 E., 2012/3269 K. ve 19.01.2015 tarih, 2014/15448 E., 2015/649 K. sayılı kararlarında da açıkça kabul edildiği üzere "..." ibaresinin, çay ürünü yönünden tanımlayıcı bir nitelik taşımadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.