İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında cari hesap alacağı ve yazılı sözleşme geçerliliği tartışması.
Özet: Davacı, davalının cari hesap ekstresine dayalı 106.166,50 TL alacak iddiasıyla başlattığı icra takibine yaptığı itirazın iptalini ve %20 icra inkar tazminatı ödenmesini talep ederken, davalı ise taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi veya borcu ispatlayan başka bir belge bulunmadığını, tek taraflı düzenlenen ekstreye dayanılan takibin mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddini ve %20 kötü niyet tazminatı ödenmesini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/684 Esas
KARAR NO : 2026/254
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/09/2025
KARAR TARİHİ : 14/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı müvekkil, davalı şirketten ekte delillerimiz arasında sunulu cari hesap ekstresi gereği 106.166,50.-TL alacaklı olduğunu, Davalı yanın cari hesap konusu bedeli ödemeye yanaşmaması üzerine ... 28.İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, ödeme emri borçlu yana 16.08.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, Davalı yan tarafından söz konusu takibe alacaklı yana karşı herhangi bir borçlarının bulunmadığından bahisle 18.08.2025 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, Arz ve izah edilen nedenlerle; itirazın iptalini, davalı yan tarafından itiraz edildiğinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin 02.10.2025 tarihli davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı müvekkil şirket arasında dönem dönem ticari faaliyetler gerçekleştirildiğini, ancak davalı yan, müvekkil davalı aleyhine 08.07.2025 tarihinde haksızve mesnetsiz şekilde ... 28.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, Oysa ki takip tarihi itibari ile icra takibine konu edilebilecek nitelikte herhangi bir borç mevcut olmadığını, Somut olayda, davacı tarafça dosyaya sunulmuş herhangi bir yazılı cari hesap sözleşmesi mevcut olmadığı gibi, davalı müvekkil şirketin cari hesap ilişkisinin tarafı olduğuna dair imzalı bir belge veya ticari taahhüt de bulunmadığını, Özellikle de ticari ilişkilerde mal teslimine dair irsaliye, tesellüm belgesi, taşıma evrakı ya da dijital teslimat kaydı gibi somut belgelerle bu iddianın ispatlanması gerekirken davacı tarafından bu hususa ilişkin bir belge de sunulmadığını, Arz ve izah edilen nedenlerle; davanın reddine, davacı tarafa 9020'den az olmamak üzere kötü niyet tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı şirket ile davalı müvekkil şirket arasında dönem dönem ticari faaliyetler gerçekleştirilmiştir ancak davalı yan, müvekkil davalı aleyhine 08/07/2025 tarihinde haksız ve mesnetsiz şekilde ... 28. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatmıştır. Oysa ki takip tarihi itibari ile icra takibine konu edilebilecek nitelikte herhangi bir borç mevcut değildir. Bu nedenle de davacı tarafın bakiye cari hesap alacağının bulunduğu iddiasıyla başlattığı takip bütünüyle haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olup, davaya konu edilen alacak talebi hukuken dayanaktan yoksundur. Zira davacı taraf söz konusu iddiasını yalnızca cari hesap ekstresine dayandırmaktadır. Tek başına cari hesap ekstresi de taraflar arasında borç doğuran bir sözleşmenin varlığını ispatlamaya yeterli değildir. Bu çerçevede bilindiği üzere, cari hesap sözleşmesinin yazılı şekilde düzenlenmesi TTK’nın açık hükmü gereğidir. Noter onayı zorunlu olmamakla birlikte, sözleşmenin yazılı şekilde düzenlenmemesi durumunda sözleşme geçersiz sayılır. somut olayda, davacı tarafça dosyaya sunulmuş herhangi bir yazılı cari hesap sözleşmesi mevcut olmadığı gibi, davalı müvekkil şirketin cari hesap ilişkisinin tarafı olduğuna dair imzalı bir belge veya ticari taahhüt de bulunmamaktadır. Dolayısıyla tek taraflı olarak düzenlenen ve içeriği müvekkil tarafından hiçbir şekilde kabul edilmemiş bir cari hesap ekstresine dayanılarak başlatılan icra takibi hukuken geçersizdir. Bu nedenle davacının alacak iddiası ispatlanmamış olup, takip ve davanın tüm talepler yönünden reddi gerekmektedir.
Öte yandan tarafların söz konusu borç ilişkisine istinaden faiz talep edebilmesi için borçlu tarafın temmerüde düşürülmesi zorunluluğu ilgili hükümler uyarınca açıkça ortadadır. Nitekim ... 28. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı müvekkil aleyhine başlatılan takip 900,96 TL tutarında işlemiş faiz alacağı barındırmaktadır. Ancak dosya kapsamında davalı müvekkilin mevcut bir borç ilişkisine istinaden temmerrüde düşürüldüğüne ilişkin somut bir delil sunulmuştur.
Yukarıda arz ve izah edilen tüm nedenlerle; taraflar arasında herhangi bir borç ilişkisinin varlığını kanıtlar nitelikte somut delil sunulamamış olması, icra takibinin haksız ve kötü niyetli şekilde başlatılması, temerrüt koşullarının gerçekleşmemesi ve icra inkar tazminatına ilişkin yasal şartların oluşmaması nedenleriyle;
Davacının haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun taleplerinin tamamının reddine,
Davacı tarafa %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine,
Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini," talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan dava; davacının cari hesap nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir.
Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin ... E...K sayılı ilamında özetle; "Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin ...Esas, ... Karar sayılı ilamında; " Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kuralla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı taraf faturaların davalı tarafa tebliği edildiğini ve iade edilmediğini bildirmiş ve tebliğ belgeleri sunmuştur. Davalı tarafın beyanları ise faturaların tebliğ edildiğini ortaya koymakta ancak teslim edilmeyen malların faturalarının iade edildiğini savunmaktadır. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle, tebliğ edildiği anlaşılan faturalara itiraz edildiği veya süresi içinde iade edildiği olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olarak ispat yükü altında olan davalı bunu kanıtlayamamış ve fatura içerikleri kesinleşmiştir. Bu nedenle davanın kabulü gerekirken kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır." şeklinde belirtildiği üzere, itiraz edilmeksizin ticari defterleri kaydedilen faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılır." şeklinde karar verilmiştir.
Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ve davalı beyanlarından taraflar arasında ticari bir satım ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının icra takibine konu ettiği faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması, hiç bir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden, faturalar içeriğindeki malların davalıya teslim edildiğine karine oluşturur. Bu karinenin aksini, bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu davalı ispatlamalıdır. Ticari defterlerde kayıtlı bir hususun aksinin ispatı da ancak yazılı delille mümkün olabilecektir. Somut olayda davalı tarafça takibe konu faturalar ticari defterlerine işlenmiş olup, davacı alacağını ispatlamıştır. Davalı bu faturaların bedellerini ödediğini savunmuş ve tahsilat makbuzlarına dayanmış olmakla faturalara konu malların bedellerini davacıya ödediğini ispat yükü, davalı üzerindedir." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman mali bilirkişiden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı şirkete ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Takip tarihi itibariyle davalı şirketten 106.166,50 TL alacaklı olduğu, Davalı şirkete ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dola; le sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Takip tarihi itibariyle davacı şirkete 106.166,50 TL borcu bulunduğu, Takip tarih Takip talebinde talep edilen miktar ile aynı olduğu, Buna göre; Takip tarihi itibariyle 106.166,50 TL Asıl Alacak ve 900,96 TL İşlemiş faiz miktarı olmak üzere toplam 107.067,46 TL talep edebileceği, itibariyle 900,96 TL İşlemiş faiz hesaplanmıştır" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafça davalı ile aralarında devam eden ticari ilişki olduğu ve bu sebeple cari hesap ilişkisi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddia edilmiş, davalı tarafça ise bahse konu faturalara konu ürünlerin kendisi tarafından teslim alınmadığını bu hususu ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu savunulmuştur. Mahkememizce yapılan duruşma neticesinde defter inceleme günü tayin edilmiş ve tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Taraflarca sunulan ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfını haiz olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın defterlerinin bilirkişi tarafından yapılan incelemesinde takip tarihi itibariyle bahse konu faturalar nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu, davalı tarafın defterlerinin incelenmesinde de takip tarihi itibariyle bahse konu faturaların davalının ticari defter ve kayıtların işlendiği ve davacıya aynı miktarda borçlu olduğu tespit edilmiş ve her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının birbirini teyit ettiği anlaşılmıştır. Emsal alınan istinaf ilamlarında da belirtildiği üzere bir tacir kendi defterine aleyhine kayıt düşemeyeceğinden, davacı tarafından kesilen faturaların davalı defterlerine kayıt edilmiş olması ile davacı taraf emtianın teslim edildiğini ve alacak iddiasını ispat etmiştir. Aksinin davalı tarafça yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. Davalı tarafça söz konusu emtianın kendisine teslim edilmediğine ilişkin yazılı bir delil sunulamadığı gibi bahse konu fatura tutarını davacıya ödediğine dair herhangi bir belge de sunulamamıştır. Bu sebeple davacının asıl alacak bakımından davasının kabulüne, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari ilişkiden kaynaklanması, alacağın likit ve muayyen olması nedeniyle %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve işlemiş faiz yönünden ise davacı tarafından davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğinden talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1-Davalı tarafından ... 28. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 106.166,50 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarla DEVAMINA, takipten önce işlemiş faiz talebinin reddine,
2-Alacağın % 20'si olan 21.233,30 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.252,23 TL harçtan peşin alınan 1.293,11 TL'nin mahsup edilerek bakiye 5.959,12 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre (dava %99,16 oranında kabul edilmiştir) 4.561,36 TL'sinden davalı tarafın, (dava %0,84 oranında red edilmiştir) 38,64 TL'sinden davacı tarafın sorumlu olması kaydı ile tahsili ve hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 1.293,11 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 1.908,51 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen (dava %99,16 oranında kabul edilmiştir) 106.166,50 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 45.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen red edilen (dava %0,84 oranında red edilmiştir) 900,96 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olunan 900,96 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 45,00 TL tebligat, posta gideri ile 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.545,00 TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 7.481,62 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/04/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır